Tarım ekonomisinde klasik yaklaşımlarından biri olan King Kanununa göre, üretim azalması fiyatlar üzerinde orantısız artması bu kanun yeniden öne çıkarttı. Buna göre, tarımsal ürün üretiminin küçük oranlarda daralması fiyatlarda çok büyük sıçramalara yol açacak. Kanuna göre üretim %10 azalınca fiyatlar %50 artar tezini yaşayıp göreceğiz. Ürünün %10 artması halinde fiyat %30 azalır bu ekonomik kurama göre. Bu ay %30 diye açıklanan yıllık enflasyon rakamımız tarımsal artışta ki %50 gibi artmaz. Çünkü gıdanın enflasyon içindeki baz etkisi %15-20 dir. Sanayi rakamı sıkı para politikası yüzünden bu denli artmaz.Bizde enflasyon basit hesaplamalara göre yıl sonu en az %38 civarı olur gibi. Bizde ilk etki faizleri önümüzde ki ay 100 baz puan artırarak kendini gösterecektir. Bu durum hükümeti seçim kaybetmeye doğru kesin götürebilir.

Aslında gübre ihtiyacımızı doğalgaza bağlı olmayan ve çok ucuz olan bakteri, fungus bazlı olduğu için ülkemizde de üretilen biyolojik gübreye %20 yönelebiliriz. Böylece bizde üre ve amonyak konusunda %30 rahatlama sağlayabilir. 2027 yılında da gübre ve akaryakıt etkisi kendini tam gösterir ve bu rakam çok zor aşağıya çekilir. 2027 de %32 enflasyon başarıdır. Çünkü tedarik yüzünden esas enflasyon 2027 yılı türbülans yaptırır. Yani 2027 yılında tek haneli enflasyon dış etkenler yüzünden başaramayacağı için seçimde ciddi kabus olacak. Hatta Mansur bey aday olursa ilk turda açık ara seçimi hükümet kaybeder. Ama dolmuşa bindirilen ama ondan indirilip durakta bekletilen ve otobüse bile alınmayacağı söylenen Keçiören BB başkanı üzerinden işlem olursada ters teper. Hükümetin tek ilacı TUDEM ve II: lig borsa gibi vizyoner projelerdi ama bunlar kurtarabilirdi ama akılları başka işlerde. O yüzden patron çemberindekiler MİLLİ lavanta kokusu yüzünden katarak amelliyatına akılları basmaz.

Savaşın küresel enerji girdi piyasalarında yarattığı sarsıntı, özellikle azot bazlı gübrelerin temel girdisi olan doğalgaz arzında ve akaryakıtta yaşanan aksaklıklar, üretim maliyetlerini hızla yukarı çekecek. Bu durum, başta Üre ve Amonyak olmak üzere kritik gübre türlerinde kısa sürede şuara %60 fiyat artışlarını beraberinde getirdi. Ancak mesele yalnızca fiyat artışıyla sınırlı değil. Tedarik zincirinde yaşanan kırılmalar bazı bölgelerde gübrenin fiziksel olarak bulunmasını da zorlaştıracak. Tarım üretimi doğrudan gübre ve mazot girdilerine bağımlı olduğu için, bu şokun etkisi gecikmeli fakat çok daha büyük çaplı olacaktır. Çiftçiler tedarik yüzünden az gübre kullanacağı için tarımda üretimi azaltacak.

Bu daralma, başta tahıllar olmak üzere temel gıda ürünlerinde fiyat dalgasını tetikleyecek. Daha derin bir arz daralması ise fiyatların katlanmasına yol açabilir. Dolayısıyla gübre fiyatlarındaki şu anlık %60’lık artış, aslında “öncü gösterge” niteliğinde olacaktır. Asıl etki, birkaç ay içinde hasat sonrası ve önümüzde ki yıl ürününde ortaya çıkacak ve gıda fiyatları üzerinden olacakları göreceğiz.

Küresel ölçekte bakıldığında, bu gelişme tüm ülkelerin enflasyon dinamiklerini yukarı taşıyacaktır. Ancak ürün fiyatları %50 artsada“tüm dünyada enflasyon %50 artacak” gibi bir sonuç, ekonomik açıdan birebir doğru değildir. Etki ülkeden ülkeye değişecektir. Gıda ağırlığı ithalata bağımlı ve düşük gelirli ülkelerde enflasyon çok daha sert hissedilecek. Gelişmiş ekonomilerde bu etki daha az olacak. Allahtan kuzey yarımkürede ekimler yapıldı ve taban gübresi atıldı. Şimdi daha az gübre gereksinimi vardır.

Gübrede büyük ölçüde dışa bağımlı olan tarım sektörümüz, maliyet artışlarını doğrudan satışa yansıtacaktır. Bu da hem üretici fiyatlarını hem de tüketici enflasyonunu yukarı çekecek ve gıda enflasyonunu genel enflasyonun üzerine çıkaracaktır.

Sonuç olarak İran savaşı, sadece enerji piyasalarını değil, tarım ve buna bağlı enflasyon üzerinden tüm ekonomik dengeleri etkileyen çok katmanlı bir kriz üretecektir. Gübre fiyatlarındaki sert artış, King Kanunu’nun öngördüğü şekilde büyük fiyat dalgalanmaları yapacaktır. Bu süreçte en kritik mesele arz şoklarının ne kadar süreceğidir. Eğer savaş uzarsa ki uzayacağı anlaşılıyor, enerji piyasalarındaki belirsizlik devam ederse, bugün gördüğümüz artışlar yalnızca başlangıçtır. Pandemiden daha şiddetli sorunları getireceği için psikopat adam için Trampet ismini ilk kullanan ve büyük SAVAŞ pandemisi terimini ilk hafızalara yerleştiren biri olarak hükümetimizin seçimlerde ağır bir yenilgiyi Mansur beyle yaşayacak gibi. Bu yüzden önlem alsınlar diye biraz iğneleyerek yazıyorum. Bu önlem  TUDEM ve II. Lig borsa varken akıl yok olmuş dedirtecek boyuta gelmez inşallah.