Süper Lig'de her sezonun başında büyük umutlarla yola çıkan Anadolu kulüpleri, çoğu zaman yalnız bırakıldıklarını hisseder. Ancak bu kez mesele sadece maddi yetersizlikler, kadro derinliği ya da medya ilgisizliği değil. Bu kez mesele, eşitlik ilkesinin federasyon düzeyinde ne kadar uygulanabildiğiyle ilgili oldu.

 

Beşiktaş'ın Avrupa Konferans Ligi maçı nedeniyle Süper Lig'deki Kayserispor karşılaşmasının ertelenmesi, uzun süredir dillendirilen "büyük kulüplere ayrıcalık" algısını yeniden gündeme taşıdı. Elbette bir Türk takımının Avrupa’da başarı elde etmesi hepimizin temennisidir. Ancak bu başarı arayışı, içeride başka kulüplerin haklarını örseleyerek sağlanmamalıdır.

 

Kayserispor, 2024-2025 sezonu öncesinde ciddi ekonomik sorunlar ve transfer yasağı gibi engellerle boğuşurken, sezon planlamasını da buna göre yaptı. Teknik direktör Markus Gisdol’un hazırlık dönemi çalışmaları, kamp programı ve takımın mental ritmi tamamen bu tarihe göre şekillendirildi. Ancak ligin başlamasına günler kala alınan bir "erteleme" kararıyla bu düzen bir anda bozuldu.

 

Kayserispor’un lige hazır hale gelmesi için yaptığı tüm çabalar boşa mı çıktı? Takım psikolojik olarak sezon açılışı için hazırlanmışken şimdi bir hafta daha beklemek zorunda. Bu ertelenen maçın tarihine göre yeniden planlama yapılacak, rotasyon değişecek ve belki de bu süreç başka sakatlık risklerine yol açacak.

 

TFF’nin bu kararı alırken Kayserispor'un görüşünü ne kadar dikkate aldığı ise ayrı bir soru işareti. Çünkü geçmişte Avrupa’da mücadele eden Anadolu kulüplerinin hiçbirine bu denli kolay erteleme hakkı tanınmadı. Hatırlayalım, Sivasspor Avrupa Ligi'nde zorlu maçlar oynarken, ligde hiçbir maçı ertelenmedi. Aynı durum Konyaspor ve Alanyaspor için de geçerliydi.

 

O zaman burada şu soruyu sormak kaçınılmaz: Erteleme kararları sadece İstanbul takımları için mi geçerli?

 

Bu yaklaşım, sadece Kayserispor'u değil; tüm Anadolu takımlarını etkiliyor. Küçük bütçelerle büyük hayaller kuran kulüpler, federasyonun kararlarında da eşit şekilde temsil edilmek istiyor. “Adalet” kavramı sadece saha içinde değil, saha dışında da uygulanmak zorunda.

 

Kayserispor camiası ve taraftarları, bu kararla bir kez daha federasyonun çifte standardına maruz kalmıştır. Erteleme talebi haklı olsa bile, bu talebin karşı tarafa getireceği olumsuzluklar dikkate alınmadan alınan kararlar güven sarsar. Üstelik bu durum, Anadolu kulüplerinin federasyona olan inancını da zedeler.

 

Lig uzun bir maraton. Ancak bu maratonun başında bazı takımlara “özel koruma” zırhı, diğerlerine ise “kendi başının çaresine bak” anlayışı verilirse, bu lig hiçbir zaman adil bir yarış alanı olmaz.

 

Kayserispor örneği, bu ülke futbolunun sadece üç büyüklerden ibaret olmadığını hatırlatıyor. Eğer gerçekten Avrupa'da başarı isteniyorsa, bunun yolu içeride adaleti sağlamaktan geçer. Aksi takdirde Anadolu kulüpleri sadece rakip değil, aynı zamanda mağdur olmaya devam eder.

 

Ve biz, her sezon başında aynı köşe yazılarını kaleme almak zorunda kalırız:

"Anadolu kulüpleri yine yalnız, yine yetim."