AB bu günkü yapısıyla sorunlar yumağı haline gelmiştir. Üye ülkeleri arasında huzursuzluk giderek devam ediyor. Nitekim İngiltere bu durumun geleceğini önceden sezdiği için birlikten ayrıldı. Ülkemiz beş altı yıl önce AB’ne üye olma konusunda bütün imkanlarını kullanarak elinden gelen çabayı gösterdi. Alman Başbakanı Merkel ve Fransız devlet başkanı Sarkozi’nin ihtirası yüzünden üyelik kabulümüz bir türlü olumlu yönde gelişmedi. Bu konuda istekli olan iktidarla birlikte kamuoyunun arzusu da haklı olarak önemli ölçüde aşıntıya uğradı. Nitekim geçmiş yıllarda bir araştırma şirketinin yaptığı kamuoyu araştırmasına göre AB’ne girmek isteyenlerin oranı %17’ye kadar düşmüştür. Oysa bundan 15-20 yıl öncesinde bu oran %68’i gösteriyordu.
Türkiye’de ekonomik patlama yaşanmasından söz eden bir Alman gazetesi “Türkiye –AB ilişkilerine değinerek “Türkiye’nin gerçekten AB’ne ihtiyacı kaldımı? Bana sorarsanız hayır derim” tarzında bir soru sormasının elbette ki haklı yönleri vardır. Türkiye insanı birkaç yıldan beri üst üste yaşadığı hayal kırıklığından sonra giderek AB’ne karşı ilgisi azalmaktadır. AB üyelerinin Türkiye’ye karşı olumsuz tutum sergilemelerinin sebebinin birincisi Müslüman olmamız, ikincisi de Türklerin göç dalgasından çekinmiş olmalarıdır. AB’ne alınmamış olmamız birazda iyi oldu gibi geliyor. Sebebine gelince üye ülkelerin ülkemize karşı olan tutum ve davranışları millet olarak bizi daha da çok biledi. Ekonomi de Eğitim de, demokraside, insan haklarında ve hukuk da epeyce bir gelişme gösterdik. Bir gün gelecek AB üyeleri bizzat kapımıza gelerek üyeliğimiz konusunda ısrarlı olacaklar demiştik. Evet dediğimiz doğru çıktı. AB’nin savunmasını yıllardır ABD askerleri üstlenmişti. İran savaşında Trump’un AB ülkelerinden yardım talebinde bulunması karşısında hiçbir üyenin buna olumlu cevap vermesi Trump’u kızdırdı. Turmp AB ülkelerinden askerini çekeceği tehdidinde bulundu tüm hazırlıklar tamam ilk anda 5000 ABD askeri hemen çekilecek. NATO’ya güvenerek kendi kendilerini savunmak için asker bulundurmayan birçok AB ülkeleri telaşa kapıldılar. Bazıları şu sıralar ordu kurmanın telaşındalar. Ordu kurmak öyle pek kolay olmasa gerektir. Askeri güç oluşturup eğitimini yapacaklar her cinsten silah ve mühimmat temin edecekler. AB ülkeleri düşündü taşındılar çareyi Türkiye’yi bir an önce AB’ne almakta gördüler. Dikkat ederseniz AB ülkelerine mensup dışişleri bakanları sık sık ziyarete başladılar. Daha geçtiğimiz hafta Belçika dışişleri bakanı ülkemizi ziyaretinde TRT muhabiriyle yaptığı röportajda Türkiye’nin bir an önce AB’ne alınması şart olduğunu ifade etti. Çünkü Türkiye ikinci büyük donanımlı ve güçlü bir orduya mensuptur. AB’ni Rusya’ya karşı ancak Türkiye’nin korur ifadesinde bulundu. Daha baştan da ifade ettiğim gibi AB’ne girmek için yıllarca çalmadığımız kapı kalmadı hep kendilerini naza çektiler. Türkiye’nin teşkilata tam üyeliğe kabul edilmemiz için Kopehag Kriterlerinde yer alan siyasi ekonomik ve hukuki konuları tam manasıyla yerine getirmiş olmamız gerekiyordu. Türkiye bunların hepsini de yerine getirdi. Türkiye’nin önüne fasıllar halinde konan kriterler Almanya ve Fransa tarafında tarafından ince elenip sık dokunuyordu. Oysa Güney Kıbrıs’tan bunların hiç birisi ciddi olarak istenmemiştir. Esas amaçları AB’ne girişimizi engellemekti. Türkiye’yi böylece yıllarca oyalayarak kapılarında beklettiler. Şimdi AB’ne girmemizi biz değil onlar istiyor, Artık top bizdedir. Cumhurbaşkanımız futbolcu olduğu için nasıl bir enfes gol atılacağını o gayet iyi bilir.