Birkaç ay sonra 29 yaşına basacağım. Yaş almak, belki de insanın sadece takvimde ilerlemesi değil; aynı zamanda ruhunun, kalbinin ve aklının da olgunlaşması demek. Son zamanlarda kendimi sık sık geçmişi gözden geçirirken buluyorum. İyi kötü, acı tatlı, her anı ve her insan… Hayatıma kimler girdi, kimler çıktı, bana ne kattılar…

Bir süredir şunu net bir şekilde fark ediyorum: Kimse benim için “keşke” değil. Ya “iyikim” oluyorlar, ya da bana ders veriyorlar. Çünkü herkes, bir şekilde hayatıma bir iz bırakıyor. Bazen bir tebessümle, bazen bir kırgınlıkla… ama mutlaka bir şey öğretiyorlar.

Frida Kahlo’nun çok sevdiğim bir sözü var: “Bir dik duruşun; kaç yenilgi, kaç gözyaşı, kaç kalp ağrısı ettiğini bilemezsiniz.”

Bu sözü her hatırladığımda içimden bir güç yükseliyor. Çünkü gerçekten öyle; güçlü görünmenin ardında nice mücadeleler, nice içsel savaşlar var. Benim de 29 yıllık hayatımda sığdırdığım onca şey var. Her yaşım, bana başka bir ders getirdi.

Bazen yaşımdan çok daha olgun davranıyorum, bazen de sevdiklerimin yanında bir çocuk gibi şımarabiliyorum. Bu dengeyi kurabildiğim insanlar var hayatımda onlar benim için gerçekten çok kıymetli. Çünkü artık şunu çok net görüyorum: Yaş ilerledikçe, hayatımızda kalan insanlar bizi tamamlayan insanlar oluyor.

Hayata bakış açımız benzer, zevklerimiz farklı olsa da birbirimizin dünyasına saygı duyduğumuz insanlar kalıyor yanımızda. Suratımdan bir anlığına asıklığı anlayan, kelimeler dudağımdan dökülmeden kalbimi okuyabilen birkaç insan… Onlar için “iyiki” diyebilirim.

Ve bir kişi var ki  27 yaşımda hayatıma dahil oldu. Eğer ben bir puzzle olsaydım, o benim eksik parçalarımı yerine koyan kişi olurdu. Bana kendimi yeniden tamamlamayı öğretti. Hayat bazen zor, yollar uzun ama doğru insanla yürüyorsan o yolun zorluğu bile keyifli bir maceraya dönüşüyor.

Elbette “unumu eledim, eleğimi astım” demiyorum. Aksine, “bu kadar geldim, daha gidecek çok yolum var” diyorum. Ama öğrendiğim en büyük ders şu: Kalbi kötü olan insanlar yani başkasına tuzak kuran, kötü göstermeye çalışanlar eninde sonunda kendi kazdıkları kuyuya kendileri düşüyorlar. Hayatın adalet terazisi şaşmıyor.

O yüzden ben yoluma, kalbim temiz, niyetim güzel insanlarla devam ediyorum. Çünkü sonunda kazanan hep samimiyet oluyor.

Gönlü güzel insanlara denk gelmek dileğiyle…