Öfke çoğu zaman yanlış anlaşılan bir duygudur. Birçok kişi öfkeyi kötü, kontrolsüz ya da zarar verici bir şey gibi görür. Oysa öfke tek başına kötü değildir. Öfke de diğer duygular gibi bize bir şey anlatmaya çalışır.


Bazen insan öfkelendiğinde sadece bağırdığını, sert konuştuğunu ya da tahammülsüzleştiğini fark eder. Ama öfkenin altında çoğu zaman başka bir duygu vardır: Kırgınlık, anlaşılmama, değersizlik, haksızlığa uğrama, sınırlarının ihlal edilmesi…
Yani öfke bazen görünen duygudur; asıl mesele daha derindedir.


Bir insan sürekli öfkeleniyorsa, bu yalnızca “sinirli bir karaktere sahip olduğu” anlamına gelmez. Belki uzun zamandır duyulmadığını hissediyordur. Belki hep güçlü durmaya çalışıyordur. Belki kimseyi kırmamak için sustukları birikmiştir. Belki de “hayır” diyemediği için içinde sürekli bir yük taşıyordur.
Öfke çoğu zaman sınırlarımızla ilgilidir. İnsan kendini fazla zorladığında, istemediği şeylere evet dediğinde, sürekli idare ettiğinde ya da kendi ihtiyacını en sona bıraktığında bir süre sonra içeride bir sıkışma oluşur. Bu sıkışma da bazen öfke olarak dışarı çıkar.


Bu yüzden öfkeyi sadece bastırmak çözüm değildir. Çünkü bastırılan öfke yok olmaz; bazen daha sert bir patlamaya, bazen içe kapanmaya, bazen de bedensel gerginliğe dönüşür.


Öfkeyle sağlıklı şekilde baş edebilmek için önce onu anlamak gerekir. İnsan kendine şu soruyu sorabilir:

“Ben şu an tam olarak neye öfkeliyim?”
Bu sorunun ardından ikinci soru gelir:
“Bu öfkenin altında hangi ihtiyacım görülmedi?”
Belki anlaşılmaya ihtiyaç vardır. Belki saygı görmeye. Belki dinlenmeye. Belki de sınır koymaya.
Elbette öfkeyi anlamak, öfkeyle yapılan her davranışı haklı çıkarmaz. Bağırmak, aşağılamak, kırmak ya da zarar vermek öfkenin doğal sonucu olmak zorunda değildir. Duygu anlaşılabilir olabilir; ama davranışın sorumluluğu yine kişiye aittir.
Tam da bu yüzden öfkeyi tanımak önemlidir. Çünkü kişi öfkesinin ne anlattığını fark ettiğinde, onu daha sağlıklı ifade etmeyi öğrenebilir. “Ben çok sinirliyim” demek yerine, “Ben şu an kendimi değersiz hissediyorum” diyebilmek ilişkilerde çok şeyi değiştirir.

Bazen insanın öfkesi, aslında uzun süredir kuramadığı bir cümlenin sesidir.
Eğer öfke sık sık kontrolü ele alıyor, ilişkileri zedeliyor, kişinin kendisini suçlu ya da pişman hissetmesine neden oluyor, iş yaşamını veya aile düzenini etkiliyorsa bu noktada profesyonel destek almak önemli olabilir.

Çünkü öfkeyi yok etmek değil, onu anlamak ve yönetmek mümkündür.


Bazen öfkeyle baş etmenin ilk adımı, kendine şu soruyu sormaktır:
“Benim burada gerçekten neye ihtiyacım var?”