Dünya kurulduğundan bu yana insanlığa çeşitli dinler indirildi. Hepsinde de ortak şey vardı. Dinlerin ana temalarında insanlığın yani vatandaşın yeme içme ve barınma hakkının sorun olmaktan çıkarılmasıydı. Ancak geldiğimiz noktada bile bunu başaramadık. Cilalı Taş Devrinden bu tarafa yaşanan başlıca sorunlar yeme içme ve barınma sorunu hala devam ediyor. İlginç ancak gerçek, bugün bu sorunu çözmüş Dünyamızda bir devlet ve ülke yok…
Taş devrinden beri Dünyamıza birçok din geldi. Dünya oluşturulduğu günden beri aslında tek ve temel sorunu hala çözebilmiş değiliz.
Taş devrinde de insanların asıl sorunu yeme içme ve barınmaydı.
Aradan onlarca milyon yıl geçti.
Sorun aynen duruyor…
İnsanlığın daha da modernleşmesi ve medeniyete ulaşması için bu onlarca yıl içerisinde onlarca din yeryüzüne peygamberler aracılığıyla indirildi.
Peygamberlerin hiç biride kendimi kurtarayım derdine düşmedi.
Ve hep insanın değerli olduğunu ve devletler tarafından korunup kollanması gerektiğini tevdi ettiler.
Cahiliye döneminde kız çocuklarını katleden, parası olmayan insanları köle yapanlara karşı ölümü göze alarak sağlam duruş sergileyen bir peygamberimiz vardı.
Dinler ve dinimiz ne güzel!
Başta peygamberimiz olmak üzere tüm peygamberler hep insanların yeme içme, barınma hakkının olması gerektiğini söylediler.
En son İslam ile şereflendirildik.
Sosyalizm diyen Rusya, Küba gibi ülkelerde hala vatandaşlarının bu önemli sorunlarını çözemediler, başaramadılar.
An itibariyle tüm dinler ve son din olan İslamın emirleri içerisinde olmasına rağmen Dünya’da yeme içme ve barınma sorununu çözen bir ülke veya devlet yok.
Buradan bir yere varmayacağız.
Pes de etmiyoruz.
Ancak bir şeyin olması gerektiğini anlatıyor ve tüm semavi dinlerin başlıca emirlerine rağmen 10 milyonlarca yıldır bu sorunlar neden çözülmedi veya çözülemiyor diye soruyoruz.
Sorun insan olmakta mı?
Yoksa kendini kurtarma kaygısında mı?
Müslümanın Müslümana şefaat edeceği bir ahiretten bahsederken “nasıl olacak” diye kendimize bu soruyu sormuyor muyuz?
Sonuç olarak dinler ve bitmeyen sorunlarla baş başayız.
Kim ne kadar haklı, ne kadar haksız biz karar veremeyiz.
Din vicdan değil midir.?
Her dini olanında bir vicdanı yok mudur?
Herkes vicdanına bu soruyu sormalı!
Biz Dünya’ya niye geldik?
Biz ne için varız?
Fedakarlık mı, fırsatçılık mı yapmalıyız?
Herkes kendine bu soruları sormalı…
İşte o zaman sorunlarımız çözüme kavuşacak, dinimizi de en güzel şekilde yaşayacağız.
Bu bir fikir…
Yüce Allah’ın yeryüzüne gönderdiği dinlerden oluşan bir fikir!
Tabii ki anlayana…
Kalın sağlıcakla.