Sıkı para politikalarının yansımaları borsamızı da tepetaklak etti. Biz ne diyoruz sıkı para politikası ve Carry Trade olgusuna gerek yok. Çünkü Turizme Dayalı Ekonomi Modeli- TUDEM ve II. Lig borsa var. Bunlar yerli ve milli uygulamalar ve bunlarla bir şey olmaz diyenler varsa gelsin tartışalım. Bakın Ekotürk TV’de program yapan Emre ve Kerem Alkin hocalar 19 Eylül Cumartesi manipülasyon olguları yüzünden gözaltına alındılar. Ben televizyonlarda bilinenleri konuşan bu hocaları aylık bin liraya yanımda çalıştırmam ama bu ağalar ÇÖZÜM sunmak yerine zaten bilinenleri konuşup havanda su dövmelerine şans verenler şimdi ne yapacaklar merak ediyorum.

Ekonomi yönetimimizi telaşlanan durum fonlarda likidite krizinin başlaması ile oldu. Sürecin kıvılcımı, bazı portföy yönetim şirketlerinin (örneğin Pusula Portföy, Piramit Portföy, Tera ve Atlas Portföy gibi) TEFAS fonlarında yatırımcılara yapması gereken nakit ödemelerinde temerrüde düşmesi veya ödeme ertelemeleri açıklamasıyla çaktı. Ancak Bir evim ve Emin Evimin ayak sesleri zaten fitili ateşlemişti.

Düşük hacimli hisseler, likidite sarmalı söz konusu fonların bir kısmı, işlem hacmi ve fiili dolaşımı son derece düşük şirket hisselerinde yüksek düzeyde pozisyon taşıyordu. Yatırımcılar panikle fonlardan çıkmak istediğinde, fonlar bu sığ hisseleri satıp nakite geçmeye çalıştı. Alıcı bulunamayınca fiyatlar çakıldı; düşen fiyatlar fon değerlerini daha da düşürdü ve yeni nakit taleplerini tetikleyerek bir "likidite krizine" dönüştü.

Sağlam hisselerin zorunlu satışı (bulaşma etkisi) yüzünden likidite krizine giren fonlar, sığ hisselerde alıcı bulamayınca nakit yaratabilmek adına BIST 30/50 kapsamındaki likit ve sağlam hisseleri satmak zorunda kaldı. Bu durum çöküşün tüm borsaya yayılmasına yol açtı.

Kredili işlemler ve otomatik satışlar (Margin Call) fiyatlar düştükçe kredili pozisyon taşıyan yatırımcıların teminat açıkları oluştu. Aracı kurumların teminat tamamlatma çağrıları ve zorunlu "zarar-kes" (stop-loss) robot satışları düşüşü daha da hızlandırdı. TUDEM ve II. Lig borsa ÇÖZÜM yolu varken makroekonomi yönetiminde ki baskılar yüzünden yüksek TL faiz ortamı hisse senetlerini alternatifsiz bıraktı ve kaos oldu.

Bu Durum Biliniyordu Da Neden Zamanında Gerekenler Yapılmadı?

Piyasa uzmanları ve yatırımcılar haklı olarak bu soruyu soruyor. Ancak finansal piyasalardaki denetim ve ikaz süreçleri karmaşık dinamiklere dayanıyor:

"Erken İkaz" Panik Yaratma Riski oluşturur.Düzenleyici kurumlar (SPK, BİST) açık bir mevzuat ihlali veya usulsüzlük tespit etmeden sadece "risk var" diyerek kamuoyunu uyaramaz. Zamanından önce yapılan uyarı, fonlardan erken kaçışa (fund run) sebep olarak krizi bizzat başlatma veya öne çekme riskini arttırır.

Denetimlerin "Olay Sonrası" (Ex-Post) durumu: Kurumlar genellikle fonların günlük likidite olgularını mevzuat çerçevesinde raporlar üzerinden takip eder. Riskler "hisseler yükseliş trendindeyken"sistemik sorun gibi görünmez. Zayıflık ancak piyasa yön değiştirip toplu satışlar başladığında yani çıkış kapısı daraldığında açığa çıkar.

Mevzuat ihlalleri ve idari soruşturmalar kriz patlak verdikten hemen sonra SPK ve Finansal İstikrar Komitesi acil adımlar attı. SPK, sorunlu 131 serbest fonu işleme kapatıp tasfiye kararı aldı, bazı aracı kurum/banka yöneticileri ve portföy yetkilileri hakkında "fon parasıyla manipülasyon yapıldığı" şüpheleri yüzünden adli adımlar ve tutuklamalar gerçekleşti. İşte burada Emre ve Kerem hocalara iyi niyetle ekranlarını açan dürüst müesseselerin doğru ve yerinde ÇÖZÜM yolları ortaya koyamayan bu portrelere dikkat etmesi gerekebilir.

Denetim açıklarını ekonomi yönetim biliyor ama hala bu yönde bir adım atılmadığı konuşuluyor. Tartışmalarda özellikle sığ hisselerde kaldıraçlı fonların 1’e 50 den başladığını bilen yetkililer sadece ayın 15’i gelsin maaş alalım derdindeler. Ben canlı yayında Sayın Şule Perinçek’e bunu hatırlatınca tepki vermişti. Şimdi ne denli haklı olduğum kamuda %70 görevlimizin ayın 15’i maaş alsam yeter dediği anlaşılıyor gibi.

Evet beyler ekonomi kanalları veya programlarına bakın herbokolok adamlar hep bilinenleri konuşup havanda su dövüyorlar. Hoca kılıklı ükelalar asla tam bir ÇÖZÜM sunamadıkları halde kripto güçlerin etkisi yüzünden asansörün elektriğini kesmezler inşallah. Patronlar her halde bu milli ve yerli yeni ve ilginç projelere niye kapalısınız diyebilir belkide.