Kayseri’de Dedikodu, Soğuk Servis Edilir
Kayseri’de dedikodu sıcak yenmez. Önce soğutulur, süzülür sonra şehrin tamamına yoğurtlu mantı misali ikram edilir. Çünkü bu şehirde dedikodu bile ölçülüdür.
Mesela Ege taraflarında salça kaynatan, zeytin sıkan bir siyasetçinin varlığından söz edilir. Adı yoktur ama fabrikaları vardır. Kendisi görünmez, ürünleri görünür. Ne zaman siyaset konuşulsa, biri mutlaka “o iş zeytinlikten çıktı” der, konu kapanır.
Bir başka fısıltı, Cumhurbaşkanlığı çevresine kadar uzanan evlilik hikâyeleriyle süslenir. Kayserili, tanınmış, iş dünyasında adı geçen bir figürden bahsedilir. Kayseri’de bazen akrabalık soyadıyla değil siyasi mesafeyle ölçülür.
Siyaset kulisleri daha serttir. Bir koltuk tam tutulacakken, “uygun görülmedi” denilerek başka bir yöne yönlendirilen bir isim anlatılır. Gerekçe sorulmaz, sadece “dosya kabarıkmış” denir. Kayseri’de bazen liyakat, bazen de hesaplarda bulunan para konuşur.
Boşanma hikâyeleri ise bu şehrin en pahalı suskunluklarıdır. Rivayete göre bir iş insanı, evliliğini bitirirken dudak uçuklatan rakamlar ödemiştir. Rakamın doğruluğu tartışılır ama herkes aynı fikirde: Kayseri’de boşanmak bile yatırım planı ister.
Talas tarafında dolaşan söylentiler ise neredeyse dizi senaryosu gibidir. Eski bir belediye başkanının oğluna atfedilen iddialar; piyasa, borç, tehdit ve bağ evleri arasında gidip gelir. Her anlatan başka bir bağ evi ekler, hikâye büyür. Şehir, polisiye anlatmayı sever.
Sağlık sektöründe bile fısıltılar eksik olmaz. El değiştirdiği söylenen bir merkez, ortada olduğu iddia edilen ama bir türlü bulunamayan paralar… “Gittiler ama para ortada yok” cümlesi, Kayseri’de en çok kullanılan ticari özetlerden biridir.
Burada dedikodu bir suçlama değil, bir sosyolojik faaliyettir. Herkes konuşur ama herkes dikkatli konuşur.
Çünkü Kayseri’de dedikodu yapılır;
ama isim söylenmez,
kesin konuşulmaz,
ve mutlaka bir “yanılıyorsam düzeltin” kapısı açık bırakılır.
Bu da şehrin nezaketidir.