Yıllarca Ortadoğu’da dediğim dedik çaldığım düdük diyen ABD bugüne kadar bu bölgede keyfince istediği gibi at oynattı. Irak devlet başkanı Saddam’ın kimyasal silah bulundurduğu yalanıyla bu ülkeye girerek Saddam’ı idam edip, halkını perişan ettiği gibi, Irak’ı da üç parçaya böldü. Suriye’de iç savaş başlayınca kendi kurduğu DEAŞ terör örgütüyle birlikte Suriye topraklarına girerek, katil Esad’ın yaptığı yetmiyormuş gibi binlerce insanın kanını akıttı, aileleri evinden barkından ederek başta Türkiye olmak üzere komşu ülkelere sığınmacı duruma düşürdü. Bununla da kalmayarak PYD/YPG, PKK terör örgütleriyle ittifak kurarak bu örgütlere binlerce TIR dolusu silah ve cephane desteğinde bulunmak suretiyle Türkiye’ye karşı bir tehlike oluşturma alçaklığında bulundu. Şimdide başkan Trump Netanyahu denilen katil ile bir olarak İran’a saldırarak ileri gelen devlet büyüklerini katletti sonrada şehirlerini bombalayarak insanları perişan duruma düşürdü. İran bu yapılanlara karşılık kontrolündeki Hürmüz Boğazını gemi geçişlerine kapattı. Trump bu engeli tek başına ortadan kaldırması riskli olacağı için NATO üyesi ülkelerden yardım talebinde bulundu bu ülkelerden hiç birisi kabul etmedi bu isteği geri çevirdiler. Kısaca ifade etmek gerekirse Trump bir çıkmazın içine düşmüş oldu. Şimdi Trump İran’la anlaşmanın yollarını arıyor. İsrail derseniz oda aynı hava savunma füzeleri tükendiği için İran’ın her attığı füze hedefini buluyor. Sizin anlayacağınız maceracı Trump ile katil Netanyahu öyle bir çıkmaza girdiler ki büyük şaşkınlık içindeler. Bu durum karşısında İran’ın yapması gereken stokda bulunan füzeleri İsrail’in başına yağdırmak olmalıdır.
ABD Ortadoğu ülkelerine karşı daima üstünlük taslayan bir vehimle hükmetmekten zevk alan bir ülkedir. Türkiye’nin Kıbrıs çıkarması sırasında TSK’ne önemli destek sağlayan Libya lideri Kaddafi’nin yaptığı iyiliği asla unutmamız mümkün değildir. Libya dünyanın en borçsuz ülkesi olarak halkı huzur ve refah içinde yaşarken ABD mikrobu Libya’ya da girerek halkını birbirine düşürüp isyan çıkardı. Bu sırada Clinton Libya’yı ziyaretinde hiçbir Libyalı Kaddafi’nin öldürülmesini istemediği halde Clinton’nun “Amerika Kaddafi’yi ölü görmek istiyor” açıklamasının ardından ne yazık ki ikiyüzlü ABD’nin bu isteği kandırılan ihanetçiler tarafından yerine getirilmiş oldu.
Ülkemizde 15 Temmuz darbe girişiminin emrini veren FETÖ terör örgütü lideri Fethullah Gülen’e de destek olarak satılmış general ve subaylar devlete karşı baş kaldırarak sivil halkımıza ve güvenlik güçlerimizin üzerlerine mermi yağdırarak 252 kişiyi şehit ettiler 2196 kişiyi de yaraladılar. Türkiye’yi yıllarca dost ve müttefik yalanıyla kandıran ABD’nin bu maskesini yırtıp atan Türkiye bu düzenbaz ülkenin bütün yaptıklarını dünya kamuoyunun duyacağı şekilde kirli suratına vurmuştur ve vurmaya da devam etmektedir. ABD konsolosluğunda çalışan Türk vatandaşı Metin Topuz’un darbe olayında FETÖ terör örgütünün ileri gelenleriyle içli dışlı olması ve Türkiye aleyhine casusluk yapması nedeniyle tutuklanmış olması iki ülke arasında iplerin daha da gerilmesine neden olmuştur.
ABD Ortadoğu’da bugüne kadar barışı ve huzuru sağlama yönünde hiçbir olumlu girişimde bulunmamıştır. Aksine bir mikser gibi karıştırıcılığıyla bölge ülkelerini birbirine düşürerek hasım haline getirmiştir. ABD Başkanları Biden ve Trump katil Netanyahu’ya her türlü silah ve cephane yardımında bulunarak Gazze’yi bombalatarak çoğu çocuk 70 binden fazla insanın ölümüne ve koca bir Gazze’nin harabe haline gelmesine neden olmuştur. Trump’tan yüz bulan Netanyahu işgal girişimi listesine Lübnan’ı da ekleyerek Beyrut’a da her gün bombalar yağdırmaktadır. BMGK’de yapılan oylamada 14 üyenin Filistin leyhinde oy kullanması ABD’nin dünya ülkeleri nezdinde tek başına kaldığının açıkça tescilidir. Bu kararları hiçe sayan Netanyahu bölgede çatışmalara ve toprak işgaline zemin hazırlamaktadır.
Bizde bir söz vardır “Arayan ya mevlasını bulur, yada belasını bulur” diye. Böyle giderse ABD mutlaka belasını bulacak gibi görünüyor…