Nasıl bir Ramazan geçirdik diye geriye dönüp bakıyorum… Açıkçası beklediğim gibi bir Ramazan olmadı. İçimde daha dingin, daha huzurlu, daha maneviyat dolu bir ay hayali vardı. Ama bu yıl biraz farklı geçti. Biraz stresli, biraz da o beklenen manevi atmosferden uzak…
Bu durumun bir kısmı benden kaynaklıydı belki; yoğunluklar, telaşlar, zihni meşgul eden düşünceler… Bir kısmı da çevresel faktörlerdi. Hayatın akışı bazen en özel zamanları bile gölgede bırakabiliyor. Oysa Ramazan dediğimiz şey, sadece oruç tutmaktan ibaret değildi. Biraz yavaşlamak, biraz içe dönmek, biraz da kalbi dinlendirmekti. Belki de Ramazan’ı daha sakin geçirmeliydik. Daha az koşturup daha çok durmalıydık. Ailemizle daha çok vakit geçirmeli, sevdiklerimize daha fazla sarılmalıydık. Daha çok dua etmeli, daha çok şükretmeliydik. Çünkü Ramazan, insanın kendine en çok yaklaştığı zaman dilimiydi aslında.
Ama her şeye rağmen bir gerçek var: Bu son Ramazan değildi… En azından umudumuz bu yönde. İçimizde bir miktar buruklukla uğurlasak da, kalbimizin bir köşesinde “bir dahaki Ramazan” için niyetlerimizi saklıyoruz.
Ve şimdi kapıda Bayram var…
Ramazan Bayramı deyince aklıma ilk gelen şey, çocukların heyecanı oluyor. Özellikle küçük yeğenlerim sayesinde bu heyecanı daha yakından hissediyorum. Günlerdir yeni alınan kıyafetlerini giymek için sabırsızlanmaları, yüzlerindeki o saf mutluluk… İnsanın içini ısıtan bir manzara.
O masumiyet, o heyecan… Bayramın aslında ne olduğunu en güzel onlar anlatıyor.
Tabii işin bir de benim için “acı” sayılabilecek bir tarafı var: Artık harçlık alan değil, harçlık veren taraftayım. Zaman ne çabuk geçmiş… Dün cebime koyulan bayram harçlıklarının sevincini yaşarken, bugün o harçlıkları dağıtan kişi olmuşum.
Açık konuşmak gerekirse, bayramlarda maddi zarara uğramanın hafif bir hüznü de yok değil. Ama bu işin şakası bir yana, aslında bunlar çok kıymetli gelenekler. Bir çocuğun yüzünü güldürebilmek, o küçük mutluluğa ortak olabilmek her şeye değer.
Belki de bayram dediğimiz şey tam olarak budur: Paylaşmak, hatırlamak ve hatırlanmak…
Şimdi bir Ramazan’ı daha geride bırakırken, içimde hem bir eksiklik hem de bir umut var. Eksik kalanları telafi etme isteği ve bir sonraki Ramazan’ı daha güzel geçirme niyeti…
Şimdilik buruk bir veda…
Ama içten bir temenniyle:
Bir sonraki Ramazan’da daha huzurlu, daha sakin ve daha “biz” olabilmek dileğiyle.