Dünya savaş tam tamlarıyla gününü geçiriyor. Bizde ise ekonomik ve psikolojik savaş hele hele son 10 yılda etkisini hissettirerek sürüyor. 2016 yılında hain örgütün darbe girişimi ile “ne oluyor” diye uyandığımız ülkemizde pandemi, deprem, fahiş fiyat, sokak köpeği sorunları, kadınların öldürülmesi gibi onlarca büyük problemlerle uğraşıp durduk. Birisi çıkıyor dizileri suçlu ilan ediyor, diğeri ise sosyal medyayı… Peki bu millet bu saatten sonra ne yapacak?
Bugün başlığı biraz farklı ele aldım. Herkes yaşı ve yaşadığı kadar geriye doğru dönüp bir baksın…
Benim akranlarım iyi hatırlarlar.
Biz kendimizi bildik, bileli ekonomik sıkıntı veya diğer adıyla enflasyon bu ülkede bitmedi.
Hep ekonomik savaş altında yaşadık.
Devalüasyon ve enflasyon olayı bizimle yaşıt.
Zaman zaman söndü, bitiyor dedik, geri daha güçlenerek geldi ve bu ülkenin güzel insanlarının sofrasındaki ekmeği bölüp elinden aldı.
Artık alıştık enflasyon veya devalüasyona derken, 2016’da Allah bir millete daha yaşatmasın, bir darbe girişimi, kalkışma yaşadık.
O gün Türk milletinin para ile terbiye edilemeyeceğini Dünya anladı.
Sokaklarda insanlar cansiperane mücadele verdi.
Millet kazandı.
Devlet kazandı.
Derken ardından ekonomik savaşın diğer etkilerini hissetmeye başladık. Pandemi oldu. Sokağa çıkamadık.
Devalüasyon, enflasyon hortladı.
7 lira olan mazot 57 liraya yükseldi.
Hepsini absorbe ettik.
Sonra Deprem oldu.
Rabbim ölenlere rahmet milletimize bir daha yaşatmasın.
Sonra, sonra ne oldu.
Sokak köpeği sorunumuz oldu.
Her ilde sokak köpekleri milletin çoluğuna çocuğuna saldırmaya başladı.
Bir taraftan hükümet sorunu çözmek için harekete geçerken diğer taraftan hayvan hakları savunucuları itlaf yapılmasın diye sokaklara çıktı.
Ve ardından 1 TL olan soğanın fiyatı hortladı.
50-100 TL ye soğan satılmaya başladı.
Yahu ne oluyor derken fahiş fiyat tüm gıda ürünleri ve market raflarını işgal etti.
Hükümet bunun içinde tedbirler aldı.
Ama hala net bir çözüme ulaşamadık.
Neticede birde gıdada tağşiş gündeme geldi.
At, eşek ve pis hayvan etlerinin vatandaşa yedirtildiği ortaya çıktı.
Firmalar ifşa edildi.
Derken son 10 yılda neler yaşadık. Neler….
Uzun lafın kısası…
Bu millet her şekilde ve evrede ayakta dimdik durdu.
Şimdi kazanma ve rahatlama zamanı diye temenni ediyorum.
İnşallah yaşadığımız bu musibetlerin ardından Dünya insanlığı ve milletimiz artık refaha erer…
Gelinen noktada herkes her şeyi bilir oldu.
Burada diziler suçlu veya sosyal medya suçlu deyip topu taça atmanın manası yok.
Siber güvenlik uzmanları zaten sosyal medyada absürt şeyler yapanları tek tek “Sanal Devriye” sayesinde yapıyor.
Bizim tek yapacağımız işlem şu…
Yeniden kaybettiğimiz ahlaki değerleri kazanmalıyız. Topluma örnek olmalıyız. Bu kadar sıkıntıyı atlatan bir toplumun yeniden toparlanmaması mümkün değil.
Kısacası nasılsak öyle olmayı öğrenmeliyiz.
Nasılsak öyle olmalıyız ve de öyle görüntü vermeliyiz.
Bence ülkemizin en büyük sorunu içi başka dışı başka insanlarımız.
Şöyle bir bakın ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız.
Kalın Sağlıcakla...