Geçtiğimiz gün kütüphaneye gidip uzun zamandır merak ettiğim birkaç kitabı kiraladım. Maalesef kitap fiyatlarının bu kadar yüksek olduğu bir dönemde, amaç gerçekten kitap okumaksa kitap kiralamanın mantıklı bir tercih olduğunu düşünüyorum.
Elbette evinde kütüphane yapmak isteyen biri olarak kitap almayı da çok isterdim ama bu ekonomik şartlarda bir kitabın 500-750 lira bandında olduğunu görmek, insanı ister istemez düşündürüyor. İnternette indirim kovalayıp üç kitap almak yerine bir kitabı kiralayıp keyifle okumak bana daha mantıklı geliyor.
İlginçtir ki, okumak istediğim kitabı kiraladığımda içimde büyük bir mutluluk hissettim. Bazen en sade, en basit şeyler bile ruhumuza iyi geliyor. O an fark ettim ki mutluluk, sandığımız kadar karmaşık bir şey değil; sadece gözden kaçırıyoruz.
Aslında hayatı da öyle yapıyoruz. Her şeyi kendimiz için zorlaştırıyoruz. Elimizden geleni yapıp sonra da neden mutlu olmadığımızı sorguluyoruz. Oysa bazen bir adım atmak, bir selam vermek, bir konuşmayı yeniden başlatmak bile yetiyor.
Yakın zamanda iki ay boyunca konuşmadığım biriyle yollarımız tekrar kesişti. Önce içimden “geri adım atmayayım” dedim ama sonra düşündüm… Belki de bazı şeyleri fazla gurura yüklüyorduk. Bir şekilde yeniden konuşma fırsatı doğdu, konuştuk. Ve o anda fark ettim ki kaybettiklerimizin kıymetini genelde çok geç anlıyoruz.
Konuşmadığımız süre boyunca özellikle karşımdaki insanın aslında ne kadar iyi niyetli olduğunu, sadece bir değer farkı yüzünden uzaklaştığımızı anladım. Dedim ki kendi kendime: “Neden konuşmayalım ki?”
Evet, belki biraz geç oldu. Ama geç olması hiç olmamasından iyidir. Bazen kırıldığımız, kızdığımız şeylerin aslında o kadar da büyük olmadığını fark ediyoruz. Her şeye rağmen hayat devam ediyor. Ve her şeyin bir çözümü var.
Bu durumda da bir çözüme vardım. Gerek sevdiğim birini yeniden kazandım, gerekse geçmişteki bir yanılgıma veda ettim. Belki de böylece anılara ihanet etmemiş oldum. Çünkü bazen birini hayatımızdan çıkarmak, gerçekten önemli bir neden olmadıkça, sadece kendimize zarar veriyor.
Cümleyi nasıl toparlayacağımı bilemiyorum ama şunu söyleyebilirim:
Sevin, affedin, konuşun. Çünkü bazı olayları büyütmek, sadece kalbimizi yorar.