İyi Niyet Sömürüye Açık Kapı Değildir!

Kübra HASÇALIK

12-02-2026 13:50

Hayatta en yorucu mücadeleler, düşmanla değil; nankörle verilir. Çünkü düşman sizi açıkça karşısına alır, niyetini belli eder. Nankör ise sizin emeğinizden beslenir, gölgenizde serinler, sonra da dönüp “Ne yaptın ki?” diye sorar. İşte asıl yorgunluk burada başlar: Kendinizi ispat etme çabasında.

Nankör insana laf anlatılmaz. Anlattıkça daha çok yorulursunuz, sustukça içiniz dolar. Çünkü mesele anlamaması değil, görmek istememesidir. Emeğinizi görmeyen insanın gözü kapalıdır; ne kadar ışık tutarsanız tutun, o karanlıkta kalmayı seçer. Siz sabahın köründe verdiğiniz çabayı, uykusuz kaldığınız geceleri, sustuğunuz kırgınlıkları anlatmaya çalışırsınız; o ise bütün bunları sıradan bir “zaten yapman gerekiyordu” cümlesiyle siler geçer.

Bir de işin iyi niyet tarafı vardır. İyi niyet, çoğu zaman en kolay istismar edilen duygudur. Siz anlayış gösterdikçe, alttan aldıkça, “idare edeyim” dedikçe karşınızdaki bunu bir erdem olarak değil, bir zayıflık olarak okur. Oysa iyi niyet zayıflık değildir; bilinçli bir tercihtir. Fakat yanlış insanın elinde iyi niyet, sömürüye açık bir kapıya dönüşür. Siz bir adım geri atarsınız, o iki adım ileri gelir. Siz hakkınızı aramaktan vazgeçersiniz, o hakkınıza biraz daha girer.

Emeği görünmeyen insan zamanla kendinden şüphe etmeye başlar. “Acaba gerçekten abartıyor muyum?” diye sorar. Oysa gerçek çok nettir: Değer bilmeyenle değer üretmeye çalışmak, dibi delik kovaya su taşımaya benzer. Ne kadar doldurursanız doldurun, bir yerde boşalır. Çünkü karşı tarafın vicdan terazisi bozuksa, sizin haklılığınız hiçbir şeyi değiştirmez.

Hakkınıza girenler ise çoğu zaman bunu ustalıkla yapar. Sizin yaptığınızı sahiplenir, sizin çabanızla yükselir ama adınızı anmaya tenezzül etmez. Üstelik bir de sizi suçlu hissettirmeye çalışır. “Bu kadarını da sorun yapma” diyerek sınırlarınızı silikleştirir. İşte tam burada durmak gerekir. İyi niyetli olmak başka, kendini kullandırmak başkadır. Aradaki çizgi, insanın kendine duyduğu saygıdır.

Zaman en kıymetli sermayemiz. Bu sermayeyi, sizi anlamak istemeyen insanlara harcamak büyük bir israftır. Herkesle mücadele edilmez; bazı insanlarla sadece mesafe konur. Çünkü mesafe, bazen en net cevaptır. Susmak kabullenmek değildir; susmak, değmeyecek bir tartışmadan bilinçli olarak çekilmektir.

Emeğinizi görmeyenle değil, emeğinizi takdir edenle yol yürüyün. İyi niyetinizi suiistimal edenle değil, o niyete kıymet verenle omuz omuza olun. Hayat kısa; nankörlüğü düzeltmeye yetmez. Ama kendi sınırlarınızı çizmek için fazlasıyla yeterlidir.

Unutmayın: Değerinizi anlamayanın gözünde küçülmektense, kendi yolunuzda yalnız büyümek daha onurludur. Çünkü insanı yoran nankörlük değil; nanköre rağmen kendini anlatmaya çalışmaktır.

