Günümüzde düğün salonu, fotoğrafçı veya balayı gibi masraflar bulunmasa da dönemin evlilik maliyetlerinin sanıldığı kadar düşük olmadığını belirten Cıngı, o yıllardaki en büyük ekonomik yükümlülüğün kadına ödenen mehir olduğunu vurguladı.
Ortalama Mehir 4 Ton Koyun Etine Denkti
17. yüzyıl başlarına ait şer‘iyye sicillerini inceleyen Cıngı, nakdî müeccel mehirlerin ağırlıklı olarak 5 bin ile 20 bin akçe arasında değiştiğini ve ortalamanın 11 bin akçenin üzerine çıktığını ifade etti. Bu tutarın alım gücünü 1618 yılı Kayseri narh fiyatları üzerinden örneklendiren Cıngı, ortalama bir mehrin o dönem yaklaşık 4 ton koyun etinin değerine karşılık geldiğini belirtti.
Sadece Para Değil; Bağ, Ev ve İnek de Mehir Sayıldı
Mehir ödemelerinin yalnızca nakit parayla sınırlı kalmadığını aktaran Cıngı, mahkeme kayıtlarında yedi kile buğday, bağ ve hatta "bir gök inek" gibi ayni ödemelerin yer aldığını kaydetti. Dönemden örnek vakalar paylaşan Murat Cahid Cıngı, yazısında şu detaylara yer verdi:
1626 Yılındaki Dava: Raziye adlı kadının babası İbrahim, damadı Ali’nin 16 bin akçelik peşin mehri ödememesi üzerine mahkemeye başvurdu. Damadın borcun 6 bin akçe olduğunu iddia etmesine rağmen, şahitlerin dinlenmesiyle nikâhın 16 bin akçe üzerinden kıyıldığı belgelendi.
Mülk Devri: Gülsüm isimli bir kadının 8 bin akçelik mehir alacağına karşılık kendisine bir ev ve çeşitli ev eşyaları verildi.
Mehir Kadının Yasal Güvencesiydi
Mehri kadının kişisel malvarlığına ait hukuki bir alacak olarak nitelendiren Cıngı; ödenmeyen mehirlerin mahkeme kanoluyla tahsil edildiğini, kocanın ölümü durumunda terekeden öncelikle ödendiğini ve kadının vefatı hâlinde mirasçılarına devrolduğunu belirtti. Cıngı, 400 yıl önce de Kayseri'de evliliğin duygusal bir bağ olmasının yanında hukuki ve ekonomik açıdan son derece ciddi temellere dayandığını vurguladı.