Son zamanlarda dikkatimi çeken bir mesele var; neredeyse her sektörde, her alanda benzer biçimde karşımıza çıkması nedeniyle bu konuyu ele almak istedim.

Yeni mezunların bir iş yerinde nasıl davranması gerektiğini tam olarak bilememesi, hatta öğrenmeye ihtiyaç duymadığını düşünmesi, bence çağımızın en büyük sorunlarından biri. Benim ve benden önceki neslin yetişme biçimi ise çok farklıydı. Bizim için bize işi öğretecek bir ustanın, bir editörün ya da bir yöneticinin ağzından çıkacak tek kelime bile son derece kıymetliydi. Kimse kimseye bir şey öğretmek için ekstra bir çaba göstermezdi. Bu yüzden gözümüzü kulağımızı dört açar, nereden ne kapabilirsek, kimden ne öğrenebilirsek o psikolojiyle hareket ederdik.

O dönemin zorluğu bizi diri tuttu. Yanlış yaparak, azarlanarak, bazen dışlanarak ama mutlaka öğrenerek ilerledik. Hatta bir anımdan söz etmek istiyorum. İlk staj yaptığım yerde, ilk bir ay oldukça zorlanmıştım. İşi bilmiyor olmamdan mütevellit birçok hata yaptım. Bir gün patronum beni bir habere gönderdi ve “Bu haberi de hatalı çekip gelirsen yollarımızı ayırırız” dedi.

O gün çekimi o kadar dikkatli gerçekleştirdim ki işi başarıyla tamamladım. Ancak o gün aldığım en büyük ders şuydu: İşini ciddiye alırsan, yapamayacağın hiçbir şey yok. Kendi kendime, “Ceylan, insanın yaptığı iş onun karakterini gösterir” demiştim. Sürekli işten kaytarmaya çalışan biri ise ancak karakterindeki kurnazlığı yansıtır.

Şimdi ise bizden sonra gelenlere bildiklerimizi aktarmaya çalışırken, bilgiyi almak istemeyen bir tavırla karşılaşıyoruz. Öğrenme çabasının yerini, “Ay sonunu minimum eforla tamamlayayım, maaşımı alayım” düşüncesi almış durumda. Bu yaklaşım yalnızca bireyi değil, meslekleri de içten içe boşaltıyor. İşiyle kendini kanıtlama arzusu giderek azalıyor. Gazetecilik bunun en net örneklerinden biri. Mehmet Ali Birand’ların, Ali Kırca’ların, Cüneyt Özdemir’lerin peşinden koşan haber ruhu yerini, “Ben SEO haberi yazmayı sevmiyorum, haber kovalamak istemiyorum” cümlelerine bırakıyor. Oysa meslekler emek ister, merak ister, tutku ister. Bunlar olmadan ne iyi gazeteci olunur ne de iyi bir meslek insanı.