Bu haberimizde Eczacı Gökçe Gürlek ile cilt sağlığı ve bakımı üzerine bir röportaj gerçekleştirdik. Güneş kremlerinin yalnızca yaz aylarında değil, yıl boyunca kullanılması gerektiğini belirten Eczacı Gürlek, ürünün koruyuculuğunda SPF değerinin önemli olduğunu ancak yüksek SPF değerinin tek başına yeterli olmadığını söyledi. Güneş koruyucunun doğru ve yeterli miktarda uygulanması ve gerektiğinde yenilenmesinin de etkili korunma açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. 

Gürlek, güneş altında uzun süre kalan kişilerin koruyucularını yaklaşık iki saatte bir; yüzme, yoğun terleme veya havluyla kurulanma sonrasında ise gerektiğinde daha sık yenilemesi gerektiğini belirtti. Antioksidanların da güneş ışınlarının ciltte oluşturabileceği oksidatif stresle mücadelede önemli bir destek sunduğunu dile getirdi. 

Güneş ışınlarının cilt üzerindeki etkileri yaz aylarında daha fazla gündeme gelse de güneşten korunmanın yalnızca sıcak mevsimlerle sınırlandırılmaması gerektiğini vurgulayan Gürlek, sağlıklı bir cilt bakım rutininin çok sayıda üründen oluşmak zorunda olmadığını söyledi. Gürlek, temel olarak cilt tipine uygun nazik bir temizlik, nemlendirme ve güneş korumasının yeterli bir başlangıç oluşturabileceğini ifade etti.   

“Güneş kremi yaz-kış kullanılmalı”  

Cilt bakımında gereğinden fazla ürün kullanılmasının şart olmadığını belirten Gürlek, güneş kreminin ise mevsimsel bir ürün olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çekti. 

Gürlek, “Cildin belli başlı bir problemi yoksa bakım rutinine çok fazla ürün eklenmesi gerektiğini düşünmüyorum. Bence olması gereken şey çok basit. Cilt tipine uygun bir temizleyici, nemlendirici ve güneş koruyucu. Güneş kremi yaz-kış her zaman kullanılmalı. Çünkü kışın güneş yok gibi bir durum söz konusu değil, UV ışınlarına yıl boyunca maruz kalıyoruz” ifadelerini kullandı. 

Güneş kremlerinin üzerinde yer alan SPF değerlerinin tüketiciler açısından zaman zaman yanlış yorumlandığını belirten Gürlek, SPF değeri yükseldikçe UVB’ye karşı sağlanan korumanın arttığını ancak bu artışın SPF değerindeki sayısal artışla aynı oranda olmadığını söyledi.  

“SPF 100 kullanmak, yanlış uygulamayı telafi etmiyor” 

SPF 30, SPF 50 ve SPF 100 arasındaki sayısal farkın, sağlanan korumadaki farktan çok daha büyük algılandığını belirten Gürlek, sanılanın aksine koruyuculukta dramatik bir fark olmadığını ifade etti. 

Laboratuvar koşullarında belirli miktarda ürün kullanılarak elde edilen koruma değerlerinin günlük hayatta aynı şekilde sağlanamayabileceğine dikkat çeken Gürlek, tüketicilerin güneş kremini çoğu zaman önerilenden daha az miktarda kullandığını söyledi. 

Bu nedenle ürünün yüksek SPF değerine sahip olmasının tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Gürlek, “İsterse SPF 100 sürsün. Doğru uygulanmazsa beklediği verimi alamaz” değerlendirmesinde bulundu. 

SPF’nin yanı sıra UVA korumasına da dikkat edilmeli 

Güneş koruyucu seçiminde yalnızca SPF değerine odaklanılmaması gerektiğini belirten Gürlek, SPF’nin temel olarak UVB ışınlarına karşı korumayı ifade ettiğini söyledi. Bu nedenle ürün seçiminde SPF’nin yanı sıra UVA korumasının da bulunmasına dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. 

  “İki parmak kuralı pratik bir ölçü olabilir” 

 Güneş koruyucunun doğru miktarda kullanılmasının önemine değinen Gürlek, ürünün güneşe maruz kalan bölgelere yeterli ve eşit miktarda uygulanması gerektiğini söyledi. Yüz ve boyun bölgesi için halk arasında “iki parmak kuralı” olarak bilinen yöntemin, uygulanacak miktarı pratik olarak belirlemeye yardımcı olabileceğini ifade etti. 

 Güneş kreminin yalnızca yüze uygulanmasının yeterli olmadığını belirten Gürlek, boyun ve ellerin üst kısmının da korunması gerektiğini söyledi. Yaz aylarında açık kıyafetlerin tercih edilmesi durumunda ise vücudun güneşe maruz kalan bölgelerine de güneş koruyucu uygulanması gerektiğini kaydetti.   

