2019 yılında Hazine ve Maliye Bakanı olan, ancak istifa dilekçesinde “At izi ile it izi birbirine
karışmış, Allah sonumuzu hayreylesin.” dediği için artık bakan olma şansı kalmayan eski
Bakan Berat Albayrak, o dönemde açıkladığı Ekonomi Paketi’nde tarımsal üretimde küçükbaş
(KB) hayvan konusuna da değinmişti. Tarım Bakanlığı bürokratlarının hayallerini “Tarımda
Millî Birlik Projesi” adı altında sunmuştu. Projenin en dikkat çekici vaadi, “4 yıl içinde KB
hayvan sayımızı 47 milyondan 100 milyona çıkaracağız.” açıklamasıydı.
Anadolu coğrafyası küçükbaş hayvancılığa uygundur. Köylü, “Buğday ile koyun, gerisi
oyun.” diyerek kırsalda en çok tüketilen etin koyun eti olduğunu vurgulasa da büyükbaş
hayvancılık algısı ve köyden kente göç nedeniyle KB hayvan varlığımız ihmal edildi. Petrol
arama ve sondaj gemileri konusunda başarılı bulduğumuz Berat Bey’in KB hayvancılığa
yönelme fikri yerinde ama bu konuda altyapısı olmayan, hayalperest Tarım bürokratları bu
kandırmacanın ve sorumsuzluklarının hesabını vermelidir. Ne oldu da 6 yıl sonra, 2025’te KB
hayvan sayımız 55 milyonda kaldı? Bakan bilgili olsa bu aptallıklara hop, dur, çüş derdi.
Eski Bakan Albayrak’ın açıkladığı pakette “yem” işi göz ardı edilmişti. Ortada yem yoktu
ama 4 yılda 100 milyon KB hayvan olacaktı! Sanırım yem konusu da ithalatla çözülecekti.
Yani o “akıllı 2 bakanın” tarım anlayışı cari açığı unutmuştu. Bakanlar önüne konan her şeye
atlamamalı. Kamuda hiçbir suçun karşılığı yoktur ve başarısızlığın bedelini mahalli seçimde
ki gibi parti öder. Hadi Berat Ağa atladı diyelim, çevresindekilerin hiç mi akıl süzgeci yok?
Bir yere bedavadan gelsen veya Bakanı olsan ne yazar? Berat Ağa olsan ne yazar?
Dört yılda KB hayvanımızı 47 milyondan 100 milyona çıkarma hedefiyle yola çıkıldığında, o
sıra 17 yıldır iktidarda olan AK Parti’nin hayvancılıktaki performansına bir bakalım.
1990 yılında KB hayvan sayımız 51,6 milyon nüfusumuz 56 milyon. O dönemde Türkiye’nin
KB üretimimiz, nüfusa oranla bugünkünden daha iyiymiş. O ara meşhur Ankara tiftik keçimiz
1,3 milyondu. Bugün ise bu sayı 223 bine düştü. Tiftik’te ki bu %80’lik azalma, Bakanlık
bürokratlarının “5 yıldızlı başarısı” olarak ortada. Ham hayaller, aldatmaca ve çapsızlık!
2018’de KB hayvan sayımız 47 milyondu, nüfus ise 82 milyondu. 1990’daki 51,6 milyon KB
sayısından bugüne gelindiğinde hedefe göre artışın komik olduğu ortada. 2025 itibarıyla KB
hayvan sayımız 55 milyon olsa da nüfus 86 milyona ulaştı ve 2002’de mülteciler yok gibiydi.
Hedeflenen 2023 yılı sonunda 100 milyon sayısına ulaşılmış (!). Ama o yıl yaşanan ve “31
şiddetinde” olan (!) deprem, hayvanların yarısının telef etmiş. Deprem olmasaydı, 4 yılda %
112 artışla 100 milyon KB hayvanımız olacaktı. Gerçek şu ki, 23 yıldır başka şeylere bakanlar
"bakan" yapıldığı için tüm yük, merkezde ki diğer milli olmayan iş bilmez kadrolara kaldı. Bu
yüzden Cumhurbaşkanı, istediği başarıyı yakalayamıyor.
