Bir ürünü neden aldığınızı gerçekten bildiğinizi sanıyorsanız, muhtemelen tam da bu yüzden yanılıyorsunuz.
Bir mağazaya girdiğinizde her şey size aitmiş gibi gelir. Nereye bakacağınızı, neyi elinize alacağınızı, neyi satın alacağınızı siz seçersiniz. Kimse başınızda durup “şunu al” demez. Bu yüzden özgür olduğunuzu düşünürsünüz. Oysa en büyük yanılgı tam da burada başlar.
Rafların dizilişine hiç dikkat ettiniz mi? En çok satılması istenen ürünler her zaman göz hizasındadır. Eğilmenizi ya da uzanmanızı gerektirenler ise ikinci plandadır. Çünkü insan, en az efor gerektiren seçeneğe yönelir. Bu bir tercih gibi görünür ama aslında bir alışkanlık refleksidir.
İndirim etiketleri de masum değildir. “Son gün”, “sınırlı sayıda”, “kaçırma” gibi ifadeler, ihtiyacı değil kaybetme korkusunu tetikler. İnsan, sahip olmayı değil, kaybetmemeyi ister. Bu yüzden çoğu zaman almadığımız şeye değil, almadığımızda duyacağımız pişmanlığa odaklanırız.
Bir ürünü sepete attıktan sonra işler daha da ilginçleşir. Çünkü o andan itibaren zihnimiz devreye girer ve yaptığımız harcamayı mantıklı göstermeye çalışır. “Zaten evde yoktu.” “Uzun zamandır alacaktım.” “Kalitelisi bu.” Aslında karar çoktan verilmiştir; gerekçeler sonradan üretilir. Kalabalık da kararlarımızı etkiler. Bir ürün herkesin elindeyse, “demek ki iyi” diye düşünürüz. Kendi deneyimimize güvenmek yerine başkalarının tercihlerine sığınırız. Çünkü çoğunluk güven hissi verir.
Müzik, ışık, koku… Hepsi aynı amaca hizmet eder: Daha uzun kalmamıza ve daha fazla bakmamıza. Ne kadar uzun süre bakarsak, o kadar çok satın alırız. Bütün bunlar olurken kendimizi kandıran tek şey şudur: Ben bilinçliyim. Oysa bilinçli olmak, her etiketi okumak değil; duygularımızın nasıl yönlendirildiğini fark edebilmektir. Belki de bu yüzden asıl pahalı olan şey aldığımız ürünler değil. Asıl pahalı olan, farkında olmadan verdiğimiz kararlardır. Çünkü cebimizden çıkan para değil, elimizden kayan kontrol duygusudur.
Bir şey satın almadan önce durup düşünmek gerekiyor.
Gerçekten ihtiyacım mı var, yoksa bana ihtiyacım varmış gibi mi hissettiriliyor? Bu soruyu sormadığımız sürece, alışveriş yapmaya devam ederiz.
Ama aslında alışveriş yapan biz olmayız.