Sayın Faik Tunay açık oturumlarda yüzde 90 tam doğruları konuşan karakterde akıllı bir siyasetçi. Yüzde 10 niye eksik yazdım? Çünkü biraz da halkla örtüşmeyen olgular olur diye yüzde 10 kapıyı açık bıraktım. Açık oturumların aslında çoğuna konuk edilmeli ki ülke siyasetini doğru bir çizgiye oturmasına katkı sunsun. Halkımızın bir kısmı koyun sürüsü konumuna düşmesin. Baksanıza partiler hırsız kaynıyor ama halk hala öndeki koyunun atladığı yere atlıyor demiyorum. Sayın Tunay gerçekleri söyleyerek insanlarımızın ufkunu açmaya uğraşırken bende iki partinin birleşeceği konusunda olası düşüncemi aktarayım.
Türkiye’de genel seçim takviminin bir ay öne çekilme ihtimali, ana muhalefet partisinde kartların yeniden karılmasına yol açtı. Seçim baskısını hisseden parti yönetimi, parti içi "arınma" ve yenilenme söylemleriyle meşruiyet zeminini sağlamlaştırmak amacıyla mahalle delege seçimlerini yıl sonuna doğru başlatma kararı almıştır. Ancak mahalle düzeyinden başlayan bu örgütsel hareketlilik, kağıt üzerinde planlanan "steril ve arınmış" taban yapısının ötesinde çok karmaşık ve sürprizlerle dolu bir parti içi mücadelesini tetiklemeye adaydır.
Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin, delege yapısını ne şekilde şekillendirmeye çalışırsa çalışsın, mahalle seviyesindeki dip dalgayı kontrol etmesi zor. Son dönemde partiye katılan yeni üyelerin varlığı, parti içi dinamikler de öngörülemeyen kırılmalar yaratacaktır. Bu yeni üyelerin, mahalleden başlayan seçimlerde eski arkadaşlık bağları ve mahalle dayanışmaları üzerinden oy kullanması, merkez teşkilatların hazırladığı listeleri altüst etme potansiyeline sahiptir. Mahalle delegelerinin bu şekilde sürpriz biçimde şekillenmesi, doğrudan ilçe ve il kongrelerine yansıyacak; sonuç olarak kongre delegelerinde hiç beklenmeyen bir çeşitlilik ve heterojen yapı ortaya çıkaracak. Aslında YENİ PARTİ’yi kuranlar CHP’den ayrılmayacaklardı. Kayıtlı üyenin yüzde 80’i yeni delegeyi seçecekti ve sonucunda Kılıçdaroğlu’nun ekibinin seçtiği yeni delegeler değişimi yapacak ve Kılıçdaroğlunu indireceklerdir.
Mevcut yönetimin "partiyi arındırdık" iddiasına rağmen, sandıktan çıkan delege profili tek tip bir parti yapısına müsaade etmeyecek. Kurultayda Kılıçdaroğlu'nun karşısına 2-3 farklı genel başkan adayı çıksa dahi, kongre delegelerinde ki bu heterojen yapı ve değişim arzusu, muhalif kanatları tek bir güçlü aday etrafında birleşmeye zorlayacaktır. Parti içi muhalefetin tek adayla çıkması durumunda, kurultayda yönetim değişimi kaçınılmaz bir hal alacaktır ve YP ile birleşeceklerdir.
İşte bu noktada, Türk siyasetinin kurucu partisi olan CHP’nin geleceği açısından tarihi bir birleşme olgusu devreye girecek. Seçim öncesinde yaşanan iç tartışmalar, kırılmalar veya olası kopuşlar neticesinde oluşan parçalı yapı, Atatürk'ün mirası olan partinin birliğini tehdit eder seviyeye ulaşsa da, kurultaydan çıkacak yeni liderlik bu bölünme riskini bir birleşme hamlesine dönüştürecektir. Parti örgütünü çok iyi tanıyan, tabanla doğrudan teması olan ve parti hafızasını temsil eden figürler bu noktada kilit rol oynayacaktır.
Siyasette zaman zaman "Truva Atı" gibi algılanan, ancak süreç olgunlaştığında toparlayıcı, birleştirici kimliğiyle öne çıkan isimler, bölünen yapılara köprü olacak. İstanbul Milletvekili Engin Altay veya örgüt üzerindeki ağırlığıyla bilinen Oğuz Kaan Salıcı gibi deneyimli aktörlerin, yeni seçilecek genel başkanlık çatısı altında veya kurultay sürecinin yönetilmesinde liderlik üstlenmesi, kopan yapıların yeniden baba ocağında buluşmasını sağlayacaktır. Bence yüzde 3 oy oranına sahip kopuş dahi seçime gidilirken hayati önem taşıdığı konjonktürde, bu deneyimli isimlerin yönlendirmesiyle gerçekleşecek kucaklaşma, CHP'yi hem bölünmeden koruyacak hem de genel seçim öncesi muhalefet blokunu tek bir çatı altında harmanlayarak tarihsel birleşmeyi tamamlayacaktır. Bu dediğim olursa ki olacak işte bunu erken gören Mansur beyde CB için sahaya inme ve basamak yükseltmek için girişimlere başlar gibime geliyor. Ancak Özgür bey kolay lokma olacağı için o aday yapılırsa keşke Mansur’u aday yapsaydık olgusu konuşulacaktır.