Dünyanın herhangi bir köşesinde yaşanan bir olay, bazen hiç ummadığımız kadar yakınımıza dokunur. Pakistan’ın Belucistan bölgesinde, bakır ve altın madeni sahasına yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırı da böyle bir olay. İlk bakışta uzak bir coğrafyada yaşanmış gibi görünen bu gelişme, aslında bugün bir ailenin hayatını derinden etkileyen bir bekleyişe dönüşmüş durumda.
Saldırının detayları ağır ve sarsıcı. Silahlı grupların hedef aldığı maden sahasında patlamalar meydana geldi, yakıt tankerinin infilak etmesiyle birlikte can kayıpları arttı. İlk belirlemelere göre en az 10 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı. Olayın boyutu yalnızca bir güvenlik sorunu değil; aynı zamanda bölgedeki istikrarsızlığın ve insan hayatının ne kadar kırılgan olduğunun da bir göstergesi.
Ancak bu olayın bizim için en çarpıcı yönü, bir Türk vatandaşının bu saldırının ortasında kalmış olması. Salih Gülcemal… Ekmeğini kazanmak için ülkesinden uzakta çalışan bir insan. Olay sırasında bazı çalışanların tahliye edildiği, ancak Salih Gülcemal’in kaçırıldığı yönünde bilgiler paylaşılıyor.
Ve o andan itibaren her şey değişiyor.
Çünkü artık mesele yalnızca bir saldırı değil.
Mesele, bir insandan haber alınamıyor olması. Bir ailenin bekleyişi.
Bugün Türkiye’de bir evde zaman farklı akıyor. Telefon her çaldığında umutla bakılıyor, her geçen saat belirsizliği biraz daha büyütüyor. Ailesi, yakınları ve sevenleri, ondan gelecek en küçük bir haberi dahi büyük bir umutla bekliyor.
Bazen tek bir bilgi, tek bir cümle bile çok şey değiştirir. “İyi” olduğuna dair bir haber, bir ailenin yeniden nefes almasını sağlar. Bekleyişin ağırlığını hafifletir, umudu diri tutar.
Bugün herkesin aklındaki soru çok net:
Salih Gülcemal’den bir haber var mı?
Ve bir de ortak bir dilek var…
Salih’in sağ salim olduğuna dair bir haber alabilmek için, bu belirsizliğin son bulması için herkesin duasını bekliyoruz. Çünkü bazen umut, sadece beklemekle değil, birlikte inanmakla da büyür.
Biz de, o iyi haberi merakla bekliyoruz.
