Seçime bir aydan az bir süre kaldı. Herkes sonuçları nelerin etkileyeceğini, kimin ne kadar oy alacağını merak ediyor. Bu seçimde en etkili olacak şey nedir sorusu ön plana çıktı. TV ekranlarına çıkan ve kendini uzman olarak tanıtanların bazıları bu seçimde ekonomik durumun, vatandaşı zora sokan fahiş fiyatların seçim sonuçlarına çokta etki etmeyeceği görüşünde… Ancak vatandaşın görüşü farklı yönde… Seçim ve geçim yan yana bir sorun halinde yol alırken, Ramazan-ı Şerif’in gelmesi bir çok dengeleri de değiştirebilir. Sözün özü ülkemizde vatandaşın gerçeği ile uzmanların gerçeğinin artık örtüşmesi lazım…
Bazen oy verecek insanlar, anketleri bile yanıltabiliyor. Mesala anket firmalarının aradığı bir çok insan A partisine oy vereceğini söylerken, aslında B partisine oy veriyor. B Partisine oy vereceğini söyleyen A partisine oy veriyor. Kimisi de o anki psikolojisi nedeniyle adeta işkembeden sallıyor…
Bu nedenle ben anket firmalarının seçim sonuçlarını yüzde yüzü bırakın, yüzde 80-90 tutturduğuna inanmıyorum.
Şimdi bazıları çıkıyor ben dediydim diyor.
Doğrudur. 
Üç sonuçtan birisini biri, diğerini öteki, son şıkkı da 3 ncü yetkili söylerse, seçim sonucunu da birisi tutturmuş olur.

Aslında ülkemizde seçim son gün, son anda, sandık başında gerçekleşiyor.
Günlerdir, aylardır bir partiye kızan seçmen son anda sandığın başına vardığında kararını değiştirip, içindeki sese kulak vererek, el vicdan diyerek oy kullanıyor.
Bu nedenle seçime bir ay kala genel tabloyu tutturmak o kadar kolay değil…
Kimin partisinden vazgeçeceğini, kimin vazgeçmeyeceğini öngörmek an itibariyle imkansız…

Çünkü, herkes bir birey ve sandık başına gittiğinde toplum psikolojisiyle hareket etmiyor.
Biraz beyin matematiğinin yanı sıra gerçekleri konuşmak gerekirse, bu kadar zor bir durumda kalan insanların sorunlarını çözmek yerine anket sonuçlarını pompalayıp, seçim sonuçlarına etki algısı oluşturmakta fayda etmecek gibi görünüyor.
Bir kez ortada sorun var.
Bu sorunun çözülmesi için hiçbir siyasetçi tarafından şu ana kadar somut bir adım atılamadı.
Fahiş fiyatın engellenmesi için atılamayan adımların vatandaşın cebini olumsuz etkilemesi mutlaka seçim sonuçlarına da yansıyacaktır.
“Sorunları sümen altı etmekle daha da büyütürsünüz” sözüne karşı buradan siyasetçileri uyarıyoruz.
Gelin vatandaşı rahatlatın, nasıl olacakça olsun ama rahatlatın…
Ekonomik durum ortada, seçim ortada, Ramazan-ı Şerif geliyor herkesin durumları ortada…
O zaman yapılacak tek şey var…
Birilerini suçlamak veya bahane üretmek yerine somut adımlar atmak…
Seçim ve Ramazan-ı Şerif öncesi net adımları sizlerden bekliyoruz.
Ekonominin düzelmesi şart, vatandaş, evine götüreceği bir tek ekmeğin bile hesabını yapar oldu.
Bunu görmeliyiz, anlamalıyız ve bu sorunu hep birlikte çözmeliyiz… 
Kendimize seçimi kazanmak için değil, ülkemizin kazanması ve vatandaşın rahat edebilmesi için hedefler koymalıyız… 
Ona göre çalışmalıyız.
Anket firmalarına değil, vatandaşa ve söylediklerine güvenmeliyiz…
Bu ülkemiz içinde bir elzemdir.
Sözün özü: Seçim olsun olmasın, kim seçilirse seçilsin, piyasadaki fahiş fiyat, ekonomik sıkıntıların çözülmediği takdirde sorunlar bitmeyecektir. 
Gündemimiz seçim değil, sorunlarımızın çözümü olmalı…
Bizden söylemesi…