İki sebepten dolayı konuşuluyor. 1- Çok ucuz yemleri devreye girdirmeyenlerden yetkililerimizin haberi olsa hepsini üzerler. 2- Kurban bayramına az bir süre kalmasından dolayı konuşulmakta. Ramazandan 70 gün sonra ülkemizde kurban bayramında toplu büyük hayvan satışları olur. Bayramdan 20 gün önce kurban telaşı başlar, 8-10 gün kala yerini satışlara bırakır. Yani Kurban bayramında daha karlı satış için stoku oluşturma yüzünden besiciler hayvanlarını kesmezler. Elinde tutmak istediklerinden kurban bayramına 4 ay kala hayvan kesimi azalır ve et talebi karşılayamadığından tabi ki fiyatlar artar. Bu günkü koşullara göre daha fazla fiyata satmak varken elinde tutup kesim azaldığı için 2 yönlü artış sağlayıp daha çok kâr elde etme yolu açılır. Fiyatlar bu taktikle enflasyondan fazla artar. Geçmişte ki ihmaller ve gözü paraya doymayan yem sanayicilerinin faturası erken kesimlerin sıkıntısını yaşıyoruz.
Sebep bu günlerde bu ama et fiyatlarının artmasında ana sebep yem sanayicilerinin ahlaksız yem kâr yapmaları ve gözü doymaz hırslarıdır. Bakanlık bürokratlarının bakanı yanıltarak benim sunduğum ucuz 2 yemi görmezden gelmeleri ise ayrı bir anti millilik. Ben ucuz yemi bizzat bakana, bakan yardımcısı iken aktardım. Çok iyi, harika dedi ama beni bitkisel üretim genel müdürüne yolladı. Aslında beni oraya yollamayın, çünkü oradakiler bu yemleri bilmiyor, onlara bu yüzden sorsanız da onlar yem sanayicilerinin lobisinin etkisinde oldukları için bu 2 ucuz yeme yol vermezler dedim. Dediğim çıktı. Hatta DEKO’yu ülkemize getiren Adanalı İsmail beyi savcılığa bildirmeye işi vardırdı. Ama tepkim sonucu geri adım attılar. Kivi’de hala tescilli bir ürün değil onu niye ülkemizde ürettiriyorsunuz dedim. O ara bakan yardımcısı iken bakan bey yinede bana itibar etti çünkü danışmanı konumunda ki Prof. Dr. Selahattin Çınar Hoca emperyalistlerin arkasında değil benim arkamda durdu. İbrahim Yumaklı bakan olunca birkaç temasımla o savcılık sopası gösteren genel müdürü görevden aldı ve bana bu 2 yemle ilgili ilerleme sağlayacağını ve Niğde ve Hatay üniversitelerin de DEKO denemelerini Selahattin hocanın gölgesinde benim aktardıklarımın doğru olması yüzünden bu denemeler başladı.
RAYEY en az 4 bin ton ve fazla verimi ispatlı olması yüzünden onun denemeline gerek olmadığında anlaştık. Ama yinede hoca deneme yapsak daha garanti olur dedi ama 1,5 yıl oldu yaz buza koy güneşe oldu. Aslında ben bu 2 yemin %85 ve diğerinin de %98 tarla boşaltıp %95 ve %70 su tasarrufu ettiği ve ilkinin 5-10 ikincisinin yüzlerce kat verimli olduğundan küresel ısınmaya da çare olduğu anlaşıldı. Bu yüzden bunun önce yerel sonra uluslararası DERLEME çalıştayı yapalım dediğim bakan bey bana bu bakanlığın görevi çalıştay değil deyip ısrarım sonucunda seni engelliyorum görüşmeyelim diyerek bakanlığının 3-4. ayı Kamran İnan’ı haklı çıkarttı demiyorum. Benim çok, çok ucuz 2 yem konusunda çabalarım yem sanayicilerinin lobisinin bakanlıkta ki lobisine yedirdi ve yüz binlerce ineğin kesimine sebep oldu.
