Suriye’de bir zamanlar terör örgütü PYD/YPG ve PKK’nın sözcülüğünü yaparken bölgeden kaçarak Türkiye’ye sığınan Talal Silo adlı terör örgütü ileri geleni ABD’nin terör örgütleriyle nasıl içli dışlı olduğunu ve Türkiye’yi bu örgütlerin nasıl hedefi haline getirdiğini bir bir anlatmıştı. ABD’li askeri yetkililerin terör örgütü YPG/PKK’nın Akdeniz kıyılarıyla irtibat sağlaması için her türlü yardımda bulunduklarını ve bu yönde yapılacak operasyonların bizzat planını hazırladıklarını söylemişti. Türkiye’nin bu alçakça yapılan hazırlığa karşı çıkarak uyarılarda bulunması üzerine ABD duraksamak zorunda kalmıştır. ABD’ye destekte bulunan Türkiye’de ki FETÖ’cü kadronun tasfiye edilmesinden sonra itibar ve yetki kaybına uğrayan ABD Suriye görüşmelerinde masanın dışında kalmıştır. ABD 2003 yılında Saddam’ın kimyasal silah bulundurduğu yalanıyla girdiği Irak topraklarında her türlü melaneti yaptıktan sonra Irak ve Suriye topraklarını da bölme gayreti içine girmiştir. Irak’a yaptığının aynısını bugün Venezuela devlet başkanı Maduro’ya da kokain ticareti yapıyor diyerek suç iftirasında bulunmuştur. ABD bütün bu yaptıkları karşısında başta Türkiye olmak üzere bölge ülkeleri nazarında itibarını ve saygınlığını tamamen yitirmiştir. Bunu içine sindiremeyen ABD aklınca Türkiye’yi dize getirmek için Suriye’de bulunan YPG/PKK ve DEAŞ terör örgütlerine umut bağlamıştır. Bölgemizde on binlerce insanı öldüren aileleri evinden barkından eden milyonlarca insanı sığınmacı durumuna düşüren DEAŞ denilen terör örgütünü bizzat kuran ve yöneten ABD’dedir. Suriye’de kısmen sular durulduktan sonra yönünü Gazze’ye çevirmiştir. Terör örgütü İsrail’e en etkili silah ve cephaneleri vererek Gazze de taş taşın üzerinde kalmayıncaya kadar bombalatmıştır. Ardı arkası kesilmeyen bu saldırılarda kadın çocuk yaşlı demeden 70 bin Gazze’liyi katlettirmiş ve nüfusun tamamını aç susuz çadırlarda kalmaya mahkum etmiştir. Gazze de katledilen bunca insanın kanı katil Netanyahu ile birlikte Baydın ve Trump’ın da ellerine bulaşmıştır.
Orta Doğu’da Irak’a Suriye’ye, Yemen’e, Libya’ya ve İran’a saldırarak bölgemizi bir mikser gibi karıştıran ABD bununla kalmayarak uluslararası hukuku hiçe sayarak Venezuela’ya da saldırmak suretiyle devlet başkanı Maduro’nun gözünü bağlayarak elini kelepçeleyerek eşi ile birlikte tutuklayıp ABD’ye götürüp yargılama kanunsuzluğunda bulunmuştur. ABD’nin bu haydutluğunu görüşmek üzere BMGK’yi toplandı fakat bir netice çıkmadı, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın slogan olarak dile getirdiği “Dünya Beşten Büyüktür” sözü burada da karşımıza çıkmıştır.
Bölgemizde oynanmakta olan art niyetli gelişmeler karşısında AK Parti iktidarı her zaman soğukkanlı ve akıllı bir dış politika izlemektedir. Bundan dolayı da Türkiye her zaman kazanan ve takdir edilen bir ülke konumuna gelmiştir. Bu konuda ana muhalefet partisi CHP’nin ne yapmak istediğini anlamak mümkün değildir. Genel başkan Özgür Özel iki sözünün birinde Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı ve iktidarı hedef alarak her gün yalan yanlış iftiralarda bulunarak huzur ve istikrarı bozmanın gayreti içine girmiştir. Bu siyaset anlayışı üzülerek ifade etmeliyim ki Türkiye’nin gelişmesine uymayan, tamamen eski alışkanlığı geri getirmenin işaretini vermektedir. Bu anlayışla Türkiye’nin neler kazanıp, neler kaybettiği konusunda uzmanlar her gün medyada yorumlarda bulunmaktalar.
Ortadoğu’yu karıştırdıktan sonra son olarak da Venezuela’ya petrol hayali uğruna saldırarak haydutluğunu gösteren Turmp bununla da yetinmeyerek sırada Meksika, Kolombiya ve Küba’nın olduğunu bizzat açıklamıştır. Türkiye Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın tutarlı politikası ve dik duruşu sayesinde ABD’nin bu kirli oyunu bölgemizde deşifre olmuştur. Büyük Türk milleti ABD’nin bu ahlaksızca oyunu karşısında sabrediyor. Türkiye eminim ki şanlı tarihinde bugüne kadar böylesi bir kalleşliğe ve soysuzluğa tanık olmamıştır.