Çocuklar her zaman ne hissettiklerini yetişkinler gibi anlatamazlar. Bazen üzgün olduklarını söylemek yerine ağlarlar. Kaygılandıklarını söylemek yerine öfkelenirler. İlgiye ihtiyaç duyduklarında inatlaşabilirler. Anlaşılmadıklarında ise içe kapanabilir ya da daha fazla dikkat çekmeye çalışabilirler.

Bu yüzden çocuk davranışlarını yalnızca “yaramazlık”, “inat” ya da “şımarıklık” olarak görmek çoğu zaman eksik kalır.

Çünkü her davranışın arkasında bir duygu olabilir.

Birçocuk sürekli öfkeleniyorsa, belki kendini ifade etmekte zorlanıyordur. Çok ağlıyorsa, belki baş edemediği bir duygu yaşıyordur. Sürekli anne babasına yapışıyorsa, belki güvende hissetmeye ihtiyaç duyuyordur. Derslere ilgisi azaldıysa, belki yalnızca tembel değil; kaygılı, yorgun ya da zorlanıyor olabilir.

Elbette bu, her davranışın görmezden gelineceği anlamına gelmez. Çocukların sınıra da ihtiyacı vardır. Fakat sınır koyarken çocuğun duygusunu anlamaya çalışmak, davranışı yönetmeyi kolaylaştırır.

Sadece “Bunu yapma” demek yerine, bazen “Şu an neye kızdın?”, “Seni ne üzdü?”, “Bunu yapınca bana ne anlatmak istiyorsun?” diye sormak gerekir.

Çocuklar duyulduklarını hissettiklerinde daha kolay sakinleşirler. Çünkü çocuk için anlaşılmak, çoğu zaman kontrol edilmekten daha iyileştiricidir.

Anne babalar bazen çocuğun davranışına o kadar odaklanır ki, o davranışın altında kalan ihtiyacı kaçırabilir. Oysa çocuklar da yetişkinler gibi görülmek, anlaşılmak, güvende hissetmek ve duygularına alan açılmasını ister.

Bu noktada yetişkinlerin kendine şu soruyu sorması önemlidir:

“Çocuğum bu davranışıyla bana ne anlatmaya çalışıyor olabilir?”

Çocuğun davranışlarını anlamaya çalışmak, ona sınırsız özgürlük vermek değildir. Tam tersine, hem sınır koyup hem de duygusunu görebilmektir.

Eğer çocukta uzun süredir devam eden yoğun öfke, içe kapanma, uyku sorunları, okulda zorlanma, aşırı kaygı, ayrılmakta güçlük ya da davranış değişiklikleri görülüyorsa profesyonel destek almak faydalı olabilir.

Çünkü bazen çocuklar kelimelerle değil, davranışlarıyla yardım ister.

Bazen ebeveynlikte en önemli adım şu soruyla başlar:

“Ben çocuğumun davranışını mı görüyorum, yoksa duygusunu da duyabiliyor muyum?”