Bazı duygular insanın hayatına sessizce yerleşir. İlk başta sadece bir düşünce gibi gelir: “Ya kötü bir şey olursa?” Sonra bu düşünce başka ihtimalleri çağırır. Zihin, sanki her riski önceden hesaplamak ve her sonucu kontrol etmek zorundaymış gibi çalışmaya başlar.

Kaygı çoğu zaman tam da böyle görünür.

Aslında kaygı insanın düşmanı değildir. Temelde bizi korumaya çalışan bir alarm sistemidir. Tehlikeyi fark etmemize ve hazırlıklı olmamıza yardımcı olur. Ancak bu alarm gerçek bir tehlike yokken de sürekli çalmaya başladığında, insanı korumaktan çok yormaya başlar.

Bazen kişi daha gün başlamadan yorulur. Sabah uyanır uyanmaz aklından onlarca düşünce geçer: Bugün bir sorun çıkar mı? Yanlış bir şey söyler miyim? İşler yetişir mi? Para yeter mi? Kötü bir haber alır mıyım?

Ortada henüz yaşanmış bir olay yoktur ama zihinde çoktan birçok senaryo kurulmuştur.

Kaygılı zihin çoğu zaman “şu an”da kalmakta zorlanır. Ya geçmişte yapılan bir hataya takılır ya da gelecekte olabilecek bir ihtimalin peşine düşer. Bu yüzden kaygı yaşayan kişi yalnızca olanlarla değil, olabileceklerle de yorulur.

Kaygının en belirgin taraflarından biri kontrol etme ihtiyacıdır. İnsan her şeyi önceden düşünürse daha güvende olacağını zanneder. Her ihtimali hesaplarsa hata yapmayacağını, herkesi memnun ederse sorun çıkmayacağını düşünür.

Fakat hayat her zaman kontrol edilebilir değildir.

Bir süre sonra kişi sorun çözmekten değil, sürekli düşünmekten yorulur. Bir ihtimali çözer, zihni başka bir ihtimal üretir. Bir konuda emin olur, bu kez başka bir konuda şüphe duymaya başlar.

Burada önemli bir ayrım vardır: Kaygı, kişinin zayıf olduğunu göstermez. Çoğu zaman kişinin uzun zamandır kendini güvende hissetmeye çalıştığını gösterir.

Kaygıyla baş ederken amaç, hayatı tamamen kontrol etmek değil; kontrol edemediğimiz şeyler karşısında kendimizi daha sağlam tutabilmektir.

Bu noktada insan kendine şu soruyu sorabilir:

“Şu an gerçekten bir tehlike mi var, yoksa zihnim bir ihtimalin peşinden mi

Çünkü kaygı çoğu zaman gerçek olaydan çok, olayın zihindeki senaryosuyla büyür. Her düşünce gerçek değildir. Her ihtimal gerçekleşecek diye bir kural yoktur. Her kötü senaryo bugünün gerçeği değildir.

Eğer kaygı uzun süredir devam ediyor, kişinin günlük yaşamını, kararlarını ya da ilişkilerini zorlaştırıyorsa profesyonel destek almak önemli bir adım olabilir.

Bazen kaygıyla baş etmenin ilk adımı, kendine şu cümleyi hatırlatabilmektir:

“Şu an kötü bir şey olmuyor; zihnim beni korumaya çalışırken yoruyor.”