Bilinçaltı programlarınızı kilo vermemizi engelleyen kayıtlar taşıması da ideal kilomuza kavuşmamız sabote edebiliyor.

Bilgi güçtür, uygulama sonuçtur. Uygulamak size yeni bir ben, yeni bir beden kazandıracaktır.

İnsanın olaylara bakış açısının değişmesi, hayatın ve sağlığın kalitesini değiştirecektir.

Kilolar mutsuzluğumuzun nedeni değil, kendimizle barışık olmamak kilolarınızdan nedeni olabilir.

Bedenimizin ve hayatımızda gerçek değişim yaratmak için, içimizin derinliklerine bakmak gerekiyor.

Gerçek değişim daima içimizde başlar.

Kilonuzu kontrol etmeyi öğrenmek, hayatınızı kontrol etmeyi öğrenmektir.

Kilo sorununun sadece belirtilerine yani bedende biriken yaşlara odaklanmak, kökeninde yatan duygusal inxinmişliklerin, yaraların, travmaları, psikolojik sorunların gözden kaçırılması neden olur. Kök sorun yerine belirtileri ortadan kaldırmaya çalışmak kişiyi dar bir bakış açısı içine hapseder.

Bastırılmış öfke, stres, yas ve endişe duyguları, beyin kimyasalların değiştirerek hormonal dengesizliğe yol açar. Bu da kişinin aç olmadığı halde, açlık hissi duyarak daha fazla yemesine neden olabilir.

Beden niye kilolu kalmak istiyor? Bedenimizin niye kilolu kalmak istediğini anladığınızda diyet yapmaya son verir ve onun rehberliğine güvenirsiniz.

Bedenimiz tıpkı bilgisayar gibi belirli programlarla çalışır. Bu programların bazıları genetiktir, bazıları bilinçaltı ve bilinçaltı inançlara oluşur. Fiziksel varlığımızı sürdürmeye ilgili genetik programlarınızı dünyaya geliriz ki bunlar tüm memelilerde ortak olan programlardır.

Beden kendini korumak için yağ biriktirir.

Eğer tüm isteğinize ve diyet yapmanıza rağmen kilo veremiyorsunuz ya da verdiğiniz kiloları fazlasıyla geri alıyorsanız suçluluk duygusundan, irademizi zayıf olduğu yargılanmasına, bedeninize duyduğunuz kızgınlıkla özgürleşin.

Bedenimizin tek amacı güven içinde hayatta kalabilmek. Bedenimizin genetik "güven" programı doğuştan içimize yerleştirilmiş. Ama psikolojik ve bilinçaltı yapısı sonradan yaşadığımız deneyimler ve algılama oluşuyor.

Stres, korku, üzüntü, kızgınlıkla, ilerlemek, endişe gibi olumsuz duygulardan kaynaklanır. Eğer bir konuda korkunuz yoksa stresinizi de olmaz. Olumsuz duyguları bedeninize bir çeşit tehlikenin var olduğu ve bir şekilde güvende olmadığınız sinyalini verir.

Zaten kiloluyken ve stresliyken kilo vermeye çalışmak bedenin programıyla mücadeleye girme çabasıdır. Siz incelemeye, yağ yakmaya çabalarken bedeniniz yağ biriktirmeye çalışıyor.

İnsanın kendisiyle ve geçmişiyle yüzleşmeye, kendini sevmesi, kendisiyle barışması fazla kilolarınızdan azaltır.

Suçluluk duygusu, kişiyi kendini cezalandırma yöntemi olarak kilo almaya sevk edebilir. Suçluluk duygusu kendini suçladığı bir şey olduğu anlamına gelir. Suç varsa ceza da vardır. Kişi bilinçli olmasa bile şişmanlayarak kendini sevgiden, hoş görünümden, başarıdan mahrum ederek cezalandırır. Suçlu hissettiği için kendisini hayatın güzelliklerine layık görmez. Kendisine kızgınlıkla ve kendisinden hoşlanmamaktadır. Şişmanlık kendisine biçtiği cezadır.

Anne - Babaya karşı yapılan güçtür mücadelesi de şişmanlık nedeni olabilir.

Çevrede çok talepkâr insanların olması, gereksiz talepkârların verdiğiniz rahatsızlık da kiloya sebep olabiliyor.

Kimseyi kilo vermeye zorlayamazsınız, kişi bilinçli ve bilinçaltında hazır olduğunda kilo verir. Öncelikle onu kilolu tutan genellikle farkında bile olmadığı ikincil kazançların ne olduğunun keşfedilmesi ve çözüme ulaştırılması gerekir.

Bilinçaltındaki Suçluluk duyguları nedeniyle oluşan kilolar, Güç mücadelesi nedeniyle alınan kilolar, Korumacı şişmanlık gibi birçok bilinçaltı kökenli sebep kilo artışına neden olabilir.

Kilolar özsaygı ile de ilgilidir. Özsaygı arttıkça kapılar açılıyor. Kilolar özsaygıyla ilgilidir.

İnsan çok boyutludur. Bedensel, duygusal, zihinsel ve ruhsal olarak sağlıklı olmaya karar verdiği zaman , kendilerine emek vermeye ve zaman ayırmaya da kararlı olduklarını zaman kilo vermeyi başvurabilirler. Kararlı, istekli, hazır ve öz disiplinli olmaları gerekir.

Sağlık ve zaman en değerli iki hazinemiz. İkisinin de değerini tükenene kadar bilmiyoruz.

Geçici olarak acılarımızı yiyecekle uyuşturuyoruz.

İyileşme arzusu daima sağlığın yarısıdır.

Düşüncelerimiz, inançlarımız fizyolojisi etkiliyor. Öncelikle kilomuzla, bedenimizle ilgili inançlarımızı değiştirmekle işe başlamalıyız. Düşünce ve inanç kayıplarımızla kendimizi hasta da sağlıklı da kalabilecek güce sahibiz.

Şişman olmayı hak ettiğinize, ömür boyu şişman kalacağınız, kilo vermenin zor olduğuna, kilo verme sürecinin bir işkence olacağına inandığınız sürece inandığınız görürsünüz, olmak istediğinizi değil.

Konuyla ilgili daha detaylı bilgi edinmek isteyenler yazar Nilgün hanımın ''Kaç kiloya programlısın? Bilinçaltı Diyeti'' adlı kitabı alıp okuyabilirler.