Son zamanlarda aile gruplarında ya da sosyal medyada mutlaka denk gelmişsinizdir: Gerçekle alakası olmayan, yapay zekayla üretilmiş saçma sapan bir görselin veya haberin altına atılan binlerce "Maşallah", "Çok geçmiş olsun" ya da "Rabbim korusun" yorumları... İlk başta gülümsesek de aslında arkasında derin ve biraz da ürkütücü bir toplumsal gerçek var.

Bizler dijital dünyanın içine doğduk ya da en azından dönüşümün tam ortasında yakaladık işi. Bir haber gördüğümüzde "Acaba kaynak ne?", "Fotoğraf montaj mı?" diye şüpheyle yaklaşmak bizim için neredeyse bir refleks. Ama büyüklerimiz için durum hiç de öyle işlemiyor.

Çünkü onların çocukluğu ve gençliği, bilginin bir "süzgeçten" geçtiği yıllara denk geldi. Gazetede yazıyorsa doğruydu, televizyonda gösteriliyorsa bir bildikleri vardı, ansiklopedide ne yazıyorsa kanundu. Yani onlar, bilgiyi sorgulamadan "doğru kabul etme" alışkanlığıyla büyüdüler. Gördüğüne ve okuduğuna inanmak, onların yetiştiği dönemin doğal bir kuralıydı.

Geldiğimiz noktada ise durum bambaşka. Bugün yapay zeka sayesinde saniyeler içinde hiç var olmamış insanların videoları çekiliyor, bir siyasetçinin veya ünlü bir doktorun sesi birebir klonlanarak videolar yapılabiliyor. İşte tam bu noktada, çocukluğunda "gördüğüne inanma" öğretisiyle büyüyen büyüklerimiz, sosyal medyanın kuralsız ve kontrolsüz otamına daldı.

Onlar için ekranda gördükleri şey hâlâ o eski, güvenilir TRT haberleri gibi. Ne bir ses klonlamasından şüpheleniyorlar ne de yapay zeka üretimi bir görselin sahte olabileceğini düşünüyorlar. Üstelik bu durum sağlıkla ilgili yanlış tavsiyelerden tutun da telefon dolandırıcılıklarına kadar çok ciddi bir risk alanına dönüşüyor.

Burada yapmamız gereken şey büyüklerimizi "Her şeye inanıyorsunuz" diye eleştirmek ya da yargılamak değil. Onların yetiştiği dünya ile bugünün dijital dünyası arasındaki devasa farkı anlamak zorundayız. Dün "gördüğüne inanmak" bir doğruydu, bugünse "her gördüğünden şüphe etmek" bir zorunluluk.

Belki de aile gruplarında o sahte haberleri paylaşan büyüklerimize kızmak yerine, "Gözünle görsen bile artık iki kere düşünmen lazım" fikrini tatlı dille anlatmanın, onlara dijital çağın bu yeni yüzünü göstermenin vakti çoktan geldi.