AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahit Cıngı, Kayseri’nin tarihi ve kültürel zenginliklerini kaleme aldığı yazılarına bir yenisini daha ekledi. Kayseri’nin vadilerinde gezerken kayalara açılmış küçük oyukların ilk bakışta sıradan görünebileceğini belirten Cıngı, bu yapıların aslında yüzyıllar boyunca tarımı besleyen büyük bir sistemin parçası olduğunu ifade etti. Bugün çoğu sessizliğe bürünmüş olan bu güvercinliklerin, Anadolu insanının doğayla kurduğu akılcı ilişkinin en güzel örneklerinden biri olarak hala ayakta durduğunu vurguladı.

Başta Gesi, Talas, İncesu, Yeşilhisar ve Soğanlı Vadisi çevresi olmak üzere kentin birçok noktasında kayalara oyularak inşa edilen güvercinliklerin yalnızca kuşların barınması amacıyla yapılmadığına dikkat çeken Cıngı, asıl amacın güvercin gübresini toplamak ve bağlar ile bahçelerde doğal gübre olarak kullanmak olduğunu kaydetti. Özellikle üzüm bağları ve sebze tarımı için son derece kıymetli kabul edilen bu gübrenin toprağın verimini artırdığını ve ürün kalitesine önemli katkılar sağladığını dile getirdi.

Söz konusu yapıların dikkat çekici bir mühendislik anlayışıyla inşa edildiğine değinen Milletvekili Cıngı, güvercinlerin kolayca girip çıkabileceği küçük açıklıklar bırakılırken yırtıcı hayvanların içeri girmesini engelleyecek ayrıntıların da düşünüldüğünü belirtti. İç bölümlerde yüzlerce kuşun aynı anda yuva yapabileceği nişler oluşturulduğunu, bazı güvercinliklerin dış yüzeylerinin ise kuşları cezbetmek amacıyla dönemin ustaları tarafından çeşitli motiflerle süslendiğini aktardı.

Yüzyıllar boyunca sürdürülen bu geleneğin Kayseri’de tarımın gelişmesine katkı sağlayan önemli unsurlardan biri olduğunu altını çizen Cıngı, insan emeğiyle doğanın dengesini buluşturan bu sistemin günümüzde sürdürülebilir tarım anlayışının tarihî bir örneği olarak değerlendirildiğini ifade etti.

Günümüzde pek çoğunun zamana meydan okuyarak varlığını sürdürdüğünü kaydeden Cıngı, bu taş yapıların yalnızca eski bir üretim yöntemini değil, Kayseri insanının üretkenliğini, doğaya duyduğu saygıyı ve geleceği düşünerek geliştirdiği çözümleri de anlattığını vurguladı. Cıngı, bir şehrin en büyük hazinesinin bazen görkemli yapılarında değil, kayaların arasına saklanmış mütevazı ama anlamlı eserlerinde gizli kalabildiğini belirtti.