15 gün önce, kısa bir süreliğine İzmir'e gittim. İzmir'e gidenler mutlaka ana caddelerde ve ara sokaklarda Tarihí evler vardır. Ne yazık ki, her geçen gün bu tarihi evlerin sayısı azalıyor.

Bugüne kadar tarihi evlerin önünden geçen insanların "Bu evin sahipleri ne kadar şanslı ! " veya "Keşke benim de böyle dedemden kalma tarihi evim olsa" dediklerine şahit oldum.

15 gün önce tesadüfen Tarihi evlerin sahiplerinin ve o çevrede yaşayan insanların epeyce sıkıntı çektiklerini dinledim bir İzmir'li vatandaşımızdan.

Bu tür tarihi evlerin sahipleri ya da mirasçılar evin yıkılmasını istemese de , müteaahhitlerin bazılarının çok aç gözlü ve iş ahlâkına uymayan şekilde davrandığı anlatılyor, bu tür kişilerin Türkiye'nin her şehrinde aynı yöntemi uyguladıklarını anlatıyorlar sokaktaki vatandaş...

Korunması gereken bu evlere akşamları tinercileri , zarar verecek diğer kişileri gece herkes uyuduktan sonra (içinde kimse oturmayan evlete) içeri girmeleri için müteaahhitlerin gönderdiğini, kapısını, penceresini kırmaları için, ne varsa söküp atmaları için gönderiyorlarmış. Üstüne bir de ücret ödüyorlarmış bu tinercilere veya zarar verecek kişilere...

Çevrede oturanlar da bu zararlı kişilerin gelip gitmesinden rahatsız olup resmi makamlara şikâyet edince , semt güvenliğini tehdit ediyor diye , zaten kapısı, penceresi her şeyi sökülmüş diye artık tarihi ev niteliği de artık taşımıyor diye yıkılıp yeni apartman inşaa ediliyor.

Tinerciler ve zararlı kişiler gidip gelip bu tarihi evlerin her tarafını yıkıp döküp hatta yangın çıkarıp yıkıntı, virânelik haline getiriyorlarmış, ortada ev falan kalmıyormuş.

Belediyeler ve diğer ilgili kurumlar da bazen önlem almak için çok geç kalabiliyorlar.

İzmir'de hiç çocuğu olmamış üst dereceli bir Devlet memuru ve eşi geçtiğimiz yıl doksan küsur yaşında vefat etmişler. Tarihi bir evde oturuyorlarmış. Yaşadıkları dönemde de sürekli para biriktirip iki tarihi evi daha satın almışlar. Yıllarca da bu iki tarihi evi boş tutmuşlar. Oturdukları semtin tarihi dokusu bozulmasın, gelecek nesiller de bu sanat eseri niteliğindeki evlerden yararlansın , görsün, örnek alsın diye.

Bir de bu evlerin arka bahçelerinde en az yüz yıllık ağaçlar var. Bu ağaçların da korunmasını istemiş bahsettiğim yaşlı çift...

Çocukları da olmadığı için 20 kişiden fazla mirasçıya kalmış bu bahçeler, yakın akraba olan mirasçılara da şartlı olarak bırakılmış, yıkmamak, bahçedeki ağaçları korumak şartıyla ve  semt halkına ya da ülkeye  faydalı bir şeyler yapılması şartıyla bırakılmış. Ancak bazı mirasçılar ve inşaat firmaları bu 3 evin yerine 60 daireli bina yapmak istiyorlar. Elde ediecek rant en az üç yüz milyon.

İdealist yaşlı çift , akıl edemez miydi 60 daireli bina yaptırmayı  ? Ömrü boyunca Anadol araba ile gezmiş son derece kısıtlı

imkânlarla yaşayıp para biriktirip 2 tane daha tarihi ev alıp gelecek nesillere miras bırakmak için.

Bu idealist çift hakkında 15 yıl önce de o semtte yaşayan vatandaşlardan duyduğum bir şey : İzmir'de bir üniversiteyi kazanıp da izmir'de barınma sorunu olan bir öğrenciyi annesi ve babası ile beraber okulu bitirinceye kadar  ücret almadan misafir etmek, ne yiyorlarsa beraber yemek, tıpkı o ailenin, o evin insanı gibi yaşamak, karşılığında da, evde oluşabilecek elektrik arızası, elektrikli ev aletleri arızasını tamir etmek, biraz marangozluk işlerinden de biraz anlayan (evde gerektiğinde tamirat yapabilen), ampul değiştirmesini bilen, bazen yaşlı çift doktora giderken yanında refakatçi olarak gidip gelmek gibi işlerde ev sahiplerine yardımcı olmayı kabul edecek aile arıyor olmalarıydı.

Ellerindeki kısıtlı imkânlarla ülke için, semt için , başka insanlar için ve kendileri için ne yapabileceklerini sürekli düşünen çalışıp çabalayan insanlardı. Onlar ve onlar gibi olan Cumhuriyetin ilk mezun ettiği çok çalışkan, aşırı sorumluluk duygusu ve bilinci olan bir kuşak hatta kendileri öldükten sonra da geriye iyi bir şeyler bırakmak konusunda çok istekli olan adını bildiğimiz, bilmediğimiz bu değerli vatandaşlarımızı da bir kez daha minnettarlık, saygı ve sevgiyle anıyoruz.

Bu idealist çifte komşu olan yine idealist genç bir bayan da bu üç tarihi evin yıkılıp çok katlı bina yapılması için çok koşturmuş, hatta Ranta sempati duyanlar tarafından tehditler almış buna rağmen mücadeleye devam ediyor. Bu sayede evler yıklmadan halâ duruyor, belediyelerin de bu konuda hızlı davranması lâzım. Ne zamana kadar bu evler korunabilir ? Hele de sadece tek bir kişinin koşturmasıyla nereye kadar ? Ne zamana kadar korunabilir ?

BU TARİHÍ EVLERİN HEPSİ HEPİMİZ İÇİN BİRER KÜLTÜREL MİRAS VE BUNUN KORUNMASI LÂZIM.