Günümüzün en büyük sorunu nedir diye sorsam her halde herkes farklı şeyler söyler. Ancak günümüzde özellikle sosyal medya veya sokak ortamı göz önünde bulundurulunca cehaletin büyük bir sorun olduğu konusunda ortak anlayış sergileyebiliriz. Evet! Günümüzün en büyük sorunu cehalettir… İş bilmez, kendini bilmez tiplerin her şeyi bildiğini zannedip, bulunduğu ortama ve topluma zarar vermesi cehaletin sonucudur….
Gençlerimize öylesine özgüven aşıladık ki, artık işimiz oldukça zor. Hele hele kız çocuklarımızın son dönemdeki rahatlığı, toplumumuzu en çok rahatsız eden ve işin içinden çıkılmaz bir hal alan durum şekline büründü.
Açılmayı medeniyet zanneden bir gençlik görmeye başladık.
Gecenin saat 2’sinde 3’ünde tek başına gezen genç kızlarımızı görmeye başladık.
Teşhircilikte sınır tanımayan bir gençlik var.
‘İnsan’ın tanımı tarih boyunca medeniyettir.
İnsan varsa, bir toplumda medeniyetten bahsedebiliriz.
Geldiğimiz noktada kadınları koruma kanunlarıyla ortaya çıkan özgüven, bir başka yöne doğru evrilmeye başladı.
Birdenbire “Yahu biz ne ara bu kadar rahat olduk” demeye başladık.
Bunu sokakta yürürken herkes görebiliyor.
Bir anne veya babanın gücünün yetmediği gençlerimizin nasıl bir özgüvenle sokaklarda dolaştığına şahit oluyoruz.
Bizim gençliğimizde, kibarlık, düzgün ve temiz giymek, asil yürümek, traşlı olmak ve hatta ayakkabısı boyalı olmak bir erdemdi. 
Bu bir gencin duruşuydu.
Şimdilerde ise abuk subuk giyinmek, bir kafede bir şeyler içiyormuş gibi görünmek ve hatta olduğunca yüksek sesle küfürlü konuşmak sorunu ortaya çıktı.
Cehaletten bahsederken aslında bunu kastetmeye çalışıyorum.
İnsan kendisine saygı duyar ve saygı duyulmasını bekler.
Hakkıdır da…
İnsan bu duruşuyla da toplumda bir medeniyet çizgisine katkı sağlar.
Konuşmasıyla oturmasıyla, yürüyüşüyle her genç örnek olmalı.
Toplumun benimsemediği her şey aslında tuhaf sonuçlar da doğurabiliyor.
Bir şeyleri doğru yapalım derken aslında nasıl tuhaf bir ortama düştüğümüzü de görmenin zamanı geldi.
Özellikle gençlerimiz artık cahilce şeylerin bilincine varmalı.
Sosyal medyada sıkça görüyoruz.
Kraliçelerin açık saçık değil, güzel giymeye veya doğru giyinmeye önem verdiğini...
Bizim kültürümüzde ise bu tablo daha da iyi…
Bu bilinçle, sorumluluk anlayışıyla dilimin gücünün yettiği kadar söylemeye çalışıyorum.
Ben, saçı açık kapalı kızlarımıza asla bir şey demem.
O kendi inisiyatifinde…
Saygıyla karşılarım…
İnanır inancını öyle yaşamak ister.
Saygı duyarım.
Teşhirci boyutunda açılıp, saçılan annesini babasını komşusunu hiçe sayanları ayıktırmaya çalışıyorum.
Mevzuu bu…
Doğru, hepimiz için önemli…
Gençler, sizlere sesleniyorum.
Kendinizi korumayı öğrenin.
Güzel giyinmekte bir korunmaktır.
Bu size benden bir ağabey tavsiyesi olsun…
Bakın bu tablodan ne anneniz, ne babanız ne de bizler memnun değiliz.
Siz abuk, subuk giyince kendi kalitenizi ortaya koyamıyorsunuz.
Ben biliyorum ki, aslında özünüz temiz ama arkadaş çevresi veya özenti sizi bu şekle bürüyor olabilir.
Oturun düşünün ve aklınıza danışın.
Doğrusu bedeninize sahip çıkmaktır.
Bedeninizi koruyun!

Bu arada bir bilgi olsun diye söyleyeyim. 
Ülkemizde teşhircilik suçtur. Hiç kimse şikayet etmiyor diye rahat davranmayın. Biraz bilgi verirsek Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 225. maddesinde "Hayasızca Hareketler" başlığı altında düzenleme vardır. Alenen teşhircilik yapmak, 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 

Kalın Sağlıcakla…