Ülkemizde onlarca yasa çıkarılmasına rağmen futbolda şiddetin önüne bir türlü geçilemedi. En sonda Ankaragücü- Çaykur Rizespor maçında “Bir yumruk” tüm camiaya vuruldu. Bu olayla aslında eksikliklerimizi ve düzeltemediklerimizi gördük. Sporda şiddet yasasındaki eksiklikleri, kulüp yönetimlerinin, taraftarın durumlarını ve hatta federasyonun ve hakemlerin konumlarının yerli yerinde olmadığını anladık. Sporda şiddetin önlenmesinde bence öncelikle insan kaynaklı çalışma yapılması lazım… Mesala taraftarın üzerinde kesici, delici alet var mı diye sorgulayan güvenlik güçlerinin yanı sıra kulüp başkanlarının yöneticilerin psikolojik durumunun sorgulanması lazım… Örnek verirsek, ağır ve toplu araç kullanacaklara Psikoteknik testi uygulanıyor. Artık Türkiye’de de önlenemeyen şiddet olaylarına karşı, bu tür toplumsal sorumluluk alacaklara “Cezai ehliyet için değil” sağlıklı bir gidişat için psikoteknik uygulaması getirilmeli…
Spor ve sporcunun durumunu , hal ve hareketlerinden ne anlatmak istediğini az çok anlarım… Çünkü, bende sporcu idim…
Profesyonellik ne gerektirir işin içinde olanlar iyi bilir…
Sonradan olaya dahil olan, parası veya sosyal gücü olanların biranda bir toplumu yönetmesini beklerken oluşan sorunları bir türlü yasalarla çözemiyoruz.
Yasalar bu tabloda yetersiz kalıyor….
Çünkü, tanımlamayı tam anlamıyla yapamıyoruz…
Kesici delici alet edevat yasak diyoruz, görevlendirdiğimiz kişiler maça gelenlerin cebindeki bozuk para ve çakmağı yasak anlayışıyla stadyuma almıyor. İçeride ise 10 lira verip bir su alınca size bozuk para veriyorlar…
Gel de bu durumu yasa ile çöz…
Yağmur yağarken, maça girenlerin şemsiyesini toplatan zihniyet açık havada kulübün dağıttığı şemsiyeye bir şey demiyor…
Hangisi kesici delici alet, hangisi suç, hangisi değil, Ortada bir kavram kargaşası da oluştu…
Aslında herkes hangisinin suç hangisinin suç olmadığını çok iyi biliyor ancak gelinen noktada biraz iş kişiselleşince, inisiyatif ortaya çıkınca sonuç bir süre sonra kargaşa ve hüsrana dönüşüyor…
Sporda ve özellikle futbolda şiddet, üzerinde bilimsel çalışma yapılması gereken bir konu…
Öncelikle bunu çözmek isteyenlerin tabandan tavana her kesimle irtibatlı olması ve ortada yaşanan yanlışlıkların çözümü için fikir oluşturması şart…
Ben, yıllar önce bir maçta çok iyi, bir maçta çok kötü olan futbolcuların durumunu çok iyi bildiğim için her kulüpte psikolog olması gerektiğini savunmuş ve dile getirmiştim…
Bir süre sonra bu uygulama hayata geçti, iyi de oldu.
Kulüplerde yaşananları bilenler, sorunları da ve hatta çözümlerini de iyi bilirler…
Örneğin bir maçta bazı kararları sert olan hakeme karşı agresif tavır alma ihtimali olan futbolcuyu hoca kadroya almaz…
O risktir….
Duruma göre tavır ve kadro belirler…
Çift sarı karttan kırmızı kartla atılır, sonraki maç daha önemli olduğu için bu maçta forma vermiyorum der…
Bu bir stratejidir…
Risk almak ve yönetmekte budur…
Ancak kulüp yöneticileri, bu planlı programları işlerin hep dışında kalır…
Onlar üst makamlardır….
Parada, güçte onlarda olduğu için kulüp başkan ve yöneticilerine pek akıl vermeye kalkınılmaz…
Biraz konuyu açmışken geleyim Ankaragücü- Çaykur Rizespor maçında başkanın hakeme attığı ‘Yumruk’a…
Bu ‘Yumruk’ Türkiye’yi ayağa kaldırdı…
Doğrusu da bu…
Futbolda veya her nerede olursa olsun, böyle bir durum kabul edilemez.
Şiddetle hepimiz kınıyoruz…
Futbolcular, teknik heyet, masörler, kulüp çalışanlarından binlerce evrak lisans falan istenirken, kulüp başkanlarından neden bazı evraklar istenmiyor.
Bunu da anlamış değilim…
Yani parası olsun yeter mi deniliyor…
İşte burada sıkıntı başlıyor…
Bugün toplumu ilgilendiren, bir camiayı yönetecek şahsı muhteremden toplum ve kamu adına evrak veya belge istenmez mi?
Bugün toplu taşıma aracı kullanacaklardan bile psikoteknik raporu isteniyor…
Koskoca camiayı yönetecek bir kulüp başkanından bence Psikoteknik raporu istenmeli…
Camiayı yönetecek kişilerde bazı kriterler aranmalı…
Şiddet eyilimi testine girilmeli…
Dolayısıyla eski düzen eski sistem değişmeli…
Sorumluluk verilmeli, sorumluluğu alanda bunun kıymetini bilmeli…
Ceza vermekle bu tür olayların önüne geçileceğini düşünmüyorum…
Bu nedenle; iyilik, ekmeli ve iyilik beklemeliyiz…
Sistem değişmeli, yasalarla desteklenmeli ve her yönüyle sporda, futbolda futbol gibi olmalı…
Şiddetsiz, hiddetsiz, nefretsiz bir spor dünyası istiyoruz…
Çok mu?
Kalın sağlıcakla…