 

DİĞER YAZILARI Futbol Neden Sadece "Futbol" Değildir? 01-01-1970 03:00 İçimizdeki Sessiz Savaşçı 01-01-1970 03:00 Bir Maçtan Fazlası: Dünya Kupası Yolunda Türkiye 01-01-1970 03:00 Telefonu Değil, Kendimizi Şarj Etmeye İhtiyacımız Var 01-01-1970 03:00 Ben Kahve Kadınıyım, Sen Seversin Sevmezsin… 01-01-1970 03:00 İnsanın İçindeki Kara Köpek 01-01-1970 03:00 Ölümün Öğrettikleri 01-01-1970 03:00 Hoş Geldin Bahar… 01-01-1970 03:00 Sevgi mi, Tahammül mü? İlişkilerin İnce Çizgisi 01-01-1970 03:00 Vicdanın Sesi Neden Kısılıyor? 01-01-1970 03:00 Erciyes Dağı ve Turizmin Dönüşümü 01-01-1970 03:00 Toplumsal Empati Neden Azaldı? 01-01-1970 03:00 Herkes Konuşuyor, Kimse Dinlemiyor 01-01-1970 03:00 Komşuluk Kültürü Nereye Gidiyor? 01-01-1970 03:00 İnsanların Birbirine Güveninin Azalması 01-01-1970 03:00 İnsan Olmanın En Zor Tarafı: Adaletli Kalabilmek 01-01-1970 03:00 Görgü ve Nezaketin Kaybolan Değeri 01-01-1970 03:00 İyi Niyetin Sınırı Olmalı mı? 01-01-1970 03:00 Hız Çağında Yavaş Kalabilmenin Cesareti 01-01-1970 03:00 Sosyal Medyada Üslup Neden Gerçek Hayattan Daha Sert? 01-01-1970 03:00 Dinlemeyi Unutan Toplum: Herkes Konuşuyor, Kimse Duymuyor 01-01-1970 03:00 Hayatı Kaçırmayın 01-01-1970 03:00 Her Şeyin Başı Huzur! 01-01-1970 03:00 Futbolda Taraftarlığın Cinsiyete Sıkıştırılması 01-01-1970 03:00 Dayak Arsızına Laf Anlatılmaz! 01-01-1970 03:00 Dil Belası: Bir Sözle Yıkan, Bir Sözle Yıkanan İnsan 01-01-1970 03:00 Dil Belası: Üslup ve Kelimelerin Çekim Gücü 01-01-1970 03:00 Yapay Zeka Çocuklara Yasak mı? 01-01-1970 03:00 Masumiyet Müzesi: Aşkın Fedakarlıkla, Vefayla ve Nezaketle İmtihanı 01-01-1970 03:00 Tahammül Eşiği Neden Bu Kadar Düştü? 01-01-1970 03:00 Dinlemeyi Unutan Toplum: Herkes Konuşuyor, Kimse Duymuyor 01-01-1970 03:00 Empati Yorgunluğu: Sürekli Anlayan Taraf Olmak 01-01-1970 03:00 Üslubun Sessiz Gücü: İletişim ve İş Yaşamında Tarzın Etkisi 01-01-1970 03:00 Tevazu Terbiyesi ve İnsanı İnsana Yaklaştıran Zarafet 01-01-1970 03:00 Kelimelerin Gücü ve Empatinin Dili 01-01-1970 03:00 İletişim: İnsanlığın En Güçlü Bağı 01-01-1970 03:00 BİLİŞSEL ÇELİŞKİ: KENDİ GERÇEKLİĞİMİZLE SAVAŞ 01-01-1970 03:00 Beden Sosyolojisi: Güzellik Algısı ve Toplumsal Baskılar 01-01-1970 03:00 Dijitalleşme ve Sosyal Medya: Yeni Neslin Görünmez Zincirleri 01-01-1970 03:00 Göçün Sosyolojik Yüzü: Kimlik, Kültür ve Çatışma 01-01-1970 03:00 Sosyal Medya Çağında Kimlik Arayışı 01-01-1970 03:00 Bütçeler Artıyor, Başarı Neden Gelmiyor? 01-01-1970 03:00 ANADOLU KULÜPLERİ YETİM KALDI:  ERTELEME ADALETSİZLİĞİ 01-01-1970 03:00 TRİBÜN KÜLTÜRÜ: FUTBOLUN NABZI, TARAFTARIN KİMLİĞİ 01-01-1970 03:00 YENİ BİR SAYFA: GİSDOL İLE UMUDA YOLCULUK 01-01-1970 03:00