2025 Yılının ilk başlarında T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığına kayıtlı Profesyonel Turist Rehberleri ile Ankara Turist Rehberleri Odası tarafından düzenlenen Karabük ve Safranbolu Eğitim ve Uygulama gezisine katıldım.
Bölge Esnafı, sırf bölgeye yerli ve yabancı ziyaretçi çekebilmek için 55 kişilik bu grubun tüm masraflarının büyük bir kısmını karşıladılar. Bölge Esnafına ve Emeği geçenlere Teşekkürü tekrar borç bilirim.
Ankara'dan Karabük tarafına doğru seyahat ederken yol üzerinde Türkmen isimli bir köy var.
Bu köy Dünyaca ünlü Opera sanatçımız Leyla Gencer hanımın dedesinin doğduğu köymüş, Leyla Gencer ile Ünlü Modacımız Cemil İpekçi ile Dayı çocukları olduklarını da bu köyde öğrendim. Köyde hala aileye ait bir ev de var, evin önünde Leyla Gencer hanımefendinin bir büstünü de gezerken görebilirsiniz.
Türkmen Köyünü herkesin gezmesini, görmesini arzu ederim, en çok da Tarih, Sanat Tarihi, Arkeoloji, Turist Rehberliği bölümü öğrencilerinin gezmesini tavsiye ediyorum. Osmanlı döneminden kalma Tarihi evler ve Konaklarla dolu bir köy. Köydeki eski Konaklardan birinde konak sahibesi olan bir hanımefendi de gelen ziyaretçileri misafir edip tekerlemeler söyleyip doğaçlama olarak güldüren düşündüren Talk Show yapıyor.
Yöreye ait birçok efsane, hikayeleri de gezi sırasında rehberler anlatıyorlar. Köyün tarihi 700 yıl öncesine kadar gidiyor.
Karabük, Safranbolu yönüne devam ettiğinizde yolda Türkiye'nin ilk Çikolata Müzesi ile karşılaştık, giriş biletleri de çikolatadan yapılmış. İçeride Çikolatadan yapılmış Kurtuluş Savaşı Kahramanlarının ve diğer bazı ünlü kişilerin Heykelleri de var. Loş Işık ve Serin havada sergileniyor. Cumhuriyet Çikolata Müzesinin yanında bir de Çikolata İmalathanesi var. Başka şekerlemeler de üretiyorlar.
Cumhuriyet Çikolata Müzesinin satış reyonunda Deva-i Misk adlı bir Helva çeşidi ile karşılaştım.
Görünüşü helvaya benziyor ama 40 çeşit baharat ve çeşitli bitkilerden oluşmuş salepli bir içecek olduğunu öğrendim. Bir Su bardağı Sütün içine bir tatlı kaşığı Deva-ı Misk Helvası atıp eriyinceye kadar karıştırıp içiyorsunuz. Çok güzel ama her yerde bulamıyorsunuz, kargo ile gönderimi de yoktu 6 ay öncesine kadar, ancak bölgeye ziyarete gidenler alabilir. Deva-ı misk tüketimi arttıkça, üretimi de artacaktır, böylelikle az sayıda da olsa birkaç kişiye iş sahası açılmış olur.
Edirne tarafında da Deva-ı Misk üreten yerler olduğunu internette araştırdığımda gördüm. Bu içeceğimiz de Osmanlı Döneminden kalma 500 yıllık ata yadigarı bir içecek, yurtiçinde ve yurt dışında tanıtılması, yaygınlaştırılması, yaşatılması gerektiğine inanıyorum.
Safranbolu'da ise Osmanlı Döneminden Kalma Safranlı lokumlar, diğer meyveli lokumlar, Safranbolu'ya has Helva çeşitleri, Safran Kolonyaları, Türkiye'nin ilk Safran ve Lokum Müzesi görülmeye değer, Lokum Mağazalarından birinde Üst katta misafir kabul salonunda mevsime göre sıcak ya da soğuk bir içecek ikram edip Safranbolu ile ilgili olarak slayt eşliğinde bir tanıtım gösterisi de izleme imkanı mevcut.
Safranbolu'da en az 2 gece konaklamak lazım, gezilecek, görülecek çok yer var. Safranbolu'nun tanınması ve tanıtılması lazım. Gelecek hafta kaldığımız yerden Safranbolu, Karabük gezimize devam etmek üzere, şimdilik Hoşçakalın !