“Güneş altında iki saatte bir yenilenmeli” 

Güneş kreminin ne sıklıkta yenilenmesi gerektiğinin kişinin güneşe maruz kalma durumuna ve kullanılan ürüne göre değişebileceğini belirten Gürlek, aktif olarak güneş altında bulunan kişilerin yaklaşık iki saatte bir koruyucularını yenilemesi gerektiğini söyledi. 

Özellikle deniz veya havuza girme, yoğun terleme ve havluyla kurulanma gibi durumların güneş koruyucunun ciltten uzaklaşmasına neden olabileceğine dikkat çeken Gürlek, bu gibi durumlarda ürünün yeniden uygulanması gerektiğini belirtti. 

 Günün büyük bölümünü kapalı ortamda geçiren kişilerde ise yenileme sıklığının açık havada uzun süre bulunan kişilerle aynı olmayabileceğini ifade eden Gürlek, gün içerisindeki güneş maruziyetinin ve kişisel koşulların dikkate alınması gerektiğini söyledi. 

 Gürlek, güneş koruyucuların kalıcılığının ürün formülasyonuna ve kullanılan filtrelere göre değişebileceğini belirterek, suya dayanıklı ürünlerde dahi ürünün kullanım ve yenileme önerilerinin dikkate alınması gerektiğini vurguladı. 

 Cilt korumasında antioksidan desteği 

Güneş koruyucu kullanımına ek olarak cilt bakımının antioksidan içeriklerle desteklenebileceğini belirten Gürlek, antioksidanların cilt bakımında önemli bir yere sahip olduğunu ifade etti. 

Güneş ışınları, sigara, hava kirliliği ve vücuttaki metabolik süreçler gibi çeşitli faktörlerin serbest radikal oluşumunu artırabileceğini anlatan Gürlek, serbest radikallerin artması ile antioksidan savunma sistemleri arasındaki dengenin bozulmasının oksidatif strese yol açabileceğini söyledi. Oksidatif stresin ise fotoyaşlanma, pigmentasyon değişiklikleri ve cildin kolajen bileşenlerinde meydana gelen hasarla ilişkili olabileceğini ifade etti. 

 Gürlek, “C vitamini, E vitamini, ferulik asit ve resveratrol gibi antioksidan içerikler cilt bakımında bu amaçla kullanılabiliyor. Antioksidanların güneş koruyucunun yerini tutmadığını, ancak güneş ışınlarının oluşturabileceği oksidatif stresle mücadeleye destek olduğunu söyleyebiliriz. Bu nedenle antioksidanların özellikle yaşlanma karşıtı cilt bakım ürünlerinde de yer aldığını görüyoruz. Temel amaç, serbest radikallerin oluşturabileceği zararı azaltmaya destek olmak” şeklinde konuştu. 

“Doğal olan her zaman daha güvenli olmayabilir” 

Antioksidanların doğal ürünlerden mi yoksa takviye ve standartlaştırılmış ürünlerden mi alınması gerektiği konusunda da değerlendirmelerde bulunan Gürlek, toplumda “doğal olan daha güvenlidir” algısının bulunduğunu ancak bir içeriğin doğal kaynaklı olmasının tek başına güvenli veya etkili olduğu anlamına gelmediğini söyledi. 

İlaç, kozmetik ve takviye sektöründe kullanılan içeriklerin belirli standartlar çerçevesinde sunulmasının tüketici açısından avantaj sağlayabileceğini belirten Gürlek, kişinin hedeflediği içeriği daha kontrollü bir şekilde almasının mümkün olduğunu ifade etti. 

“İnternette çok ucuzsa sorgulamak gerekiyor” 

Gürlek, röportajın son bölümünde ise takviye ve kozmetik ürünlerde internet üzerinden yapılan alışverişlere ilişkin tüketicilere önemli uyarılarda bulundu. Özellikle piyasa fiyatının çok altında satılan ürünlerin tüketicide soru işareti oluşturması gerektiğini belirten Gürlek, güvenilir satış kanallarının tercih edilmesinin önemine dikkat çekti. 

Eczacı Gürlek, “Güneşten korunmada yalnızca ambalaj üzerindeki yüksek SPF rakamına odaklanmak yerine, ürünün doğru miktarda ve doğru bölgelere uygulanması, ihtiyaç halinde yenilenmesi ve güvenilir kaynaktan temin edilmesi gerekli. Yaz aylarında olduğu kadar kış aylarında da güneş korumasının cilt bakım rutininin temel unsurlarından biri olması gerektiğini söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı.