Aile yapısını korumak için bir çok çalışma yapılıyor. Ancak an itibariyle yeterli ve etkin görmüyorum. Bir kere sorunların temeline inilmeden aile yapısının korunması mümkün gözükmüyor. 2025 yılı “Aile Yılı” ilan edildi, kanun üzerine kanun çıkarıyoruz hepsi sonuçta yeni bir sorun üretiyor...
Aile nasıl korunmalı başlığını attım bugün…
Birçok kanun çıktı, İstanbul sözleşmesi denildi ve hala kadınlarımız öldürülüyor ve sorun bir türlü bitirilemiyor.
Sorunun temeline inilmeden nasıl çözüm olacaktı ki?
2025 yılı Aile Yılı ilan edildi, ne güzel keşke tam anlamıyla bu yılı değerlendirebilsek…
Ama nasıl?
Hakikaten aileyi korumak istiyorsak bakın neler yapmalıyız veya yapabiliriz.
Acizane benim fikrim!
Öncelikle aile bireylerinin hepsinin psikolojik ve fiziksel durumları ele alınmalı ve ciddi rapor edilmeli… Buda oldukça gizli tutulmalı…
Ailede baskın karakter dediğimiz kişi (Baba veya Anne) tespit edilmeli.
Bazen birilerini şikayet eden bir anne bile babanın zihnini karıştırıp psikolojik baskı uygulayabilir, baskın karakter baba annenin ve çocukların psikolojini bozabiliyor. Hatta hasta edebiliyor.
Konu iyi araştırılıp, alt nedenlerine inilmeli…
Psikolojik hasta olan varsa tedavisi yapılmalı ve bu sorunun çözümüne aile bireyleriyle gidilmeli…
Aile içinde kadın erkek, kız oğlan terimleri tamamen ortadan kaldırılmalı.
Aile içerisinde Baba, Anne, çocuk, evlad terimlerinin üzerinden yola çıkılmalı…
Çünkü hepsinin özlük hakları aile içerisinde var.
Ancak kadın erkek dediğinizde aile içerisinde tanımlanamayan bir durumda, sorunda ortaya çıkıyor.
Konu farklı boyuta gidiyor.
Bu nedenle ailenin maddi durumu da her şekilde ele alınmalı…
Gelir düzeyi şimdiki gibi rast gele değil, ciddi bir şekilde ele alınmalı.
Avrupa modellerindeki gibi kirasından, yemeğine sokakta içeceği çay ve kahveye göre maaş zammı veya gelir verilmeli…
Aile yapısını korumak için hangi dine mensup iseler, toplum polisi, aile hekimi gibi dinselde bir imam veya papaz v.s atanmalı…
Ailenin sorunlarını çözebilmek için içerisi doldurulmuş mali ve manevi desteklerin sağlanmasına çok önem veriyorum.
Öğrencinin okul durumundan cep harçlığına kadar neyin ne olduğunu bilinmeli ve yetişemeyen ailelere lafta değil cidden devlet eliyle desteklenmeli...
Haksızlığı önlemek adına otokontrol oluşturulmalı…
Haklı veya haksızın bilinmediği ortamda bazılarının kanuni hakkı var diyerek korunmaya kalkışılması aile içi sorunlarımızı içinden çıkılmaz hale getiriyor.
Bu sorunu çözmek içinde daha radikal kararlar alınmalı..
“Kadının beyanı esastır” maddesinin sadece toplum içerisinde geçerliliği kalmalı,kanun aile içerisinde “anne, baba, çocuklarının beyanı esastır” şeklinde doğruyu bulmak adına değiştirilmeli ve konumlandırılmalıdır…
Mesala: toplumumuzda bazı ailelerde sadece anne, çoğunluk ailelerde ise sadece baba çalışıyor.
Ev hanımı konumuna gelen annelere ödenek verilmeli.
Ev babası haline gelen babalara da ödenek verilmeli.
Maddi eşitliği sağlamak ve otokontrolü sağlamak adına atılacak adımlardan biriside bu bence…
Sözün özü:
Aile yapısını cidden korumak istiyorsak, bunu yapalım… Ben kendimce bazı analizler yaparak fikir sundum… Bunu samimiyetle üzerinde durursak çok daha geniş kapsamlı yapabiliriz.
Lütfen çok geç olmadan aile yapımızı korumak için bir şeyler yapalım…
Hiç kimse eşinden, çocuğundan vazgeçmek istemez!
Bu bir gerçek!
Ancak şartlar neden böyle bir konuma geliyor diye sorduğunuzda sorunun temeline inememekten kaynaklanan bir yumaktan bahsetmeye çalıştım.
İnşallah fikirlerim değerlendirilir ve hep birlikte aileleri koruyup, güzel bir toplum, güzel bir yıl, güzel bir gelecek oluştururuz.
Kalın Sağlıcakla…