Eskiden %35 olan küçükbaş et tüketim oranı, günümüzde %10’lara geriledi. Hayvancılıkta en
büyük maliyet olan yem hammaddesinin %55-60’ı ithal edilirken, %112’lik bir artış ancak
benim önerdiğim 2 verimli ve ucuz yemle mümkün olur. Maralfalfa, Dev Kral Otu–DEKO
ve Rafa arpadan yetiştirilen yeşil yem (RAYEY) yani taze çim yemi, sulu yem.
Verimsiz meraların ıslahına yeterli bütçe ayrılmadığı için bunlar “ex”, yani ölü alanlar gibi.
Üreticinin meradan faydalanma oranı düşüktür. KB sayısında artış hedeflenirken bu 2 verimli
yemden neden kaçıyorlar sorusuna cevap yem sanayicilerinin baskısı yüzünden deniyor.

DEKO'nun dekara dünya ortalaması 65 ton civarında. Bu yıl bizde DEKO çeliği yok gibi.Ben,
Harran Ovası’nda yetiştirilecek DEKO’yu tren ile tüm Doğu iller için silajlayıp yetiştiricilere
ulaştırabileceğimizi düşüyorum. Adana’da dekara en az 80 tonluk üretim, Harran bölgesinde
daha da fazla olabilir. Tarımda birçok destek verildiğine göre, devlet üretim yaparak çok az
bir kâr ve silaj maliyetiyle, ulaşım gideri de dahil olmak üzere, Harran, Iğdır ve kıyı şeridinde
bulunan kendi araştırma istasyonlarında milyonlarca ton üretilerek, tonu 350 TL’ye mal olan
DEKO’yu, 1.000 TL’yi geçmeyecek şekilde besicilik yapan çiftçilere kolayca ulaştırabilir.
Bunun yanında, tonu 1.500 TL’ye mal olan RAYEY’in, ilçe tarım müdürlükleri ve belediye iş
birliği ile toplu üretim ve dağıtımına gidilerek irili ufaklı hayvancılık yapanlara ulaştırabilinir.
Bugün mısır silajının tonu 3.500 TL, samanın tonu geçen ay 3.500 TL iken bu ay 3.000 TL’ye
düşmüş, yoncanın tonu 11.000 TL, mısır flake’in tonu 6.000 TL, kuru otun tonu 4.000 TL,
besi torba yeminin tonu 13-14 bin ve süt torba yeminin ise 14-15 bin TL olduğu bu dönemde,
ucuz yem üretilirse, bu yıl sonuna kadar bu 2 yemin altyapısını kurarak, bugün 55 milyon olan
KB hayvan sayısını 5 yıl içinde, yani 2029 sonunda 100 milyona çıkarabilirim. Doğu ve G.
doğuda boşaltılan 4 bin mezrada yetişen otlardan oturum hakkı ile faydalanmamız şart.
Yemi dışarıdan almadan ama Tayland’dan 2 nakliye uçağıyla çelik getirtip işe başlamalıyız.
Buradaki en büyük engel bakanlıkça tescili olmayan bitki çelik veya tohumlarının getirilmesi
kolaylaştıracak bir yönetmelik acilen çıkartılmalıdır. Ey bakanlığın üst düzey bürokratları!
Sizler emekli olduğunuzda ayda 1.000 TL’ye bile yanımda çalıştırmam. Memurların birçoğu,
“Ay başı gelsin, bedavadan maaş alalım” anlayışını artık terk etmelidir. On binlerce beyni
olan Tarım bakanlığı personeli neden başarılı olamıyor, havanda su dövüyor anladınız mı?