İran, ekonomik çöküş, siyasal baskı ve toplumsal hoşnutsuzluğun üst üste binmesiyle tarihinin en kırılgan eşiklerinden birine ulaştı. Şu anki karışıklık mevcut tabloda kısa vadede bir bölünmeden çok, derin bir istikrarsızlığa işaret etmekte. İşte bu derinleşen kargaşa her an bölünmeye yol açabilir ve dünyanın hain ve eşkıya iki devleti ABD ve Siyonist kafa güçlü bir İran istemiyor. İstemiyor ama dünyanın geri kalan hainleri de Venezuella’da olduğu gibi kağıt ve mürekkepten 3 sente mal olan 100 dolara ses çıkaramıyorlar. Bu sessizlik ve ABD’nin hainlikleri yüzünden ileride İran’ın 3-4’e bölünmesine varacak gibi. Bu bölünme bize de sıra gelinmesini sağlayabileceğinden şahsen İran’ın bölünmesini asla istemem. Çünkü eşkıya devlet ABD ve İsrail çocukları bile aç ve sefil halde bombalayarak Filistin de öldürdü ve hiçbir devlet bizim kadar işe gövdesini koyamadı ve sessiz kalarak SARI ÖKÜZÜ verdiler bir kere. Ayrıca İran’da etnik ve mezhepsel fay hatları giderek daha görünür hâle gelmesi bölünmeyi hızlandıracak gibi.
İran nüfusunun yaklaşık %30’unu oluşturan Azeri Türkleri 25-30 milyon nüfusla kuzeybatıda yoğunlar. Tebriz merkezli bölgede Traktör futbol kulübü tribünleri, Fars merkezî yapısına karşı kültürel ve kimlik temelli tepkinin simgesi hâline gelmiş durumda. “Türkçe eğitim”, “kimlik tanınması” talepleri yüksek sesle dillendirilse de, Azeriler devlet yapısına entegre oldukları için bağımsızlık fikri henüz kitlesel bir siyasete dönüşmüş değil. Sebebi de baştaki en önemli iki liderin TÜRK olması onlara kıble gibi gelmekte ve İran’ı iki lider yönetiyor ve ikisi de TÜRK diyerek son ayaklanmaya destek vermiyorlar. Ama iş bölünmeye gelirse o iki liderde rafa kalkacağa benzer. O yüzden İran üst aklı bu 2 lideri emniyet subabı olarak başta tutmakta. Azerilerin ayaklanması bölünmeyi hemen hayata geçirebilir.
Batıda yaşayan Kürt nüfus 9 milyon İran’ın en hareketli etnik sorunlarından biri. Sünni ağırlıklı Kürtler, tarihsel olarak hep muhalif bir pozisyonda yer alsa da parçalı siyasi yapı, sınırlı nüfus alanı ve dış destek eksikliği nedeniyle bağımsız bir Kürt devleti kurma ihtimali zayıf görülüyor. Nedense İran’da ki Kürtler emperyalist ABD ve İngiltere’nin kullanışlı aparatlığı cephesinde celladına aşık olan bir fino durumundalar.
Güneybatıdaki Arap nüfus 5 milyon petrol zengini Huzistan’da yaşıyor. Bölge ekonomik olarak stratejik, ancak ağır askerî kontrol altında. Güneydoğuda Beluçlar 2,5 milyon ve çoğunlukla Sünni yapıda kronik yoksulluk pençesindeler. Kuzeyde Türkmenler 2 milyon nüfusta ama sessiz ve örgütsüz bir profildeler. Mezhepsel tablo da kırılgan. Nüfusun yaklaşık %90’ı Şii, %8–10’u Sünni. Sünniler sistematik olarak dışlanıyor. Bunun yanında Alevi-Şii heterodoks yapılar, Yezidiler (güneşe tapma inancı ile bilinen küçük gruplar), Zerdüştler, Bahailer, Hristiyanlar ve Yahudiler sınırlı ama sembolik öneme sahipler.
Ban göre İran’da olası senaryo etnik temelli bir parçalanmadan ziyade ciddi kargaşa yüzünden, merkezi otoritenin baskıyı artırdığı, dalgalı bir istikrarsızlık sürecinin sonucunda ölümlerin artması isyanı arttıracağından otoritenin polisiye gücünün bölünmesi kitlesel bölünmeye götürerek 3-4 hatta daha fazla yapıda bölünme bile sürpriz olmamalı. Sayın Faruk Ünlütürk Rusya’dan geldiğinde bana Rusya yakında bölünür bunu bil dedikten 1-2 yıl geçmeden bölünme olması şaşırtıcı olmadı. Rusya’yı bölen kafa İran’ı kolay lokma saymakta. Bölünme güvenlik aygıtının çözülmesi ve elit mutabakatının dağılması hâlinde kısa zamanda olacak gibi.
Türkiye açısından risk; Olası sınır güvenliği, göç dalgası ve etnik sızmanın yansımaları. Fırsat ise, dengeli bir diplomasiyle ile bölgesel istikrarın ana aktörlerinden biri olarak Azeriler ve petrol bölgesinde aktif olma şansının olabilir.