6 Şubat depremlerinden sonra ülkemizde herkesin öyle ya da böyle psikolojisi bozuldu. Bazılarımız neredeyse olayı farklı, daha üst perdeden görmeye ve algılamaya başladık. Yüce Allah hepimizi esirgesin… Korkmamak mümkün değil… Ancak korkutmamakta mümkün değil. Cübbeli Ahmet Hoca çıktı, Kayseri’yi işaret etti… Hepimiz sokaklara döküldük. Şimdi birileri çıkıyor ve korku salan açıklamalarda bulunuyorlar. Bunu gerçekten biliyormusunuz, yoksa eften püsten nasıl olsa ben söyleyeyim, bir gün tesadüf olursa “Söylediydim deyim” mantığımı var. Koskoca bilim adamlarını anlamak mümkün değil…
Daha genç bir kameramanken 1999 Kocaeli ve 2000 Düzce depremlerinden hemen sonra TRT ve Erciyes TV adına bölgede görev yaptım. Depremden sonra neler yaşandı… Bunu ne ben anlatayım, ne de siz dinleyin… Ama o zamanlarda bilim adına saçma sapan açıklamalar yapan bir sürü tip vardı…
Sadece olaya bakış açısı anlamında bir dipnot eklemek ve insanlarımızın panikten kurtarmak adına bu yazıyı kalema alma gereği duydum…
1-    Öncelikle depremleri hiç kimse önceden bilemiyor…
Bu teknik olarak mümkün değil, deniliyor ( Bunu ben söylemiyorum bilim adamları söylüyor)
2-    Bilgi kirliliğine dikkat edin diyorlar ( bunu ya bilim adamları ya da ilim adamları dediğimiz önde gelen isimleri yapıyor)
3-    Vatandaş canının derdine düşmüşken, birileri çok rahat bir şekilde çıkıp enini sonunu düşünmeden konuşabiliyor..
Velhasılı kelam… 
Deprem gerçeğini biz bir vatandaş olarak bilim adamlarından daha iyi biliyoruz. 
Çünkü biz yaşıyoruz onlar sorumluluklarını yerine getirmek yerine sadece konuşuyor.
1999 ve 2000 büyük depremlerinde gördük… Şöhrete ulaşan bilim adamlarını…
Lütfen artık bunun üzerinden prim yapmaya kalkmayın…!
Eğer bir yerde gerçekten deprem sorunu varsa adam gibi konuşun… 
Masaya vurun, çıkın bas bas bağırın ama biliyorsanız bağırın… 
Bizde arkanıza düşelim evlere girmeyelim… 
Ne bileyim sokaktamı yatacağız, başka bir şey mi… 
Herkes bir şekilde başının çaresine baksın…
Depremden, enkaz altında kalıp ölmekten daha iyi değilmidir.

Bu saatten sonra birbirimizi olumsuz etkileyecek negatif enerji yükleyecek söylemlerden kaçınalım…
Bakın bu dönemde yakınende tanıdığım ve güvendiğim birisi olan Adnan Evsen’i her açıklamalarına imza atarım…
Neden?
Çünkü Adnan Evsen hoca olayın vahametinin bilincinde… 
Akıllı ve mantıklı söylemlerle çıkış yapıyor…
Bu milletin her şeyden önce ruh sağlığına ve öncesinde morale ihtiyacı var…
Bilmem ne odası çıkmışta, bilmem ne raporu hazırlamış…
Yahu kardeşim 50 senedir vardınız… Nerdeydiniz…
1999-2000 ve 2023 depremleri öncesi neredeydiniz…
Bu raporları niye şimdiye kadar hazırlamadınız…
Herkes müteahhitlere suç buluyor…
Şimdi olayın bir başka boyutuna bakalım…
Zemin etüt raporunu kimler hazırlıyor…
Bu raporlarda kimlerin imzası var…
Hani diyorlarya şehirleri fay hattının üzerine kurmuşlar diye…
Bu zemin etüt raporlarını belediye başkanımı imzalıyor, yoksa müteahhit mi?
Bu nasıl bir denklem…
Biz suçluyu ararkende, soruyu bulandırdığımız için doğruyuda bulandırıyoruz..
Türkiye’de, Dünya’nın her yerinde deprem riski var…
Bunu bende babaannemde biliyor…
Bu acı gerçeği bilmek için bilim adamı olmaya gerek var mı...
Yapılması gereken süreci doğru yönetmek…
Herkes üzerine düşen görevi en iyi şekilde yapmalı…
Laf olsun, reklam olsun mantığını bırakıp, Allah için, Hak için, bu millet, bu vatan için doğruyu söyleyelim…
Bilmiyorsakta lütfen kafaları karıştırmayalım…
Bunun vebalide büyük…
Allah hepimize itidal versin…
Laf olsun diye kimse konuşmasın…
Varsa bir şey çıksın ortaya… Adamlar adalet diye yürüyor…
Bu kadar çok biliyor ve inanıyorsanız TV ekranlarını kullanmayın, yapmayın…
“İnsanlar ölmesin” diye yürüyüş başlatın.
Ne bileyim bir hamle yapın…
Siz inanıyorsanız, inandığınızı gösterin…
Bizde arkanızdan gelelim…
Lütfen! Arada bir çıkıp zihnimizi bulandırmayın…
Doğru, ciddiyet gerektirir…
Haydi var mısınız!