Kendini Sürekli Suçlu Hissetmek: Her Şey Benim Yüzümden mi?
Bazı insanlar bir şey olduğunda hemen kendine döner: “Acaba ben mi yanlış yaptım?”, “Onu kırdım mı?”, “Böyle söylemesem daha mı iyi olurdu?”, “Hayır dememem mi gerekiyordu?”
Suçluluk duygusu, insanın vicdanıyla ilişkili doğal bir duygudur. Gerçekten hata yaptığımızda, birini kırdığımızda ya da sorumluluğumuzu yerine getirmediğimizde bize durup düşünme imkânı verir. Bu yönüyle suçluluk, insanı onarmaya ve daha dikkatli davranmaya çağırabilir.
Fakat bazen suçluluk gerçek bir hatadan değil, öğrenilmiş bir yükten kaynaklanır.
İnsan bazen hayır dediği için suçlu hisseder. Dinlenmek istediği için, kendi ihtiyacını söylediği için, herkesi memnun edemediği için, birinin beklentisini karşılayamadığı için kendini kötü biri gibi görebilir. Oysa her sınır ihlali yapmak değildir. Her “hayır” sevgisizlik değildir. Her kendini seçiş bencillik değildir.
Bazı insanlar çocukluktan itibaren fazla uyumlu olmaya alışır. Kırmamak, üzmemek, sorun çıkarmamak, herkesi memnun etmek neredeyse bir görev hâline gelir. Böyle büyüyen biri yetişkin olduğunda da kendi ihtiyacını dile getirdiğinde rahatsız olabilir. Çünkü içinden tanıdık bir ses yükselir: “Sen bunu yaparsan karşındaki üzülür.”
Bu ses bazen insanı iyi niyetli yapar; bazen de kendi hayatında en sona koyar.
Suçluluk duygusunun en zor taraflarından biri, insanı sürekli açıklama yapmaya zorlamasıdır. Kişi hayır dediğinde uzun uzun nedenini anlatmak ister. Bir mesajı geç cevapladığında kendini savunur. Kendi kararını aldığında sanki birine zarar vermiş gibi huzursuz olur.
Oysa her karar başkasına göre şekillenmek zorunda değildir.
Gerçek sorumluluk ile aşırı suçluluğu ayırmak önemlidir. Gerçek sorumlulukta kişi yaptığı davranışı değerlendirir, gerekirse özür diler, telafi eder ve öğrenir. Aşırı suçlulukta ise kişi yalnızca davranışını değil, kendisini de kötü görmeye başlar. “Yanlış yaptım” demekle “Ben kötüyüm” demek aynı şey değildir.
Bu yüzden insan kendine şu soruyu sorabilir:
“Ben gerçekten bir hata mı yaptım, yoksa sadece birini memnun edemedim diye mi suçlu hissediyorum?”
Bu soru basit görünür ama birçok ilişkide önemli bir fark yaratır. Çünkü bazen suçluluk duygusu, kişinin kendi sınırlarını fark etmesini engeller. İnsan sürekli başkasını düşünürken kendi yorgunluğunu, kırgınlığını ve ihtiyacını duyamaz hâle gelir.
Sağlıklı ilişkilerde suçlulukla değil, açıklıkla konuşulur. Bir insanın sınırı, diğerinin sevgisini yok etmez. Birinin hayır demesi, ilişkinin bitmesi gerektiği anlamına gelmez. Tam tersine, sınırların görülebildiği ilişkiler daha güvenli hâle gelir.
Eğer kişi sürekli kendini suçlu hissediyor, hayır dediğinde yoğun kaygı yaşıyor, ilişkilerinde kendi ihtiyaçlarını bastırıyor ya da sürekli kendini açıklamak zorunda kalıyorsa, bu duygu üzerine çalışmak önemli olabilir.
Çünkü insan bazen gerçekten yanlış yaptığı için değil, kendini ilk kez seçtiği için huzursuz olur.
Bazen suçlulukla baş etmenin ilk adımı, kendine şu cümleyi hatırlatabilmektir:
“Birini memnun edememiş olmam, kötü biri olduğum anlamına gelmez.”