URFA VE MARAŞ’TA YAŞANAN OKUL OLAYLARI

Şerife Gümüştekin

16-04-2026 14:15

Son günlerde Urfa ve Maraş’tan gelen haberler insanın içini gerçekten burkuyor. Artık mesele sadece okul içindeki tartışmalar ya da kavgalar değil; işin içine tehlikenin boyutunu büyüten unsurların girdiğini görmek, herkesi daha derinden sarsıyor.

İnsanın aklına ilk gelen şey şu oluyor: “Çocuğum, kardeşim gerçekten güvende mi?” Bu soru eskiden bu kadar ağır değildi. Okul, dışarıya göre daha güvenli bir alandı. Şimdi o güven duygusunda ciddi zedelenme var.

En dikkat çeken şeylerden biri, gençler arasında yükselen gerginlik hali. Sanki sabır daha çabuk tükeniyor, öfke daha hızlı büyüyor. Küçük bir tartışma bile kısa sürede kontrolden çıkabilecek bir noktaya gelebiliyor Bunun arkasında ne var diye bakınca, akla ister istemez başka bir soru geliyor: Gençlerimiz bu eğilimi nasıl bu kadar kolay normalleştirebiliyor? İzledikleri filmler, diziler, sosyal medyada karşılarına çıkan görüntüler ya da gündelik hayatta şahit oldukları gerçek olaylar… Hepsi bir araya gelip şiddeti sıradanlaştırıyor olabilir mi?

Bir de işin “erişim” tarafı var ki, orası ayrı bir endişe kaynağı. Bu yaşta gençlerin bu kadar tehlikeli sonuçlara yol açabilecek araçlara ulaşabilmesi, sadece eğitim değil, doğrudan bir güvenlik meselesi.

Tabii çözüm diye ilk akla gelen şeyler belli: Daha fazla denetim, daha sıkı kontroller, okul girişlerinde önlemler… Bunlar elbette gerekli. Ama insanın içinden şu da geçiyor: Eğer bir okulun kapısında bu kadar yoğun güvenlik konuşuluyorsa, mesele çok daha derinde demektir.

İnsanların içinin burkulmasının sebebi de bu zaten. Çünkü o görüntüler sadece bir olayı değil, daha büyük bir kırılmayı gösteriyor. Herkes ister istemez kendi çocuğunu, kardeşini koyuyor o sahnelerin yerine.

Urfa ve Maraş’ta yaşananlar, ülkece hafızamızda iz bırakan, kolay kolay unutulmayacak türden olaylar. Bu vesileyle hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı; yaralananlara da acil şifalar dilerim.

DİĞER YAZILARI Vatandaş Soruyor, Başkan Dinliyor 01-01-1970 03:00 Talas’tan Dünyaya Açılan Şeffaflık Penceresi 01-01-1970 03:00 Emeklilikte Kademe Tartışması 01-01-1970 03:00 Engeller Bedenlerde Değil, Bakış Açılarında 01-01-1970 03:00 Kendi Değerimizi Ararken Kaybolmak 01-01-1970 03:00 YERELDEN DÜNYAYA UZANAN BİR VİZYON: “ŞEFFAF ODA” 01-01-1970 03:00 Uzakta Bir Saldırı, İçimizde Bir Bekleyiş: Salih’ten Haber Var mı? 01-01-1970 03:00 Aynı Yerde Çalışmak Değil, Birlikte Üretmek 01-01-1970 03:00 Aynı Gemideyiz: Kurumsal Labirentte "Ekip" Olabilmek 01-01-1970 03:00 Savaşın Gölgesinde Piyasalara Bakarken… 01-01-1970 03:00 KÖTÜ HABERLERE ALIŞTIK MI? 01-01-1970 03:00 Savaş Konuşulan Bir Dünya 01-01-1970 03:00 ALIŞVERİŞ YAPMIYORUZ, YÖNLENDİRİLİYORUZ 01-01-1970 03:00 VALİZ HEP HAZIR: BİTMEYEN YURT DIŞI HAYALİ 01-01-1970 03:00 HEPİMİZ BİRER VERİ NOKTASIYIZ 01-01-1970 03:00 ÇİÇEK AÇMAYAN TOPRAKLAR 01-01-1970 03:00 ASIL ACI OLAN BU 01-01-1970 03:00 ADALET BİZE DE UĞRAYACAK MI, YOKSA KORKU MU BÜYÜYECEK? 01-01-1970 03:00 GÜRÜLTÜ ÇOK, NETLİK AZ 01-01-1970 03:00 KAYSERİ’YE KAR DÜŞTÜ, KIŞ SADECE HAVA DEĞİL 01-01-1970 03:00 SAĞLIĞIN VIP’İ OLMAZ: HATAY’DA VİCDANA DOKUNAN BİR SKANDAL 01-01-1970 03:00 BİR KALEMDE 30 BİN, BİR ÖMÜRDE ASGARİ ÜCRET 01-01-1970 03:00 BİR YEMEK, BU KADAR KORKUTUCU OLMAMALI 01-01-1970 03:00 BENLİK: KENDİMİZE DÖNMENİN SESSİZ HİKÂYESİ 01-01-1970 03:00 GERÇEĞİN ERİYİP GİTTİĞİ BİR ÇAĞ 01-01-1970 03:00 TÜKETİM ÇILGINLIĞI 01-01-1970 03:00 ZAMLARIN GÖLGESİNDE KAYBOLAN FİYAT ALGIMIZ 01-01-1970 03:00 ERKEN UYANMAK: KENDİNE SAYGININ EN SESSİZ HALİ 01-01-1970 03:00 ANONİMLİĞİN ÇAĞI: KİM OLDUĞUMUZU UNUTUYOR MUYUZ? 01-01-1970 03:00 ERTELEMENİN FISILTISI 01-01-1970 03:00 PR MI, SAMİMİYET Mİ? 01-01-1970 03:00 MENFAATİN İKİ YÜZÜ 01-01-1970 03:00 HAYAT, KONFOR ALANININ ÖTESİNDE BAŞLAR 01-01-1970 03:00 YÜK SENİN DEĞİLSE, NEDEN SEN TAŞIYORSUN? 01-01-1970 03:00 DİPLOMANIN YETMEDİĞİ ZAMANLARDAYIZ 01-01-1970 03:00 GÖRÜNDÜĞÜMÜZ GİBİ DEĞİL ,GÖSTERDİĞİMİZ GİBİYİZ 01-01-1970 03:00 UYMA DAVRANIŞI MI, BOYUN EĞME Mİ? 01-01-1970 03:00 SPOR YAPMAK LÜKS MÜ OLDU? 01-01-1970 03:00