Evet! Bugün enteresan bir görüşle başladık yazımıza… ABD’nin İran’da başarısız olmasının arka nedeni bence İsrail’in Filistin’e saldırması ve Dünya insanlığının telkinlerine kulak kapatmasıyla başladı. ABD, burada İsrail’e destek vermese de, İran’la direk masaya otursaydı… Her konuda daha başarılı olurdu. Savaşta en başarılı hamle kuşatmadır. ABD, bir NATO ülkesi olmayan İsrail ile aynı tavıra girince, NATO’da da yalnız kaldı.

Bilmem kısa da olsa anlatabildin mi…

Siz bir NATO grubu oluşturacaksınız.

Ama bazı bilgileri bura ile paralel paylaşımlar yapmadan bir ülkenin peşine gideceksiniz.

Sonuçta NATO bir ortaklıktır.

Burada alınacak kararların masaya yatırılması ve yapılacak işlemlerin ortak kararla yürütülmesi gereklidir.

Gelinen noktada Başkan Trump’ı, İsrail yanlış ata bindirdi.

Bunu fark eden Başkan Trump attan inip, doğru adımlar atabilmek adına hamleler yapıyor.

NATO zirvesiyle gücünü ve rüştünü dünyaya ispat eden Türkiye ise bu tabloda en etkili aktör oldu.

Bu noktada kıskanılan bir ülkeyiz denilen boyuta GERÇEKTEN geldik.

İyi yönetim, iyi sonuçlara neden olur.

Ülkemiz özellikle dış politikada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hamleleri takdir toplamaya başladı.

Başarılı olduğumuz nereden anlıyoruz derseniz…

Yunanistan ve İsrail’in tavırlarından diyebiliriz.

Suriye’nin özerkliğine kavuşmasının ardından bölgede yapılması gerekenlerin bir bir yapılabilmesi için Türkiye’ye büyük sorumluluk ve ağabeylik görevi yüklendi.

Bunun bilinciyle yola çıkan liderler, vazgeçilmez ülke konumundaki Türkiye’yi her daim desteklemek zorunda kalacak.

Başkan Trump’ın İsrail ile ilişkilerinin zayıflamasıyla dengelerin daha da iyi oturacağına inanıyoruz.

İran’da yaşananlarında kısa zamanda sonuca varacağı tahmin ediliyor.

Ukrayna ve Rusya’nın anlaşma masasına oturması Dünya’da artık savaşların geride kalacağı anlamını taşıyacak.

Herkes savaş bitsin huzur gelsin istiyor.

Liderlerde bu tabloyu Amerika’da yapılacak Kasım seçimlerine kadar tamamlamayı hedefliyor.

Aksi pozisyonda ortalık daha da karışabilir düşüncesiyle sağlam adımlar atılıyor.

Bu saatten sonra halka ve hakka dayanmayan tüm politikaların çökeceğine, inanç merkezlerinin artık tek elden değil, konsorsiyum şeklinde yönetileceğine inananlardanım.

Dünya’da özgürlük istiyorsak, insanların istediği şekilde inanması, inançlarını da istediği gibi yaşaması gerekmektedir.

Bunun tersi bir durum halinde seyretmesini hiç kimse sürdürülebilir hale getiremez.

Bu nedenle ben İsrail’in kendini toparlaması, Suudi Arabistan’ın açılım yapması taraftarıyım.

Dünya’da huzur için insanlığın yaşatılabilmesi için her kesimin özellikle inanç konusunda daha fedakâr tavır sergilemesi gerekiyor.

Özgürlükler, sadece yiyip içme değildir.

Özgürlükler başta düşünce özgürlüğüyle başlar.

Düşünce özgürlüğünün olmadığı yerde başka özgürlükten bahsedemeyiz.

Bırakın Dünya düşünsün, zarar vermeden düşünen herkese tüm kapıların açılması dileğiyle…

Kalın sağlıcakla…