Sadece ülkemiz değil, dünya insanlığının son dönemlerdeki en büyük sorunu ahlaki sorundur. Bunun altında yatan nedenlere baktığınızda fahiş fiyattan, otobüste yaşlı teyzeme amcama yer vermeyen gençlere kadar bir çok konuyu tek tek sıralayabiliriz. Bir toplumda, millette ahlak yoksa bence hiçbir şeyin değeri ve önemi yoktur.

Dünya’da koskoca liderler bile kaos üzerine kaoslar yaşanmasına neden oluyor. Bunun alt nedenlerine baktığınızda işin aslı, insan olmak yani ahlaki değerlere sahip olmada yatıyor.

Para kazanacağım veya iktidarımı yürüteceğim diyen bir çok liderin düştüğü durumları net bir şekilde görebiliyoruz.

Ahlaki davrandığında kaybedeceğini, eline gelen fırsatı değerlendirmenin kar olduğunu zannedip, bugün milyonlarca insanın ölümüne, aç kalmasına ve hatta ailelerin yok olmasına neden olan liderleri görebiliyoruz.

Fiziki savaşların geri plana çekildiği günümüzde ise savaşların adı “Ahlakın değer görmediği Ticaret Savaşları” olarak ön plana çıkıyor.

Dünya’ya, bir yılda uyuşturucu ve alkolden ölümlerinin 107 bine ulaştığını ve yıllık ortalamalarında 5 kat arttığını belirtilerek “bu bir savaştır. Hatta savaştan da kötüdür” söylemlerini duyabiliyoruz.

2025 yılında ilk kez dile getirilen bu söylemin ardından uzmanlar, bu savaşın aynı zamanda “ Psikolojik Harp” tekniği adı altında yapıldığını kaydediyorlar.

Geldiğimiz noktada ülkemizde de bunun yansımasını Ahlaki Çöküş olarak görebiliyoruz.

Peki Ahlaki Çöküş’ün savaşlarla ne alakası var diyenlere cevabımız olacak.

Ülkemizin gelişmesini büyümesini ve sağlıklı nesillerle yoluna emin adımlarla ilerlemesini istemeyenler bunu uyuşturucu ve kara para üzerinden yapabiliyorlar.

Uyuşturucu kullanan kişilerin en büyük özelliği ise beyin fonksiyonlarını zamanla kaybetmeleridir.

Uyuşturucu kullananlar sadece beyin fonksiyonlarını mı kaybediyor, hayır A’den Z’ye insanlık değerlerinden de uzaklaşıyor.

Eringeç, duyarsız ve iyi şeylere yönelme tepkilerini kaybediyor.

Zaten uyuşturucuda insanlarda nöropatik hastalıkları nüksettirdiği için yasaktır.

Burada amaç, vücudu alenen zehirleyen uyuşturucu kullanan kişilerinin normal olmayan davranışlar sergilemesini sağlamakmıdır.

Büyük oldukça büyük ve çok para kazanmak mıdır.

Bu nedenle uyuşturucunun yaygın olduğu toplumlarda akıl sağlığı, topluma uyum, kanun ve düzen gibi şeyleri bulmak oldukça zordur. Tabii ki ahlaki değerleride…

 

Bugün, bir otobüste, trende yaşlısına yer vermeyen gençlerin bile iyice sorgulanması lazım.

Çünkü bu kişilik değil, ahlaki bir sorundur.

Uyuşturucu kullanmak ve eğilimi ülkemiz ve toplumumuz için en büyük tehlikedir.

İçişleri Bakanı Sayın Mustafa Çiftci göreve geldiği günden beri samimiyetle uyuşturucuyu bitirme konusunda çalışmalar yapıyor.

Hakeza şehrimizdede söz veren Vali Gökmen Çiçek “ Uyuşturucuyu bitireceğim” diyerek bu konuda taviz olmayacağının altını kalın bir çizgi ile çizdi.

Bugün süper güç dediğiniz ABD bile uyuşturucudan ciddi derecede müzdarip.

Sentetik uyuşturucuların çoğaldığı günümüzde herkesin en etkin şekilde uyuşturucu ile mücadele etmesi lazım.

“En iyi narkotik polisi Annedir” sloğanıyla yola çıkan polisimize yardımcı olmalıyız.

Ahlaki erozyonu ülkemizde din üzerinden giderek değil, uyuşturucuyu bitirerek engelleyebiliriz.

Sözün özü: Ahlaki erozyonu bitirmeden bu ülkenin geleceğini teminat altına alamayız.

Yapacağımız tek şey…

İyi örnek olup, iyiyi desteklemeliyiz.

Unutmayalım ki:

Ahlak hepimize lazım…

Kalın Sağlıcakla…