Geçenlerde bir söz okudum. Öyle süslü, edebi bir cümle değildi. Ama tam da bu yüzden ağırdı, gerçekti, sarsıcıydı:
“Bu ülkede herhangi bir yere çiçek bıraksak, bir kadının ya da bir çocuğun mezarına denk gelecek kadar çok tatsız olay yaşandı.”

Bu söz sizin kalbinizde bir yere dokundu mu bilmiyorum. Ama benim içimde birden fazla yere değdi. Çünkü bu artık yalnızca bir cümle değil; her gün haber bültenlerinde, sosyal medyada, sokakta, evde karşılaştığımız acı bir gerçeğin özeti.

Bunu bir kadın olduğum için söylemiyorum. Bir anne, bir kız kardeş, bir evlat ya da bir eş olduğum için de değil. Bunu yalnızca insan olduğum için söylüyorum. Çünkü yaşananlar, belirli bir kesimin değil, bu toplumda nefes alan herkesin sorunu. Toplumdaki rollerimiz farklı olabilir ama korkularımız giderek birbirine benziyor.

Artık anneler çocuklarını bir yere gönderirken “iyi eğlenceler” demiyor; “varınca haber ver” diyor. Genç kızlar gece geç saatte eve dönerken anahtarlarını parmaklarının arasına sıkıştırıyor. İnsanlar sokakta yürürken etraflarını kontrol ediyor, toplu taşımada yanına oturan kişiyi süzüyor. Güvende olma hissi, hayatımızdan sessizce çekilip gidiyor.

Belki de en acı olan şu: Bu dünyaya bir çocuk getirme fikri, eskisi gibi umutla değil, korkuyla düşünülüyor. İnsanlar artık “nasıl bir gelecek sunarım” sorusundan önce “onu nasıl korurum” diye düşünüyor. Bu, bir toplum için alarm değil de nedir?

Peki bu noktaya nasıl geldik?
Şiddeti sıradanlaştıran dizilerle mi? Gücü haklılıkla karıştıran filmlerle mi? Öfkeyi romantize eden şarkılarla mı? Yoksa işlenen suçların ardından verilen, caydırıcılıktan uzak cezalarla mı? Belki de hepsiyle. Belki de en büyük pay, yaşananlara alışmamızda.

Her olaydan sonra birkaç gün üzülüyor, birkaç cümle kuruyor, birkaç paylaşım yapıyoruz. Sonra gündem değişiyor. Yeni bir haber, yeni bir tartışma, yeni bir acı…

Her yere çiçek bırakamıyoruz artık. Çünkü çiçek koyacak kadar masum duygularımızı, toprağa verecek kadar çok kaybımız var. Ve belki de artık şunu kabul etmemiz gerekiyor: Bu mesele, bir gün hepimizin kapısını çalabilecek kadar yakın.