MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, Finlandiya’nın NATO üyeliği ile ilgili TBMM’de yaptığı konuşmasında, “Tabii, önemli gördüğümüz bir protokol. Özellikle de daha evvel, NATO’nun kuruluşundan bu yana yani 1949’dan bugüne kadar geçen süre içerisinde toplamda 8 defa genişleme evresine sahip olmuşken bugün artık Ukrayna’da başlayan 24 Şubat 2022 tarihindeki savaş neticesinde, bir bakıma 9’uncu genişleme evresiyle karşı karşıya olduğumuz bir dönem” ifadesinde bulundu.
Özdemir, “Rusya’nın kendi gerekçeleriyle başlatmış olduğu ve ne bizim ne de küresel barış ve istikrarı önceleyen çevrelerin kabul etmediği, edemeyeceği tarzda girişilen bu askerî harekât neticesinde hem Avrupa’da hem de küresel düzeyde artık güvenlik mimarisinin çöktüğüyle alakalı görüşler yaygınlık kazanmıştır ve yine bununla alakalı süreç içerisinde her ülkenin kendi millî güvenlik algısını revize etme ihtiyacının geliştiğiyle beraber NATO gibi daha evvel geniş katılımlı ve geniş kapsamlı bir savunma ittifakının da yeni döneme dair yeni koşullarla alakalı sürece ilişkin kendisini adapte etme arzusunun olduğu karşımızda bulunan bir gerçekliktir. Bu kapsamda da yeni dönemde 2 ülkenin NATO’ya üyeliğiyle alakalı başvurusu hem NATO üyelerinin hem de NATO üyesi bir ülke olarak ülkemizin, Türkiye Cumhuriyeti’nin malumu olmuştur. Aynı çerçevede de 28 Nisan 2022 tarihinde İspanya’da gerçekleştirilen zirvede 2 ülkenin ittifaka üyeliğine ilişkin koşullarla alakalı ülkemize verilen bazı taahhütler olmuştur” dedi.
“Güvenlik paradigmamızda bu ve aynı zamanda millî savunmamızda da küresel ve bölgesel düzeyde mücadele anlamında önemli bir başlığı teşkil eden, FETÖ terör örgütü ve PKK/PYD terör örgütüyle mücadele anlamında NATO'nun da sürece eklemlenmesi ve dâhil edilmesiyle alakalı durumlar sürekli muhataplarımıza iletilmişken şimdi İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya üye olması bahsinde bu konunun artık NATO belgelerine girdiği ve NATO'nun da bu kapsamda Türkiye’nin haklı taleplerini yerine getirmeyle alakalı taahhütlerde bulunduğu gerçeği karşımızda bulunuyor” şeklinde konuşarak şunları söyledi:
İsveç'in henüz atmadığı adımlar arasında PKK-PYD terör örgütünün yanı sıra FETÖ'nün bu ülkedeki göstermiş olduğu faaliyetler geliyor. Adli mercilerimizin İsveç'te bulunan bazı FETÖ terör örgütü mensuplarının Türkiye'ye iadesiyle alakalı resmî süreci başlattıklarını biliyoruz ancak ne yazık ki İsveç yetkili makamlarının da bu sürece karşılık şimdilik olumlu bir yanıt verdiğini söyleyebilmek mümkün olmayacaktır.
Muhterem milletvekilleri, böylesi bir süreç içerisinde Finlandiya'nın NATO'ya üyeliği bizim açımızdan olumlu bir gelişmedir. Dolayısıyla, ülkemizin onay vermesiyle birlikte, bugün Gazi Meclisimizin de bu sürece onay vermesiyle birlikte NATO'ya bir yeni üyenin daha eklemlenmesi hem NATO'nun hem de uluslararası kamuoyunun gündemine gelecektir. Ancak bununla beraber İsveç'in şartları karşılayamamış olmasını hâlâ Türkiye'yle olan ikili ilişkileriyle alakalı bazı özel durumlarda kendi gündemleriyle ilgili kullanmak isteyen NATO üyesi müttefiklerimizin olduğunu görmek de işin açıkçası saygın bir devlet yaklaşımı anlayışıyla bağdaşmayacaktır, bağdaşamayacaktır. Burada Amerika Birleşik Devletleri'nin zaman zaman bu ülkeden satın almayı istediğimiz ve parasını da peşin olarak verdiğimiz F-35 savaş uçaklarından sonra gündeme gelen ve bugünlerde de hem savunma anlamındaki yetkililerimizin iki ülkenin bürokratlarının hem de Parlamento anlamında da yürütme anlamında da iki ülkenin yetkililerinin yaptığı görüşmelerde ısrarla F-35’ten sonra gündemimize gelen F-16 satışının da İsveç'in NATO'ya üyeliğine bağlantılı olarak değerlendirilmesiyle ilgili sürecin de karşısında olduğumuzu ifade etmek isterim. Burada yerine getirilmemiş olan taahhütlerin neler olduğuyla alakalı husus İsveç, Finlandiya ve Türkiye’nin arasında imzalanan memorandumla beraber sabittir. Dolayısıyla, buna yeni gündemler eklemenin olumlu ve doğru bir yaklaşım olmayacağını ifade etmek istiyorum. NATO kapsamında sergilenen temel dayanışma paradigması “Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için.” algısıysa bu anlamda Türkiye'nin millî güvenliğinin tesis edilmesine yönelik göstermiş olduğu hassasiyetin diğer ülkelerce karşılanmasının ve bunun herhangi bir şarta bağlı olmaksızın NATO bünyesinde karara bağlanan gündemler çerçevesinde şekillendirilmesinin önemli olduğunu ifade etmek istiyorum.”
