Hayatta en yorucu mücadeleler, düşmanla değil; nankörle verilir. Çünkü düşman sizi açıkça karşısına alır, niyetini belli eder. Nankör ise sizin emeğinizden beslenir, gölgenizde serinler, sonra da dönüp “Ne yaptın ki?” diye sorar. İşte asıl yorgunluk burada başlar: Kendinizi ispat etme çabasında.

Nankör insana laf anlatılmaz. Anlattıkça daha çok yorulursunuz, sustukça içiniz dolar. Çünkü mesele anlamaması değil, görmek istememesidir. Emeğinizi görmeyen insanın gözü kapalıdır; ne kadar ışık tutarsanız tutun, o karanlıkta kalmayı seçer. Siz sabahın köründe verdiğiniz çabayı, uykusuz kaldığınız geceleri, sustuğunuz kırgınlıkları anlatmaya çalışırsınız; o ise bütün bunları sıradan bir “zaten yapman gerekiyordu” cümlesiyle siler geçer.

Bir de işin iyi niyet tarafı vardır. İyi niyet, çoğu zaman en kolay istismar edilen duygudur. Siz anlayış gösterdikçe, alttan aldıkça, “idare edeyim” dedikçe karşınızdaki bunu bir erdem olarak değil, bir zayıflık olarak okur. Oysa iyi niyet zayıflık değildir; bilinçli bir tercihtir. Fakat yanlış insanın elinde iyi niyet, sömürüye açık bir kapıya dönüşür. Siz bir adım geri atarsınız, o iki adım ileri gelir. Siz hakkınızı aramaktan vazgeçersiniz, o hakkınıza biraz daha girer.

Emeği görünmeyen insan zamanla kendinden şüphe etmeye başlar. “Acaba gerçekten abartıyor muyum?” diye sorar. Oysa gerçek çok nettir: Değer bilmeyenle değer üretmeye çalışmak, dibi delik kovaya su taşımaya benzer. Ne kadar doldurursanız doldurun, bir yerde boşalır. Çünkü karşı tarafın vicdan terazisi bozuksa, sizin haklılığınız hiçbir şeyi değiştirmez.

Hakkınıza girenler ise çoğu zaman bunu ustalıkla yapar. Sizin yaptığınızı sahiplenir, sizin çabanızla yükselir ama adınızı anmaya tenezzül etmez. Üstelik bir de sizi suçlu hissettirmeye çalışır. “Bu kadarını da sorun yapma” diyerek sınırlarınızı silikleştirir. İşte tam burada durmak gerekir. İyi niyetli olmak başka, kendini kullandırmak başkadır. Aradaki çizgi, insanın kendine duyduğu saygıdır.

Zaman en kıymetli sermayemiz. Bu sermayeyi, sizi anlamak istemeyen insanlara harcamak büyük bir israftır. Herkesle mücadele edilmez; bazı insanlarla sadece mesafe konur. Çünkü mesafe, bazen en net cevaptır. Susmak kabullenmek değildir; susmak, değmeyecek bir tartışmadan bilinçli olarak çekilmektir.

Emeğinizi görmeyenle değil, emeğinizi takdir edenle yol yürüyün. İyi niyetinizi suiistimal edenle değil, o niyete kıymet verenle omuz omuza olun. Hayat kısa; nankörlüğü düzeltmeye yetmez. Ama kendi sınırlarınızı çizmek için fazlasıyla yeterlidir.

Unutmayın: Değerinizi anlamayanın gözünde küçülmektense, kendi yolunuzda yalnız büyümek daha onurludur. Çünkü insanı yoran nankörlük değil; nanköre rağmen kendini anlatmaya çalışmaktır.