Dünya, 12 günde yaşanan rejim değişikliği nedeniyle gözünü Suriye’ye yöneltti. Suriye’de bundan sonra yaşananlar veya yaşanacaklar tüm ülkelerin belki işine yarayacak belki de bitmeyen tükenmeyen kaygısı olacak. Türkiye’nin aktif rol aldığı bölgede, Rusya ve İran’ın sessiz kalması demokrasi için önemli bir adıma çevrilebilir. Peki, Suriye’de bu nasıl sağlanabilir.
61 Yıllık BAAS rejimi ve 54 yıllık Esad rejimi muhaliflerin 12 günlük kuşatmasıyla sona erdi. Rejim değişiklikleri (tarih bilimcileri iyi bilir) her zaman kısa ve anlık olur. Savaşlar ise uzun sürer ama rejim değişikliği, bir darbe veya benzer saldırılarla bir gecede de olabiliyor.
Bu nedenle Suriye’de baskıcı, demokrasiyi çiğneyen insanlık dışı eylemleri ile anılan Besar Esad rejimi artık bir daha dönülmez bir şekilde tarihin derin sayfalarına karıştı.
Şimdi ne olacak?
Sorusuna baktığımızda bölgede an itibariyle aktif rol alan Türkiye ve kendi sınırlarını korumak adına Golan tepelerini istila eden İsrail dışında AKTİF olarak ismi geçen ülke yok gibi…
Amerika’nın yeni başkanı “Bizim savaşımız değil” söylemiyle sanki Afganistan’da olduğu gibi bölgeden çekileceği sinyallerini verdi. Ancak hemen çekilir mi derseniz şu an imkansız…
Dünya’da diplomasinin çözemediği şeyi diktatörlük çözer ve sonuçları hep kanlı ve berbat olur…
Suriye’de bu saatten sonra Türkiye’nin telkinlerine ciddiyetle kulak verilmeli ve öncelikle demokrasinin yoluna ciddiyetle girilmeli…
Muhaliflerin ilk günlerdeki tavırlarına baktığımızda, Dünya kamuoyunun olumlu desteğini aldığını görebiliyoruz.
Muhalifler öncelikle öldürmek yerine yaşatmak amacıyla çalışma yaptılar.
Esirleri bile bırakıp, cezaevlerini boşaltıp, ardından rahat bir ortam oluştuğunu Dünya kamuoyuna deklara ederek, yurt dışındaki vatandaşlarına evlerinize dönün çağrısı yaptılar.
Kayseri’de bile bu durum sevinçle karşılandı.
Bu hava, Suriye için değil Dünya insanlığı içinde çok olumlu oldu.
Herkes aslında gelişmelerden memnun kaldığını dile getirmeye başladı.
Sonuç olarak bu tavır güzel bir yol oluşturdu.
Demokrasiye giden yolun bundan sonrada akli selim bir şekilde yürütülmesi elzemdir.
Türkiye’nin sesini dinleyin dediğimiz olayda bu dur…
Türkiye’siz bir Suriye düşünülemez…
Türkiye’siz bir demokraside düşünülemez…
Bu nedenle şartlar ne getirirse getirsin, Suriye’de diplomasi çalışmaz ise sonuç yine kötüye gider…
Ne yapıp edip, diplomasinin yolunu takip etmeliler…
Sorunun çözümü, diktatörlük değil, diplomasi ve demokrasidir…
Evlerine dönecek Suriye’li misafirlerimize şimdiden hayırlı olmasını temenni ediyorum.
Kazanan sadece Suriye değil, Dünya insanlığı olmalı..
Haydi hepiniz bunun için gayret gösterin…
Tek çözüm var; demokrasi ve diplomasi…