Düşünün bir kez DEKO dediğim bir yemi üretici kendi üretirse tonu 350 TL civarında mal olmakta. Diğer RAYEY dediğim yemin tonu 1.500 TL’ye mal olmakta. Yemde en çok tüketilen saman ve sakıncalı denen mısır silajının tonu 3.000 TL olmasının yanında yoncanın tonu 9.500 TL ve torba yemin tonu 12-13.000 TL olduğu ortamda bu çok ucuz 2 yemin gündeme oturmasını sağlamayan ve bu yemlerin önünü açmayanlar milli olamaz. Pahalı yem yüzünden özellikle dişi hayvanlarımız kesildiği için hayvan doğumları çok azaldı. Bu yüzden hayvan varlığımız şu anki nüfusu karşılayamaz hale gelmesi ve kurban bayramı yüksek fiyata satma amaçlı stoklama yüzünden arz talep dengesinin bozulması tartışmaları arttırmakta. Bu arada Tarım şurasına beni davet edip bu 2 ucuz yemin ne ve ne derece doğru olduğunu sunmaktan yanayım. Ama milli bürokratların azlığı yüzünden davet etmeyeceklerine iddiaya girerim. Konuşturulmayacağım kesin.
DEKO karasal bölgelerde sadece tek yıllık yetişir. Kıyı şeridimiz ve toprak ısısının eksi 8 dereceye ulaşmadığı yerde çok yıllık yani bir kez ekilip yıllarca ekmeden devamlı ot veren bir bitkidir. Çok ucuz olduklarından et ve süt üreticileri pahalı yem yüzünden kestikleri hayvanları artık kesmeyecek ve dişi hayvan varlığımız artarak ucuz yemle hayvancılığımız bu günkü çapsız beyinlerin sıkıntılarını yaşatmayacaklar desem de inanmayın ben hayal satıyorum bana kanmayın beyler.
Ocak ayı 20 gün dünya hayvancılığının merkezi olan Avustralya Melbourne’deydim. Orada uçsuz bucaksız meralarda her dönem kısmen yeşil, taze otlar yüzünden hayvanlar bedava ot ile beslendikleri halde orta ölçekli AVM ler de kıymanın kilosu 200-250 TL bazında, üst segment AVM’lerde bu rakamın 300 TL olduğunu hatırlatayım. Tavuk bütün olarak 250-300 TL’den başlıyor ve ülkemizle karşılaştırma yapmanız için bu örneklemeleri yazdım. Tavuk torba yemle beslendiği için etten %30-50 pahalı gibi.Ev kiraları aylık sosyal konutlarda 35-36 bin liradan başlayıp normal evler 50-60 bin TL ortalamada. Hafta içi part-time çalışmanın saati 22 dolar ama Avustralya doları 23 TL ile çarpılmalı. Hafta sonları saat ücreti 55-60 dolar. Tüm fabrikalar Çin’e, birazı da Vietnam, Kamboçya, Bengaldeş, Hindistan’a taşınsa da iş bulma imkânı yeterince var. Hatta anlaşmalı-şartlı gelenlerin 1,5 yıllık yasal kalma süresinde ilk 88 gün dil kursu ve akabinde ki 88 gün tarımsal bölgelerde yani çiftliklerde çalışılmaz ise sınır dışı edilme kuralı var. Yani tarım sektöründe ciddi iş gücü açığı var ve bunu bu tip bir kural ile aşmaya çalışıyorlar. Bu tarım iş gücü eksikliği bizde de var ama bizde çözümü zor değil. Bizde asgari ücret aylık 22 bin, Avustralya’da vergiler dâhil 92 bin, kesintiler düşünce 72 bin lira ve benzin 38 TL mazot 44 TL diyeyimde nasıl üzülmeye-düzülmeye gidiyoruz diye siz üsteki saksınızı çalıştırın. Alttaki saksı zaten çoğumuzda çalışmıyor desem de hangisi öyle-böyle siz karar verin.