Eskiden mahalle deyince akla bir sıcaklık gelirdi. Sokakta oynayan çocuklar, kapı önlerinde sohbet eden komşular, akşam ezanında eve çağrılan çocuk sesleri... Herkes birbirini tanır, birinin başı sıkışsa diğeri koşarak yardım ederdi. Şimdi ise aynı apartmanda yıllardır oturan insanlar birbirinin adını bile bilmiyor.

Mahalle bakkalı artık yok mesela. Onun yerini zincir marketler aldı. Oysa bakkal amca, çocukların harçlığını veresiye yazardı, annenin unuttuğu şeyi evine kadar getirirdi. Sıcacık bir selam, bir hâl hatır sormayla geçerdi alışveriş. Bununla alakalı bir anımı anlatmak istiyorum: Ben küçükken oturduğum mahallede küçük bir bakkal vardı. Bakkalın sahibi çok yaşlı bir amcaydı. Annem bana orayı “dede bakkal” olarak öğrettiği için, ben her oyun oynamak için dışarı çıktığımda dede bakkalına uğrar, oradan kendime yiyecek şeyler alır ve amca ile sohbet ederdim. Dede bakkalın sahibi o kadar iyi bir amcaydı ki, tüm çocukları sever, bizlerle ilgilenirdi. Paramız olmadığı zamanlarda bizlere “Sonra getir.” diye alacaklarımızı aldırıp gönderirdi. Şimdi markete giriyorsun, kasaya bir “Merhaba” desen bile karşılık alamıyorsun çoğu zaman.

Eskiden bir komşunun canı sıkkın olsa kapısı çalınırdı. Herkes herkesin ne sıkıntısı olduğunu bilir, göz önünde olmadan yardım etmeye çalışırdı. Şimdi insanlar kendi evlerinde yalnız, kendi derdiyle baş başa. Binaya girdiğin zaman, aynı asansörün içinde bile insanlar birbiriyle sohbet etmeye çekiniyor ve korkuyor. Çünkü artık kimse kimseyi tanımıyor, tanımak da istemiyor. “Kimse karışmasın” düşüncesi yaygınlaştıkça, mahalle kültürü yavaş yavaş yok oldu gitti.

Teknoloji hayatı kolaylaştırdı ama bizi de birbirimizden uzaklaştırdı. Çocuklar bile artık sokağa çıkıp oyun oynamıyor. Dışarıda, az bile olsa çocuk sesine hasret bir şekilde yaşıyoruz…

Mahalle kültürü sadece geçmişte kalan bir anı olmamalı. Çünkü o kültür, bizi biz yapan şeydi. Yabancı olan insanlar için bile Türkler konuşmayı seven, birbirine yardım eden insanlar olarak tanınırken, bizler kendi kültürümüzden, örf ve adetlerimizden kaçar olduk. Belki her şeyi geri getiremeyiz ama en azından selam vermeyi, hâl hatır sormayı unutmazsak bir yerden başlamış oluruz. Belki o zaman yeniden mahalle olur yaşadığımız yerler.