Ramazan bayramına şurada ne kaldı ki, ancak insanlarımız eski bayramları yaşayamamanın burukluğunu hissediyor. Eskiden bayram gelmeden her taraf heyecan dolardı, güvenlik veya maddi kaygılar yoktu. Her şey 6 yıl önce pandemi ile başladı.

 

Evet, her şey pandemi ile başladı. İnsanlar önce hastalıktan, sonra depremden şimdide küresel olarak savaştan ve akabinde maddi sorunlardan kaygılı…

Zaman öyle bir devire dönüştü kü, doğruların yer değiştirdiği bir süreç…

Kişiliklerin hızla değiştiği bir toplum…

“Ne zaman olduk, ne zaman böyle dönüştük” diye kendime sormadan edemiyorum.

Bu devir, sanki hepsi bir arada moduyla insanlığı strese sokan etkenleri yaşatıyor.

6 yıldır böyle…

 

Bir dönem hastalıktan sokağa çıkamayan ve ev hayatı iyiymiş diye düşünmeye başlayan toplumumuz, depremle sarsılınca bu kez de başka bir korku ve kaygı ile yaşamını sürdürmeye başladı.

Tabii bu arada karın doyurmak gerekiyordu, insanlar para kazanmak ve iaşesini temin etmek için halden hale girdi.

Tam bir şeyler düzeldi derken, fahiş fiyat ve ekonomik sorunlar ortaya çıkmaya başladı.

Gençlerin işsizliği, büyüklerin ev geçindirme kaygısına son dönemde Dünya’da yaşanan savaş kaygısı da eklendi.

Hepimiz artık yalnız başımıza yol yürümeye başladık.

Dönem böyle bir döneme evrildi.

Her şey para oldu, ama parası olanda sorunlarıyla başedememekten şikayetçi.

Devir farklı bir konuma doğru ilerliyor.

Peki bu gidiş nereye doğru evrilecek.

Bu sıkıntılar artacak mı, yoksa rahatlama yaşanacak mı?

Ben bu sorunun bu yıl sonuna doğru netlik kazanacağını düşünenlerdenim…

Yani umutsuz değilim.

İyi niyetliyim.

Artık sona geldik.

Dünya insanlığı, yaşam kalitesini artıracak nedenlere ulaşmak üzere…

Sanki bir doğum sancısı yaşıyoruz.

Bir süre daha sabredip, rahatlık dönemine gireceğiz.

Kural: 7 yıl kıtlık, 7 yıl bolluk dönemi…

Bence yaklaştı.

Artık yaşama ve yaşatma zamanı…

Bu devir: çok şey yaşattı bize…

Bakalım daha ne göreceğiz.

Haydi hayırlısı…