Piyasada ve insanlar üzerinde büyük olumsuz etkileri olan fahiş fiyat konusunda adeta oyun içinde oyun diyebileceğimiz şeyler yaşanıyor. Ticaret bakanlığı her gün binlerce denetimler yapıyor. Milyonlarca para cezası uyguluyor, ancak oyun içinde oyundan bir türlü bu millet kurtulamıyor. Bence tek çözüm… Net bir şekilde ürünlerin çıkış yerlerinde ambalajlar üzerine fiyatlarının yazılması… Hem stokçuluğu önleyecektir, hem de piyasadaki orta oyunu diyebileceğimiz kadar vahim konunun önüne geçecektir…
Bir dönem hepimiz şahit olduk. Üretim yerinde markalar ve firmaların isimlerinin yazıldığı ürünlerin üzerine görülebilecek kadarda fiyatları yazılırdı. Bence bu yeniden uygulamaya koyulmalı.
Bunu genelde sigaradan falan hatırlayabilirsiniz. 
Birinci öncelikle vatandaşın cebindeki parayı haksız bir şekilde kafasına göre zam yapıp alanların önüne geçmek için yapmalıyız.
İstersek bunu A’dan Z’ye ve hatta  et, süt, un gibi ürünlerde de yapabiliriz.
Şimdi bakanlık yeni bir çalışma başlatıyor.
Yakında yasalaşacak!
TBMM Genel Kurulunda, fahiş fiyat artışı ve stokçuluk cezalarının artırılmasını da içeren Türk Ticaret Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin görüşmeleri başladı.
Fahiş fiyatta en çok yapılan şey oyun içinde oyun çevrilmesidir.
Çok entrasan, bazı uzmanlar çıkıyor diyor ki “ aman bunlara ceza yazmayın, sizin yazdığınız cezanın on katını fiyatlara yansıtıyorlar. Yine olan vatandaşa, bizlere oluyor” 
Eğer böyle ise buna karşı bakanlık neden önlem alamıyor veya şöyle söyleyeyim şunu yaptık, bu kadar ceza yazdık diyorlar da bize neden olumlu bir sonuç yansımıyor.
Onun için oyun içinde oyun denilebilecek seviyede sorunlar yaşamaya başladık.
Hemen hemen her geçen yazımda dile getiriyorum… “Öncelikle samimiyet lazım..” diye
Sadece ürün satanlarda değil, kanun çıkarıcılarında samimiyetle buna eğilmesi ve hatta piyasayı vuranların üzerinde otorite kurması lazım.
TV ekranlarında birisi çıkıyor, “Avrupa’da gıda fiyatları düşüyor bizde niye yükseliyor” diyor. 
Sözün özü: 
Samimiyetle bu işi çözecekmisiniz. 
Vatandaşlar daha ne kadar bekleyecek. 
Serbest piyasa derken insanlarımıza verdiğimiz zararın ölçülerini hesaplayabilen bir mekanizmamız var mı…
Gerçekten bu günlerde geçecek mi?
İnanalım mı? 
Sorular bunlar.. 
Sözün ortasında söyledik ya, samimiyet varsa, başarıda vardır.
Bu arada Kayserispor içinde birkaç söz söylemek istedim. Aslında Kayserispor’la ilgili uzun zamandır yazı kaleme almıyorum.
Gidişattaki sıkıntıları bildiğim için yüklenipte takımın motivasyonunu bozmak istemedim.
Gelinen noktada hani bir dönem çok söylemiştim…
Bir başarı elde ettiğimiz zaman çabuk şımarıyoruz.
Kaybettiğimiz zamanda çabuk demorolize oluyoruz.
Yöneticilerin ve futbolcuların bu durumlara karşı daha itidalli olmaları esastır.
Kayserispor, sıkıntıyı bugün yaşamıyor…
20 Yıldır öldüm, bittim derken birde bakıyor ki yaşıyormuşum diyebiliyor.
Bunlarda geçer… Yeter ki samimi olunsun..
Bu şehrin takımının sorunlarını çözmek için kim gayret gösteriyorsa, Allah ondan razı olsun… 
Bizde sonsuz teşekkür ediyoruz…
Bu sezon zar zor ligde kaldık seneye adam gibi bir takım oluşturmalıyız.
Bunu çözümüde kongreden geçiyor. Güçlü bir yönetim yapısı oluşturup, Kayserispor’u ligin otoritesi yapan bir yapıya ulaşmalıyız.
Kayserililire artık düşme korkusu yaşamak istemiyor.
Kalın samimiyetle…