Hepimiz hayatımızın bir döneminde iyi niyetimizin suistimal edildiği anlara şahit olmuşuzdur. Kimi zaman dost sandığımız biri, kimi zaman ailemiz, kimi zaman da gerçekten sevdiğimiz biri çıkar karşımıza. Başta dostça ve masumane başlayan bu ilişkiler, zamanla menfaate ve tek taraflı bir fayda ilişkisine dönüşür. En kötüsü de bu süreçte, iyi niyetimizi suistimal edenler yüzünden insanlara karşı güvenimizin zedelenmesidir.

 

İyi niyet ve merhamet, insanın içinden gelen en önemli değerlerden biridir. İyi niyet, insana saflığı ve güzelliği öğretir; bu duygular içten gelen birer özdür. Bir insanın içinde iyi niyet yoksa, bunların hiçbirini barındıramaz.

 

Bazı insanlara bakıyorum da, içlerinde iyi niyet olmasa bile iyi bir insanmış gibi kendilerini gösterip karşı tarafa kötülük yapabiliyorlar. Bu tarz insanların çevremizde bulunuyor olması ise en kötüsü. Sen onu iyi biri zannedip her şeyini paylaşıp ona güzellikle, iyilikle yaklaşırken, onun aslında tek derdi senin ayağını kaydırmak olur. İyi niyet, aslında sınırların çizilmemesiyle suistimal edilir. Sen kendin için iyi niyetle karşı tarafa yaklaşsan da, bu zamanla sanki senin görevinmiş gibi lanse edilir. Bunun sonucunda, sen de bunu kendi görevinmiş gibi algılamaya başlayıp yapar hale gelirsin.

 

“Aman sen şöyle iyisin, sen zaten alınmazsın” gibi sözlerle seni manipüle etmeye başlarlar. Tebrikler! Artık karşı tarafa hayır bile diyemezsin. Tek bir "hayır" sözün, seni dünyanın en kötü, en iğrenç insanı yapar.

 

Bununla ilgili bir anımı anlatmak istiyorum. Eskiden dostum olarak bildiğim, onun için her şeyi yapabileceğimi düşündüğüm bir insanın, aslında beni sadece menfaati için gördüğünü fark ettim. Ben ona iyi niyetimle yaklaşırken, onun günün sonunda beni düşman olarak gördüğünü, yaptığım iyilikleri hiç görmediğini ve sürekli benim açığımı aradığını anladım. Dostluğumuzun bitmiş olması beni hayli üzse de yapacak bir şeyim kalmamıştı.

 

Bu olaydan çıkardığım en önemli ders, insanlara karşı sınır çizmeyi öğrenmek oldu. Sınırlarını iyi çizen insanların aslında daha az üzüldüğünü, daha mutlu olduklarını ve iyi niyetlerini de kaybetmediklerini gördüm. Yazımı okuyan dostlarımdan isteğim; kendi sınırlarınızı çizin. Sınırlarınızı çizin ki, kendinizden ve iyi niyetinizden bir şey kaybetmeyin.

 

Kalın sağlıcakla…