Son günlerde bilmem farkedebildiniz mi Arnavutluk’ta Bektaşı Devleti Kurulması için çalışma başlatıldı. Milli mücadele döneminde tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla birlikte Bektaşilik diğer adıyla Alevilik merkezi Arnavutluk Başkenti Tirana taşınmıştı. Bir adım daha günümüzde Arnavutluk’tan geldi. Türkiye alevi ve Bektaşileri ise bu duruma çok ta karşı çıkmıyor. Peki Bektaşilik Devleti Kurulursa kime neye hizmet edecek veya fayda sağlayacak!
Ülkemizde köklerini Hoca Ahmet Yesevi’den alan Bektaşilik ve diğer adıyla Aleviliğin merkezi devletçilik ve milletçiliktir…
Devletini ve milletini seven Bektaşiler günümüzde Hacı Bektaşi Veli’ye bağlı ibadetlerini yapıyorlar ve yollarını Bektaşi inancına göre sürdürüyorlar.
Bu arada Bektâşîlik ve Alevilik ilgili çalışması bulunan Abdülkadir Sezgin'e göre Alevî kelimesi ile Bektâşî kelimesi arasında herhangi bir fark bulunmuyor. Her ikiside Hacı Bektaş-ı Velî'yi sevip saymalarına rağmen, Hz.Muhammed (S.A.V) in soyundan geldiğine inanılan Alevî ocaklarına bağlılar.
Dünya’da aslında etkin olmalarına rağmen Alevi Düşmanlığıyla sıkça karşılayan Bektaşiler bu haklı mücadelelerinde daha iyi yol alabilmek adına Vatikan modeli gibi bir Devlet oluşma gayreti içerisine girdi.
Bu durum Dünya’da yaşayan Alevi ve Bektaşilerin çoğunluğunca kabul gördü.
1930 da Türkiye’de yaşanan bazı sorunların ardından Arnavutluk merkezine taşınan Alevi Bektaşi merkezi Dünya Bektaşi Merkezi olarak isimlendirildi. Derğahın Dedesi ise Baba Mondi oldu.
Tüm bu gelişmelerle birlikte önemli bir fikir ortaya koyan Bektaşiler bir devlet kurarak aslında inanç ve hürriyet özgürlüklerini ilan etmiş olacaklar. Burada inanç merkezinde Dünya üzerinde Alevilere karşı yapılan saldırılar, ötekileştirmeler ve kaygıların giderilmesi amaçlanıyor.
Bu durum ülkemizde haklı nedenlere bağlandı.
Bazı Alevi dedelerini dinlediğimizde sorunun aslında bir araya gelememekten küresel ortamda birlik oluşturamamaktan kaynaklandığı konusu ortaya çıkıyor. Aslında Alevi veya Bektaşiler hiçbir zaman devlet kurmak veya ayrı bir milletmiş gibi tavır almak yoluna girmedi veya düşünce aşamasına bile gelmedi.
Burada amaç devlet olmak değil, Dünya milletleri arasında düşünsel bir otorite kurmak…
Fikir an itibariyle olumlu gibi görünüyor.
Tabii gidişata bakmak lazım…
Türkiye alevi ve Bektaşilerini yok sayan bir erke dönüşürse, sorun bitmez, Türkiye alevilerinin bu durumda atacağı adımlarda önemli.
Tavsiye ve telkinlerin etkin olması gerekli.
Bektaşilik “Eline, Diline, Beline” sahip ol diyen geniş bir kültürden geliyor.
Mütevazilik bu derğahın veya kuruluşun temelinde var.
Bekleyelim, görelim, nasıl olacak!