Terörsüz Türkiye konusunda mecliste oluşturulan komisyonda yer alan partiler çalışmaların nihayete ermesiyle raporlarını tamamlayarak cumhurbaşkanımıza teslim ettiler. Umarım her parti hazırladıkları raporunda asgari müşterekler de mutabık kalmak suretiyle bir ifade kullanmış olurlar. Terör örgütü üyeleri ülkemizi topluca terk ettiler. Suriye’de halen varlığını sürdürmekte olan PKK/YPG terör örgütü ise ayak sürüyor. Bu örgütün varlığına son vermesini isteyen Türkiye yetkilileri birbiri ardına ciddi açıklamalarda bulunuyorlar.
Sabır gösterilen bazı konularda hani derler ya bıçak kemiğe dayandı diye ülkemiz de terör konusunda bu duruma geldi. Terörden Türk halkı da Kürt halkı da çok çekti. Geçmişte yaşananları burada kısaca bir kere daha hatırlatmakta fayda olduğunu düşünüyorum
Güney Doğu halkı 40 yılı aşkın bir süre terörün korkusundan güvenlik güçlerimize yeterli desteği vermemiş olması PKK terör örgütünün giderek taban bulmasına neden olmuştur. Halkın yıllarca tepki göstermemesinden ve sessiz kalmasından cesaret bulan terör örgütü her aklına geleni bölge halkına kolayca yaptıra-gelmiştir. Şayet karşı koyanda olduğun da gözünün yaşına bakmadan cezasını vermiştir. Zerdüşt dinine inanan PKK terör örgütü halkın ibadet ettiği camileri, eğitim gördüğü okulları, tahrip edip, hizmet dışı bırakmıştır. Halkın gelip geçtiği sokaklara, caddelere barikatlar kurarken alt yapıyı tahrip ederek halkı susuz ve elektriksiz bırakmıştır. Gösteri yaparken de halkın ihtiyaçlarını karşıladığı esnaf kesimini tehdit ederek kepenk kapattırmıştır. Bölge ailelerinden kime kızını ve oğlunu dağa göndereceksin demişse itirazsız baş üstüne denip gönderilmiştir. Yani sizin anlayacağınız bu bölgenin halkı bir avuç eşkıya sürüsüne boyun eğmiştir. Türk’ün yiğitlik ve kahramanlık geleneğinde her gün ölmektense bir anda ölmek vardır deme cesaretini gösteren kimseler çıkmamıştır. Kısaca sizin anlayacağınız bütün bu zorbalıklar karşısında halk yeter artık demektense kuzu kesilip, 40 yıldır hep sessiz kalmayı tercih etmiştir.
Halktan bir kısmı teröristlere evlerini açmış yatırıp-kalkmalarına, yiyip-içmelerine müsaade etmiştir. Yerine göre de koruyup-kollamış, güvenlik güçlerine karşı ateş ederken de evini mazgal gibi kullanmasına müsaade etmiştir. Ortaya konan bu tabloyu dikkate aldığımızda terörün sebepleri araştırılırken kusurun okta olduğu gibi, yayda da olduğunu kabul etmemiz gerekir.
Bugün PKK teröristlerinin yuvalandığı il ve ilçelerden sökülüp atıldıktan sonra harabeye dönmüş yapıları görünce nerede bu yerleşim yerinin halkı diye insan sormadan edemiyor
Güneydoğu’da terörle mücadelede güvenlik güçlerimiz binlerce şehit verdi, binlerce ana-babanın yüreklerine ateş düştü, binlerce çocuk yetim kaldı. Bu mücadelede devletimiz milyarlarca lira ekonomi konusunda bedel ödedi.
Terörün bitirilmesi için Meclisimizde çok önemli adımlar atıldı. Bilhassa Sayın Devlet Bahçeli ve Cumhurbaşkanımız Erdoğan Bu yönde siyaseten bedel ödeme riskine rağmen ellerini taşın altına koydular. Bu konuda katkıda bulunması gerekenler çok iyi niyetli çabalara canı-gönülden destek olmalılar. Özellikle bölge halkı başını iki elinin arasına koyup çok iyi düşünmesi gerekiyor. Vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlamak her ne kadar devletin görevi ise de terörden yana hareket edenlere karşı çıkıp devletin yanında yer almakta vatandaşın görevi olduğunun bilinmesi gerekir.