Avrupa Birliği bu günkü yapısıyla sorunlar yumağı haline gelmiştir. Üye ülkeler arasında huzursuzluk giderek devam ediyor. Nitekim İngiltere bu durumun geleceğini önceden sezdiği için birlikten ayrıldı. İzlanda “Avrupa Birliği (AB) müzakerelerini yeniden başlatalımmı?” sorusunu hükümet olarak halk oyuna sundu halkın yüzde 52,5 birliğe katılmayı reddetti.
Ülkemiz AB’ne üye olma konusunda bütün imkanlarını kullanarak elinden gelen çabayı gösterdi fakat Alman Başbakanı Merkel ile Fransız devlet başkanı Sarkozi’nin ihtirası yüzünden üyelik kabulümüz bir türlü olumlu yönde gelişmedi. Bu konuda istekli olan iktidarla birlikte kamuoyunun arzusu da haklı olarak önemli ölçüde aşıntıya uğradı. Nitekim geçmiş yıllarda bir araştırma şirketinin yaptığı kamuoyu araştırmasına göre AB’ne girmeyi isteyenlerin oranı yüzde 17’ye kadar düşmüştür. Oysa bundan 15-20 yıl öncesinde bu oran yüzde 68’i gösteriyordu Türkiye’de ekonomik patlama yaşanmasından söz eden bir Alman gazetesi Türkiye –AB ilişkilerine değinerek “Türkiye’nin gerçekten AB’ne ihtiyacı kaldımı? Bana sorarsanız hayır derim” tarzında bir soru sormasının elbette ki haklı yönleri vardır.
Türkiye insanı birkaç yıldan beri üst üste yaşadığı hayal kırıklığından sonra giderek AB’ne karşı ilgisi azalmıştır. AB üyelerinin Türkiye’ye karşı olumsuz tutum sergilemelerinin sebebinin birincisi Müslüman olmamız ikincisi de Türklerin göç dalgasından çekiniyor olmalarıdır.
AB’ne alınmamış olmamız birazda iyi oldu gibi geliyor. Sebebine gelince üye ülkelerin ülkemize karşı olan tutum ve davranışları millet olarak bizi daha da çok biledi. Ekonomi de Eğitim de Demokrasi de İnsan haklarında ve Hukuk da epeyce bir gelişme gösterdik. Bir gün gelecek AB üyeleri bizzat kapımıza gelerek üyeliğimiz konusunda ısrarlı olacaklar demiştik. Evet dediğimiz doğru çıktı AB’nin savunmasını yıllardır ABD askerleri üstlenmişti İran savaşında Trump’un AB ülkelerinden yardım talebinde bulunması karşısında hiçbir üyenin buna olumlu cevap vermemesi Trump’u kızdırdı. Turmp AB ülkelerinden askerini çekeceği tehdidinde bulundu . NATO’ya güvenerek kendi kendilerini savunmak için asker bulundurmayan birçok AB ülkeleri telaşa kapıldılar. Rusya Ukrayna savaşı devam ederken Rusya’nın bazı AB ülkelerini tehdit etmesi nedeniyle şu sıralar ordu kurmanın telaşı içine girdiler. Ordu kurmak öyle pek kolay olmasa gerektir. Askeri güç oluşturup eğitimini yapacaklar her cinsten silah ve mühimmat temin edecekler. AB ülkeleri düşündü taşındılar çareyi Türkiye’yi bir an önce AB’ne alarak güvenliklerini ülkemize havale etmekte buldular. Nitekim ülkemizi ziyaret eden Belçika dışişleri Bakanı AB’ni Rusya’ya karşı ancak Türkiye’nin güçlü ordusu korur ifadesinde bulundu. Daha baştan da ifade ettiğim gibi AB’ne girmek için yıllarca çalmadığımız kapı kalmadı hep kendilerini naza çektiler. Türkiye’nin teşkilata tam üyeliğe kabul edilmemiz için Kopehag Kriterlerinde yer alan siyasi ekonomik ve hukuki konuları tam manasıyla yerine getirmiş olmamız gerekiyordu. Türkiye bunların hepsini de yerine getirdi. Fakat Türkiye’nin önüne fasıllar halinde konan kriterler Almanya ve Fransa tarafından ince elenip sık dokundu. Oysa Güney Kıbrıs’tan bunların hiç birisi ciddi olarak istenmemiştir. Esas amaçları AB’ne girişimizi engellemekti. Türkiye’yi böylece yıllarca oyalayarak kapılarında beklettiler. Şimdi AB kan kaybediyor olması ülkemizin bir an önce birliğe girmemizi biz değil onlar istiyor, Artık top bizdedir. Cumhurbaşkanımız futbolcu olduğuna göre nasıl bir gol atılacağını ancak o bilir.